A Millî Takım'ın Uluslar Ligi karnesi

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Perspektif: Türkiye’nin bir futbol ekolüne sahip olduğundan bahsedilebilir mi? Medyada uzun yıllardır ve sıkça yer bulan bu soruya evet cevabını verenler, çoğunlukla takımın teknik açıdan güçlü ama fiziksel ve taktiksel olarak zayıf bir oyun kültürü olduğu savında birleşiyor. Biraz da buradan hareketle, Türkiye’nin skor olarak geriye düştüğü veya yeterince gol pozisyonu üretemediği maçlar, kabaca “Biz bu değiliz!” şeklinde formülize edilebilecek eleştirilerle karşılaşabiliyor. Bu eleştirilerin ne ölçüde “olan biteni” yansıttığı ve ne ölçüde "takıma biçtiğimiz değer" ile ilişkili olduğu tartışılabilir elbette. Nitekim yalnız Şenol Güneş’in ikinci dönemi için konuşacak olursak A Millî Takım'ın güçlü olduğu yönler aslında son derece açık görünüyor.
- Tarihinin en başarılı eleme grubu performansını ortaya koyarak bir maç kala Euro 2020’ye katılma hakkı elde eden Türkiye, iç saha maçlarının tamamında kalesini gole kapadı ve Belçika'yla elemelerde en az gol yiyen iki takımdan biri oldu. Takım olarak ortaya konan bu performansın yanı sıra piyasa değerleri en yüksek oyuncular da savunma hattında yoğunlaşmış bulunuyordu. Kısacası, güçlü bir savunma hattına ve iyi bir oyun disiplinine sahip olan bu takım esasında geleneksel anlatının aksi yönde özelliklerle öne çıkıyor. Fransa gibi önemli bir futbol ülkesine karşı alınan başarılı sonuçlar öncelikle takımın bu yönüyle açıklanabilir.
- Diğer yandan Andorra ve Arnavutluk gibi daha zayıf rakiplere karşı ancak son dakikalarda atılan goller, ne gibi durumlarda sorunlar yaşanabileceğine dair bazı ipuçları verdi. Mahmut Tekdemir’in ön alanda yaptığı baskı sonrası atılan ilk Şenol Güneş dönemi golü, son olarak Almanya, Hırvatistan ve Rusya maçlarında da benzer beş gol atıldığı düşünülürse yeni takımın gol bulma yöntemleri hakkında esasında önemli bir göstergeydi. Güneş’in ekibini, son derece direkt bir biçimde rakip kaleye gidebilen fakat derindeki savunmalara pozisyon üretmekte zorlanabilen bir takım olarak tanımlamak mümkün. Örneğin ilk mağlubiyetin alındığı İzlanda karşılaşması, geriden oyun kurarken yaşanan sıkıntıları göstermesi açısından da dikkat çekiciydi.
- Tüm bu özellikleri sebebiyle üst seviye rakipler karşısında görece daha iyi bir performans gösteren ve eksiklikleri genellikle daha alt seviyedeki rakiplerle oynadığı maçlarda gözle görülür hâle gelen bir millî takımın ortaya çıktığı söylenebilir. Bu bir açıdan da iyi, çünkü büyük turnuvalar için fazlasıyla ideal bir takım kimliği. Şenol Güneş’in başa geçişinden bu yana yirmi maça çıkan Türkiye, bu maçların altısını FIFA dünya sıralamasında kendinden üstte olan ülkelere karşı oynadı ve hiçbirini kaybetmedi. Ayrıca Fransa ve Rusya’ya karşı tarihindeki ilk galibiyetleri elde etti.

- Uluslar Ligi: UEFA Uluslar Ligi, uluslararası karşılaşmaların önemini yitiriyor olması ve hazırlık maçlarının yeterli rekabeti sağlayamamasına bir çözüm önerisi olarak tasarlandı ve 2018 yılında oynanmaya başlandı. Avrupa Şampiyonası’nda yer bulmakta zorlanan ülkeler için alternatif bir güzergâh sağlayan bu yeni format sayesinde Kuzey Makedonya tarihinde ilk kez, İskoçya ise 22 yıl aradan sonra bir büyük turnuvaya katılma hakkı elde etti. Diğer yandan Uluslar Ligi’nin hâlihazırda fazlasıyla yoğun olan futbol fikstürünü daha da sıkıştırdığına yönelik eleştiriler ilk günden bu yana sürüyor. Bu turnuvaya atfedilen önemin takımdan takıma farklılık gösterdiği ve Uluslar Ligi’nin genel olarak hazırlık maçlarından daha ciddi fakat Avrupa Şampiyonası elemeleri kadar ağırlığı olmayan bir atmosferde oynandığı söylenebilir. Güneş’in grubun ilk maçı öncesi düzenlenen basın toplantısında “bazı genç arkadaşlara görev vereceğini” ve “bazı oyuncuları görme şansı olacağını” söylemesi bu arada kalmışlığı onaylar gözüküyor.
- Euro 2020 elemelerinde boy gösteren oyuncuların önemli bir kısmı, 2020’de oynanan sekiz karşılaşmada daha düşük düzeyde süre aldı. Bu durumun ortaya çıkışında takımın doğal gelişim sürecinde yeni oyuncuların (örn. Caner Erkin) eklenmesi, pandemi sebebiyle kadro istikrarının iyiden iyiye zorlaşması ve pek tabii Uluslar Ligi’nin bir “deney alanı” olarak görülmesi gibi pek çok faktör etkili olabilir. Nitekim grubun diğer iki ekibi Sırbistan ve Macaristan’ın bir önceki yıllarından farklı bir biçimde üçlü savunmayla oynamaya başlaması ve ikisinin de daha sonra bu sistemi Euro 2020 play-off maçlarına taşımaları, Uluslar Ligi’nin bir test etme platformu olarak görülebildiğini düşündürüyor.
- Son mağlubiyetle Türkiye’nin bir alt lige düşmesi sonrası, Güneş’in büyük tepkilerle karşılaşacağını öngörmek zor değil. Bununla beraber eleştirileri kişiselleştirmeden teknik analiz boyutunda tutmak çok daha anlamlı olabilir. Uluslar Ligi’ndeki rakiplerinin tamamı Türkiye’ye karşı üçlü savunmayla oynadı ve bu sistem, bizzat antrenörlerinin de söylediği üzere, ciddi problemler yarattı. A Millî Takım, önde baskı yapan rakipler karşısında geriden pasla çıkmayı başaramıyor ve gol pozisyonlarını hâlâ büyük ölçüde ön alana yolladığı uzun paslarda kazandığı ikinci toplarla buluyor. Geçiş hücumlarında ve rakibin ani ters toplarında orta sahanın kolayca ekarte edilebildiği pek çok sekans yaşandı, yenen gol sayısındaki artışın önemli bir sebebi olarak da bu durum öne çıkarılabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2020 NBA Draftı, Sebastian Vettel, Chris Froome ve Gözde Kırdar. Cuma spor gündeminiz hazır.
20 Kas 2020

YAZARLAR

Güner Çalış
Güner Çalış, Bornova Anadolu Lisesi ve Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu. Lise ve üniversite yıllarında çeşitli mecralarda Premier League üzerine yazılar yazdı. Şu anda tıpta uzmanlık eğitimini sürdürüyor.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026




