Ali Alpacar: "Kaliteli varlıklar için iştah arttı, yatırımcı büyük hacimli işlemlere yöneliyor"

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
2025 yılında Türkiye’de birleşme ve satın alma işlemleri işlem adedi bakımından bir miktar yavaşlarken, işlem hacmi konusunda farklı bir eşiğe ulaştı.
Deneyimli yatırım bankacıları, bu yıl toplam işlem hacminin Dream Games, TrendyolGO, MACFit, Hepsiburada gibi işlemlerle birlikte 10 milyar dolar seviyesini aşabileceğini tahmin ediyor. Bu seviye, geride bıraktığımız yılda adeta “ucu ucuna” denilebilecek bir seviye ile aşılmıştı. Alpacar Associates ise bu süreçte 700 milyon doların üzerinde işleme aracılık ederek, en yüksek işlem hacmine sahip anlaşmalara aracılık eden şirketler listesinde dördüncü sıraya oturmayı başardı.
Peki bu yıl Türk M&A piyasasında en çok hangi sektörler öne çıktı, yabancı ilgisi ne durumda ve bu trendin gelecek yıl da sürmesi bekleniyor mu? Alpacar Associates Yönetici Ortağı Ali Alpacar, M&A piyasasında 2025 yılına ilişkin görüşlerini ve gelecek yıllara ilişkin beklentilerini Aposto ile paylaştı.
“Kaliteli varlıklar için iştah arttı, yatırımcı büyük hacimli işlemlere yöneliyor”
Türk M&A piyasasının 2025 yılında nasıl seyrettiğine dair sorumuzu, “2025 yılında Türkiye M&A piyasasında önceki iki yıla kıyasla belirgin bir toparlanma ve seçilmiş işlemlerde ölçek büyümesi görüyoruz” diyerek yanıtlayan Alpacar, makro belirsizliklere rağmen özellikle kaliteli varlıklar için yatırımcı iştahının arttığını, hem stratejik alıcıların hem de finansal yatırımcıların daha büyük hacimli işlemlere yöneldiğini gözlemlediklerini söyleyerek, “2025 yılında teknoloji, tüketici ve hizmet sektörlerinde hem girişim fonlamaları hem de olgun şirket işlemleri açısından yüksek adetli ve büyük ölçekli bir M&A aktivitesi görüyoruz. Özellikle operasyonel olarak güçlü ve sürdürülebilir büyüme vadeden şirketlerin yatırımcı nezdinde daha fazla öne çıktığını söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Bu yıl en çok öne çıkan sektörlerin teknoloji, tüketici odaklı hizmetler ve finansal teknolojiler olduğunu ifade eden Alpacar, “Orta vadede ise Türkiye’nin jeostratejik konumu ve ticaret koridorlarındaki dönüşüm nedeniyle lojistik, limanlar ve lojistik altyapısı önemli bir potansiyel barındırıyor. Ayrıca genç nüfusun tüketim alışkanlıkları doğrultusunda hızlı tüketim, eğlence, spor ve yaşam tarzı odaklı ürün ve hizmetlerin büyümesini bekliyorum. Avrupa’daki üretim kaymalarını da dikkate aldığımızda, özellikle makine ve endüstriyel ekipman alanındaki Türk şirketlerinin rekabetçiliğinin güçleneceğine ve satın alma açısından daha cazip konuma geleceğine inanıyorum” dedi.
Önümüzdeki dönemde M&A hacminde artış beklediğine de dikkat çeken Alpacar, “Türkiye geniş ve dinamik nüfusu sayesinde güçlü bir tüketim pazarına sahip olmayı sürdürüyor. Aynı zamanda coğrafi konumu, nitelikli iş gücü ve üretim kabiliyeti nedeniyle bölgesel bir üretim üssü rolünü koruyor. Makro politikalardaki istikrar arayışı, kurumsal yönetim kalitesinin yükselmesi ve yatırımcıların kaliteli varlıklara yönelimi, önümüzdeki birkaç yıl için M&A aktivitesini destekleyen ana unsurlar olarak öne çıkacaktır” ifadelerini kullandı.
“Yabancı ilgisinin belirgin şekilde arttığını gözlemledik”
Türk şirketlerine yabancı yatırımcı ilgisinin son iki yılda güçlü olduğunu ve yabancının en büyük yatırımları özellikle teknoloji sektöründe yaptığını ifade eden Alpacar, şöyle konuştu:
“Yabancı yatırımcı ilgisinin özellikle 2024–2025 döneminde yeniden belirgin şekilde arttığını gözlemledik. 2025’te, bizim danışmanlığımızda, MAC’in Polonyalı Benefit Systems’a 432 milyon USD ile satışı, kaliteli operasyonlara ve güçlü finansal yönetime sahip şirketlere olan ilgiyi net biçimde yansıtıyor. Bunun yanında teknoloji sektörü Türkiye’nin en sıcak alanı olmaya devam ediyor. UBER’in Trendyol Go satın alımı, Dream Games’e önemli finansal yatırım ve Paxie Games’in Güney Koreli bir gruba satışı bu trendin güçlü örnekleri.”
Yabancı yatırımcının Türkiye’de yatırım yapma kararı verirken sorduğu ilk soruların Türkiye’deki iş yapma kültürü ve yasal zemine dair olduğunu söyleyen Alpacar, “Türkiye’nin iş kültürü Batı standartlarına son derece yakın; uzun yıllardır burada faaliyet gösteren global şirketlerin varlığı sayesinde güçlü bir yönetim kadrosu ve yetkin insan kaynağı bulunuyor. Pozitif tarafta Türkiye’nin esnek üretim kabiliyeti, hızla ölçeklenebilme yeteneği ve karmaşık operasyonları yönetme becerisine yönelik algı son yıllarda belirgin şekilde güçlendi. Ayrıca genç ve teknik açıdan yetkin iş gücünün yeni teknolojileri hızla benimseyebilme kapasitesi yatırımcıların dikkatini çekiyor. Negatif tarafta ise küresel yatırımcıların makro oynaklığa dair hassasiyetleri geçmişe göre daha yüksek; bu nedenle daha fazla veri, şeffaflık ve güçlü kurumsal yönetim talep ediyorlar” dedi.
“Türkiye’nin stratejik konumu, bölgesel üretim ve dağıtım merkezi olma kapasitesi ve genç nüfusun yarattığı dinamizm, global sermaye için güçlü ve sürdürülebilir bir hikâye sunuyor. Ucuzluk odaklı değil; yetkinlik, ölçeklenebilirlik, teknoloji adaptasyonu ve operasyonel verimlilik üzerine kurulu bir Türkiye anlatısının global yatırımcı nezdinde çok daha güçlü karşılık bulduğunu görüyoruz. Ayrıca yerel tüketim etrafında fiyatlama gücü olan piyasa lideri şirketlere de ilgi seviyesi yüksek.”
5-7 yıl içinde “exit” hayal eden bir girişimci ne yapmalı?
“Türkiye’de şirket kurup büyüten bir girişimci, 5–7 yıl sonra exit hayal ediyorsa bugünden neyi doğru kurgulamalı?” sorumuza da yanıt veren Alpacar, “İlk günden itibaren finansal kayıtların düzenli, şeffaf ve karşılaştırılabilir tutulması kritik. Düzenli finansal raporlama kadar operasyonel metriklerin de sistematik şekilde izlenmesi ve finansal sonuçlarla ilişkilendirilebilmesi gerekiyor” dedi ve “Şirket boyutuna göre finansalların bağımsız denetimden geçmesi, yöneticilere tanınan uygun otonomi sayesinde organizasyonun sahiplik değişse bile kilitlenmeden sürdürülebilir olması büyük önem taşıyor. Ayrıca global trendleri takip eden, esnek, ölçülebilir ve teknolojiyle entegre iş modelleri yatırımcı nezdinde değer yaratıyor” diye de ekledi.
“Hedefimiz global bankalarla aynı kalitede danışmanlık sunmak”
Alpacar Associates’i yaklaşık 14 yıl önce kurduklarını, bunun öncesinde ise 20 yıl boyunca Türkiye’de faaliyet gösteren global yatırım bankalarında halka arz, M&A ve yapılandırılmış finansman işlemlerini en üst düzeyde yönetme fırsatı bulduğunu vurgulayan Alpacar, “Alpacar Associates’da hedefimiz, global bankalarla aynı kalite ve titizlikte M&A, yapılandırılmış finansman ve sermaye piyasası danışmanlığı sunmak. Yurtdışı çözüm partnerlerimizle projeleri birlikte yürüterek hem know how hem de global ilişki ağlarını müşterilerimize amade ediyoruz. Bu marifetle, uluslararası/Türk gruplar ve finansal yatırımcılarla tekrarlayan bazda çalışıyoruz” dedi.
“Yakın dönemde MAC’in rekabetçi bir süreç sonucunda Avrupa merkezli stratejik bir alıcıya satışında olduğu gibi, halka açık Polisan Holding’in yerel bir yatırımcıya devrinin doğru şekilde yapılandırılmasında da sürece yön veren taraf olduk. Bu işlemler, Alpacar Associates’in masaya getirdiği analitik derinliği, süreç yönetim kalitesini ve fark yaratan yaklaşımını somut biçimde ortaya koyuyor. Halen yürüttüğümüz çok sayıdaki projede de aynı yüksek standartla hareket ederek danışanlarımıza rekabette gerçek bir avantaj sağlıyoruz. Uzun yıllardır birlikte çalışan deneyimli ekibimizle önümüzdeki dönemde çok daha fazla sayıda işleme imza atacağımıza inanıyorum.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR


