🎸 Albüm incelemesi: The Ringo Jets, Radio Ringo


Paribu ile "Arter’de Uzun Cumartesi" nin ilki yarın
Paribu ile "Arter’de Uzun Cumartesi" yarın gerçekleşecek Paribu kültür sanat alanındaki iş birliklerine bir yenisini daha ekleyerek programıyla sanatın tüm disiplinlerini kapsayan Arter ’in “Uzun Cumartesi” etkinliklerinin sponsoru oldu.…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: The Ringo Jets, Radio Ringo
Süre: 52 dakika
Plak şirketi: Ferment Records
Yayın tarihi: 28 Nisan 2023
Ringo'nun radyosu
Temelleri 2011 yılında atılan, bas gitarsız kadrosunu gitarlarda Tarkan Mertoğlu ve Deniz Ağan, davullarda Lale Kardeş'in oluşturduğu The Ringo Jets; üçüncü stüdyo albümleri Radio Ringo'yla geri döndü.
Tommaso Colliva prodüktörlüğünde kaydedilen ilk uzunçalarları The Ringo Jets'le (2012) Türkiye'nin yerel müzik sahnesine psikedelik ve garaj rock'ın patlayıcı, lo-fi ve direkt enerjisini getiren grup, 60'lı yılların sonuyla 70'li yılların old-school rock mirasından beslenen ses manzaralarıyla öne çıktı. Motor şehri Detroit'in proto-punk devleri The Stooges ve MC5; blues rock'ın öncü kült kahramanlarından Bo Diddley; erken 80'lerin noise rock protest'leri Butthole Surfers, Hüsker Dü ve Steve Albini'nin Black Flag'i, The Ringo Jets'in safi rock 'n' roll resmini boyayan malzemeler olarak seçilebiliyordu.
Bu esin kaynaklarını bir arada kullanmak; The Ringo Jets'in Türkiye'den bir rock grubu olarak marjinlere yerleşen durumunu, 2012'den sonra Avrupa kıtasına da yayılan bağımsız ününü özetlemek için aydınlatıcı kaynaklar olarak değerlendirilebilir. Öte taraftan, son yıllarda iyice anaakımın dışına düşen ve bir yenilenme olarak yakın geçmişte Arctic Monkeys'in külliyatına; bir çıkış olarak ise günümüzde Måneskin'in isyankâr pazarlanabilirliğine sığınan rock 'n' roll'un güncel gerçekliğinde The Ringo Jets'in vadettiği bir otantiklik var. Her ne kadar bu otantiklik orijinallik mefhumuna karşılık gelmese de grubun bağımsız, kendin yap ve garajdan yaratıcılığı onları taklitçi bir nostaljinin ötesine taşıyan temel faktörler.
Bu anlamda The Ringo Jets'in diskografisi; kök saldıkları rock topraklarını zenginleştiren, o engin kütüphaneyi genişleten görece sabit bir çizgide ilerledi. 2015 yılının iki bölümlü kısaçalar serisi Evil Eye, Türkiye'nin folklorik psikedelik ses ipuçlarıyla çeşitlendi. Ancak The Ringo Jets'in Batı menşeili amatör ruhlu rock 'n' roll'u, Open Sesame'nin (2018) bir LSD trip'ini çağrıştıran kaleydoskop görselliğinde ve garaj sesli sanrısallığında bangırdayan kompozisyonuyla bir öze dönüş gibiydi. Grup, yeni albümleri Radio Ringo'yla ise ses kimliklerinin özünü korurken janrlar arası bir radyo programı sunuculuğuna soyundu.
Tarkan Mertoğlu'yla ilk defa kendi yapımcılığını gerçekleştiren The Ringo Jets, albümün miksini The Last Man Standing şarkısında Foo Fighters ve Pixies gibi isimlerle çalışmış Chris Sheldon'a, gerisinde Ozan Çanak'a, mastering'ini de 6 Grammy adaylığı bulunan Chris Athens'a teslim etti. Grup üyelerini retro bir dekor içinde geçmişten bir pasaja ışınlayan, onları analog bir radyonun önünde kadrajlayan kapak fotoğrafı Eda Arda'ya; tüm bunları bir araya getiren görsel tasarım ve sanat yönetimi ise Tayga Soysaltürk'e ait.

The Ringo Jets, Radio Ringo
Karışık kaset bir radyo programı
Radio Ringo, The Ringo Jets'in bugüne kadar yayımladığı en renkli işi. Bunun temelinde müzik kariyerlerinin ilk 10 yılında kendilerinin alemetifarikası yaptıkları garaj, punk ve psikedelik "rocker" şahsiyetlerinin tahmin edilebilir ve birbirine yakın üretimlerini geride bırakmaları var. Öte taraftan The Ringo Jets'i ilişkilendikleri müzikal esinlerin ve janrların dışına taşıyan bu yaratıcı yolculuk, grubun radikal bir dönüşümü değil; daha ziyade çekirdeklerini korudukları bir kabuk değişimini sahneye taşıdı.
3 ara (interlude) ve 2 intro'nun arasında olduğu toplam 19 şarkıyla Radio Ringo, The Ringo Jets'in bugüne kadarki en kalabalık (ve ilk defa çoğunlukla Türkçe olan) şarkı listesine ve en uzun çalma süresine sahip. Bunun sebebi; albümün akışının geleneksel uzunçalar formatından ayrılması; bunun yerine grubun kompozisyonlarına dâhil olan yeni janrların ve onların kimi öncü figürlerinin kortejine dönüşen bir radyo programı tasarımını benimsemiş olması. Bu anlamda Radio Ringo, "rock 'n' roll garajının konfor alanından" çıkan The Ringo Jets'in karışık kaset yayın yapan bir istasyon için hazırladığı kürasyon bir çalma listesi âdeta. Diğer taraftan da grubun kataloğuyla inşa ettiği müzikal personasına sadık kalırken geleceğin taze formlarına açık kapı bırakan muhtemel bir evriminin de habercisi.
Öyle ki Ringo'nun radyosu, 2 gitar ve bir davulun birlikteliğinde minimal görkemlilikler yaratan The Ringo Jets'in enstrüman çantasını büyüttüğü; hâliyle grubun süssüz enstrümantasyonunu birçok ilkle çeşitlendirdiği bir akışa sahip. Bu ilkler arasında olan; 1. ara'nın Americana/bluegrass gitarları ve Ara Beni Robot intro'sunun Krafterwerk'in synthpop klasiği The Robots sample'ı gibi geçişler/başlangıçlar, albümün radyo sunumunu kuran ses parçaları olmalarının ötesinde bir işlev ihtiva ediyor.
Zira her ne kadar bunlar kısa ömürlü ses parçaları olsa da Radio Ringo'nun bahsettiğim enstrümantasyon genişlemesinin ipuçlarını veren köprüler aynı zamanda. Örneğin, intro'sunun ördüğü patikanın üzerinden yol alan Ara Beni Robot, Tarkan Mertoğlu'nun synthesizer'ının öncülük ve rehberlik ettiği; LCD Soundsystem-vari bir indietronica şarkısı. Öte yandan (tartışmaya açık bir şekilde) 1.ara'nın yolunu yaptığı ve The Ringo Jets'in albüm boyunca sergilediği gitar müziğine alternatif yaklaşımlar silsilesi, Radio Ringo'ya baştan sona yayılan bir farklılık rüzgârı. Ve Funky gitar akorlarıyla öne çıkan Bir Damla Gözyaşı, The Ringo Jets'i Palmiyeler'le buluşturan indie pop Çilek Mevsimi, Erkin Koray'ın Elektronik Türküler'inden fırlama bir Anadolu rock marşı gibi yankılanan Şehir ve dahası; Ringolar'ın bugüne kadarki en kapsayıcı müzikal atılımlarının nişaneleri.
Seyahatinin ikinci on yılının başında The Ringo Jets; 3. uzunçalarları Radio Ringo'yla Türkçeyi, yerel indie müzik sahnesinin popüler pop rock ses motiflerini, Anadolu rock'ın mirasını, synthesizer & minimal klavyelerin yaygın kullanımıyla elektronikle-rock arasında mekik doyun oyun alanları keşfetti; janrlar arası geçişkenliğinin temasını oluşturduğu bir radyo programı konseptiyle kendini yeniden tanımladı.
Grubun "Batı'nın garajlarında" başlayan yolculuğunun beklenmedik duraklarla dolu yeni macerası Radio Ringo, bugünden itibaren çeşitli çevrimiçi müzik platformlarında yayında.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
The Ringo Jets'in karışık kaset albümü Radio Ringo, Joy Division'ın She's Lost Control şarkısının trajik öyküsü, Başrol Müzik gösterim serisinden bir The Beatles müzikali Across the Universe.
28 Nis 2023

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




