Ağaçlarla kurulan bir dostluğun hikayesi: Murathan Özbek'in ‘Yanıbaşında’ sergisi

Fotoğrafçı ve yönetmen Murathan Özbek’in Yves Rocher Vakfı’nın "Yaşam İçin Ağaç Dikin" projesinden ilhamla açtığı yeni sergisi “Yanıbaşında”, doğa ile insan arasındaki görünmez bağları açığa çıkarmayı amaçlıyor.
Ağaçlarla kurulan bir dostluğun hikayesi: Murathan Özbek'in ‘Yanıbaşında’ sergisi

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Yves Rocher Vakfı’nın “Plant for Life” (Yaşam İçin Ağaç Dikin) projesinden ilhamla fotoğrafçı ve yönetmen Murathan Özbek’le birlikte hayata geçirdiği Yanıbaşında sergisi, 3-8 Aralık tarihlerinde FAAR Gallery’de sanatseverlerle buluşacak.

Sergi, izleyiciyi doğa ile insan arasındaki duygusal yakınlığa şahit olmaya davet ediyor.

‘Ağaçlarla daha önce hiç bu kadar konuşmamıştım’

1983 doğumlu Murathan Özbek, 2010 yılında Sony Dünya Fotoğrafçılık Ödülleri’nde kazandığı ödülün ardından açtığı kişisel sergiler ve koleksiyonuna eklediği Nikon, Paris ve Ipa ödülleri ile kendinden söz ettirdi. Fotoğrafçılığın yanında yönetmenlik de yapan Özbek, 2011 yılında Veysel Değertekin ile kurduğu Pomus Creative ile de başarılara imza attı. Özbek şu anda, Bilgi Üniversitesi Film Departmanı’nda fotoğraf dersleri vermeye, atölyeler düzenlemeye devam ediyor.

Yves Rocher Vakfı destekleriyle hayata geçirilen Yanıbaşında sergisi, Murathan Özbek’in sinematik anlatım dilini fotoğrafın ânı yakalayan doğası ile birleştiriyor; fark etmesek de her daim “yanıbaşımızda” olan ağaçlarla yeni bağlar kurmanın yollarını keşfediyor. 

  • Sanatçının önceki çalışmalarında da sıklıkla karşımıza çıkan ağaç teması, “Yaşam İçin Ağaç Dikin” projesinden ilhamla özgün bir anlatıyla karşımıza çıkıyor.

Sergiye hazırlık sürecini “Ağaçlarla daha önce hiç bu kadar konuşmamıştım” diyerek ifade eden Murathan Özbek ile sergisi ve fotoğrafları üzerine konuştuk.

Yönetmen, sanatçı, müzisyen olarak farklı şapkalarınız var. Bütün bunların içinde fotoğrafın sizin için ayrı bir anlamı olduğunu söyleyebilir miyiz? Dünyaya bir fotoğrafçı gözüyle bakmak sizin için ne ifade ediyor?

Çok küçük yaşlardan beri edebiyata, şiire, sinemaya; yani öykülere ve öykü anlatmaya hep hevesliydim. Fotoğraf serüvenim ise İstanbul’da sinema yüksek lisansı yaptığım dönemde annemin bana bir kamera hediye etmesi ile başladı. “Sinema yapmak istiyorsan fotoğraf da çekmelisin” demişti.

Fotoğraf, hem görme biçimimi hem de dünyayla kurduğum ilişkiyi zenginleştirdi. Konu her ne olursa olsun fotoğrafçı gözüyle yaklaşınca o konuyla aramda normalde olduğundan daha başka köprüler, anlamlar kurulabildiğini deneyimledim. Fotoğraf benim için yaşadığım dünyayı bir kez daha keşfetmenin de yolu oldu.

Serginin de merkezinde olan ağaçlarla ilişkinizi merak ediyoruz. Hem doğayla temas eden bir insan olarak hem de bir fotoğrafçı olarak ağaçlarla nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

Ağaçlar hayatımda hep vardı. Doğayla iç içe bir çocukluk geçirdim. Eski fotoğraflarıma, anılarıma ne zaman dönsem bir yerlerde bir ağaca rastlayabilirim. Doğayı hep merakla izledim; sadece bir manzara ya da fon olarak değil, yaşayan, değişen, öyküleri, duygusu olan bir şey olarak gördüm. Hem yaşamsal hem de sanatsal bir bağ kurdum onunla.

Mesela dağlara sadece “dağ” gibi bakmadım; denize de yalnızca içinde yüzdüğüm ya da kıyısında güneşe doyduğum bir yer olarak yaklaşmadım. Bu yüzden ağaç da hiçbir zaman sadece orada duran bir ağaç olmadı benim için. Farklı anlarda farklı anlamlar taşıyan ağaçlarla karşılaştım. 

Sergide fotoğraflar dışında cümleler de var. Bunlar benim ağaçlara sorduğum ya da onlara söylediğim cümlelerin bazıları. Onlardan biri "Mevsimleri en iyi sen bilirsin" mesela. Ağaçların kendi deneyimleri ve öykülerinin ne kadar zengin olabildiği üzerine çok düşündüm.

Serginin adı da ağaçların hayatımızdaki yerine atıfta bulunuyor, “yanıbaşımızda” olana farklı bir gözle yaklaşmayı teşvik ediyor. Serginin adı, ortaya çıkan işlerle birleştiğinde nasıl bir anlam ifade ediyor? Burada çevremizi algılama ve görme biçimlerimize dair bir eleştiri var mı?

Aslında serginin ismini düşünürken bu serüven boyunca ağaçlarla kurduğumuz ilişkiyi tanımlayabilecek bir sürü kelime, cümle geçti aklımdan. Ama hiçbiri duygumu tam karşılamıyordu. Bu fotoğrafları çekebilmek için çok yol yapmıştık. Şehirden uzaklaşmamız da gerekmişti. Ağaçlarla baş başa kalabileceğimiz yerlere ve zamanlara eriştiğimizde onlarla aramızda oluşan o yakınlık ve mesafesizlik isim bulma konusunda zaten beni bir yöne doğru itmeye başlamıştı. 

İnsan ancak doğaya benzeri bir çabayla yaklaştığında onun yanı başında olabilir. Doğayı düşünmeden ve onunla onu gözeten, duyan ilişkiler kurmadan doğa için bir şey yapıyor sayılmayız.

Sergi, tıpkı fotoğraf anlayışınızdaki gibi, ağaçların da bir şeyler anlattığı düşüncesinden hareket ediyor. Bu, İlhan Berk’in “Ağacın Dediği” şiirini anımsattı bize: "Bırak beni / diyor bir ağaç / bırak / konuşacağım" Peki ne diyor bize bu sergide ağaçlar?

Bu şimdi size de sürpriz olabilir. Bu hafta serginin girişinde yer alacak yazıyı hazırlıyordum. Sizden gelen soruları da okumuştum. Ve yazının içine İlhan Berk’in bu dizelerini de yerleştirdim sizin sayenizde. 

Bu dizeler benim fotoğrafla ve fotoğraf üzerinden dünyayla kurduğum ilişkiyi de açıklar nitelikte. Aslında bütün sanat, sanatçıların yaklaşımını içine alabilecek kadar geniş anlamlar içeriyor. Sanatçı için başka başka zamanlarda anlatılmayı bekleyen bir sürü duygu ve düşünce vardır. Ben de farklı zamanlarda farklı temalara odaklandım. Bu kez merkezde ağaçlar var. Ağaçlar sergide her bir izleyiciye başka başka şeyler söyleyecekler bence. O yüzden kesin cümlelerle şimdiden o ilişkiye karışmış olmayayım.

Bu sergide bulunan eserlerden iki tanesiyle Contemporary Istanbul’da da karşılaşmıştık. Bu eserler, Yanıbaşında’da nasıl bir kompozisyon oluşturuyor? Sergideki ağaçlar birbirleriyle nasıl bir ilişki kuruyor?

Fuarda sergilediğimiz fotoğraflar, aslında sergideki 24 fotoğraftan sadece iki tanesi. Hem benim hem de Ekin’in ağaçlarla kurduğu ilişkileri iyi yansıttıklarını düşünüyorum. Birinde ağaçla kurulan dostluk hissedilirken diğerinde ağaçların doğada oluşturabileceği büyüleyici görüntülerden biri var. Serginin içine serpiştirdiğim cümlelerden bir tanesi şu: 

"Yan yana olmayan ağaçların ormanı da bu."

Her biri başka bir yerden gelen bu ağaçların ormanında ya da sergisinde diyelim, birbirleriyle nasıl ilişkiler kurabileceklerine dair fikirlerim var ama birbirlerine yabancı hissedeceklerini düşünmüyorum. Doğanın bilgisi ve hafızası onlarda zaten var. Doğanın içindeki birliktelik yine kendini gösterecek diye umuyorum.

Yanıbaşında, bir serginin yanında bir proje de aslında. Bu proje için Türkiye’nin farklı yerlerine gittiniz. Bu süreçte öne çıkan anlar, keşifleriniz var mı? Süreç fotoğraflarınıza nasıl yansıdı?

Aslında ben doğa fotoğrafçısı değilim. Ama doğaya ve bu proje özelinde ağaçlara odaklanmak, onlara bu kadar zaman ayırmak, serginin ortaya çıkmasının yanında benim de onlarla ilişkilerimi yeniden şekillendirdi. Ağaçlara ulaşmak isterken de hiç görmediğim manzaralarla karşılaştım. O kadar şaşırdığım anlar oldu ki çekimlerde kendimi birçok kez bizim ekibe "Bu ne ya?" diye sorarken buldum. Tabii ki bu manzaraların bende yarattığı duyguları da taşımaya başladım. Bu sadece fotoğraflara yansımadı bence, ruhuma ve bakışıma da dokunmuştur. Ayrıca hayatımın sonuna dek ağaçlarla aramda başka bir diyalog olacağına eminim.

Sanatçı Ekin Bernay ile birlikte üretiyorsunuz, bu sergi de ortak bir çabanın ürünü olarak görülebilir aslında. Başka bir sanatçı ile ağaçları keşfetmek bu serginin anlatısına nasıl katkıda bulunuyor? Bu projede birbirinizden nasıl etkilendiniz? İletişiminiz üretime nasıl yansıyor?

Ekin ile beraber düşündüğüm ve ürettiğim tüm zamanlarda görüşümün genişlediğini hissettim. Onun bedenle, hafızayla ve duyguyla kurduğu ilişki benim görsel dünyamla öylesine uyumlu olabiliyor ki ben her seferinde başka bir heyecan duyabiliyorum. Doğa da öyledir ya, ona sürekli bakıyor olsanız da sizi şaşırtmaya devam eder sürekli. Ekin de benim için öyledir. Fikirleri, tavırları ve ifadeleri her zaman bana yeni ufuklar açar. Ve tabii ki dostluğumuz. Yaratıcılığın yolculuğunda insanın yanında böyle bir dost olması büyük şanstır.

Sergi, Yves Rocher Vakfı işbirliğiyle hayata geçiriliyor. Vakıf, 30 yılı aşkın süredir “Yaşam İçin Ağaç Dikin” (Plant for Life) projesiyle insan ile doğa arasındaki bağları görünür kılmak üzere ağaç dikiyor. Sizin yolunuz nasıl kesişti? Bu bağlamda, sizin için serginin ve eserlerin toplumsal anlamı nedir?

Yves Rocher Vakfı ile yollarımız kesiştiğinde yıllardır sürdürdükleri "Yaşam İçin Ağaç Dikin" projesi beni çok etkilemişti. "Ağaç Dikme İçin 100 Neden" manifestosunda gezinirken içimde birlikte yola koyulacak olmanın heyecanı belirmişti. Çünkü vakfın ağaçlarla kurduğu bağ, sadece doğayı korumak üzerinden değil; insanla doğa arasındaki ilişkiyi hatırlatmak üzerinden de oluşuyor. Vakfın ağaçlar ve doğayla ilgili bu kadar kararlı ve iyi bir çaba içinde olması benim için bu sergi yolculuğunda pusula görevi gördü.

Yves Rocher Vakfı hakkında1991 yılında Fransa’nın La Gacilly kasabasında Rocher ailesinin “Doğa, insanlığın geleceğidir.” inancıyla kurulan Yves Rocher Vakfı, 30 yılı aşkın süredir gezegenin iyileşmesine adanmış projeler üretiyor. Kurulduğu günden bu yana doğayı ve biyoçeşitliliği korumayı misyon edinen vakıf, bugün "Plant for Life" (Yaşam İçin Ağaç Dikin) programıyla 5 kıtada milyonlarca ağacı toprakla buluşturarak küresel ölçekte etki yaratıyor. Sadece ağaç dikmekle sınırlı kalmayan vakıf, Terre de Femmes (Toprağın Kadınları) ödülleriyle çevre için mücadele eden kadınları destekliyor; Türkiye’de ise Terra Incognita, “Sessiz Gözcüler” gibi sanat projeleriyle doğa-insan ilişkisini kültürel bir hafızaya dönüştürüyor. 

  • Yves Rocher Vakfı’nın bu yıl fotoğraf sanatçısı Murathan Özbek’le hayata geçirdiği “Yanıbaşında” sergisi ise tüm bu çabaların duygusal bir devamı niteliğinde: Ağaçlarla kurulan görünmez bağı görünür kılmayı, izleyiciye doğaya yeniden bakmayı öğretmeyi hedefleyen bir anlatı.

Not almalı: Galeri Siyah Beyaz’ın temsil ettiği sanatçı Murathan Özbek’in Yanıbaşında isimli solo sergisi, 8 Aralık’a kadar FAAR Gallery’de ziyaretçilerini bekliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Sabah Otrav

Aposto'da İletişim ve Pazarlama Sorumlusu.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR