Alpine F1 takımının kökleri ve hedefleri

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Dünyadaki ilk otomobil yarışı, Fransa'da düzenlenmiştir. Motor sporlarının kökeni Fransa’dır diyebiliriz. Yeni Alpine F1 takımı, Fransa’da başlayan otomobil yarışları serüveninin bayrağını devraldı.
Otomotivde iyi bir marka yaratmak çok zahmetlidir. Fakat yaşanan zorlukların ödülü olarak yaratılan markaların ömürleri uzun olur. Marka, bazen üretime ara verse dahi hafızalardan kolayca silinmez. Alpine de o markalardan biri. 1990’larda üretimini durdursa da 2017’den itibaren yeniden üretime geçen Alpine, otomobilseverlerce “iyi” olarak hatırlanıyor. Alpine markası, Renault’nun yeni CEO’su, otomotiv sektörünün parlak yöneticisi Luca De Meo’yla yeniden yapılanıyor. Luca da bir efsanenin kolay kolay unutulmayacağını düşünüyor olmalı ki görevine başlar başlamaz Alpine’ı daha da canlandırmak üzere kollarını sıvadı.
- Amaç: Motor sporlarının bir numarası Formula 1’i kullanarak dünya markası bir Alpine yaratmak. Yeni CEO, ekonomik anlamda zor bir dönem olmasına rağmen arka arkaya zor kararlar alıyor. İşin en güzel yanı, sportif kararlarının tamamına yakını için zekice, cesur ve doğru diyebiliriz.
- Kararlar: Mesela Renault adının F1’den çekilerek Alpine olması ve Renault grubunun başarılı stratejisti Laurent Rossi’nin, Alpine CEO’luğuna getirilmesi alınan zekice kararlardan bazılarıydı. Ayrıca verilen doğru kararlardan birisi de 2016'dan bu yana Renault Sport Racing'in başkanlığı görevini yürüten Jérôme Stoll’un gönderilmesi; yerine FIA’de de çalışmış, parlak mühendis Budkowski’nin atanmasıydı. Diğer doğru karar ise arzulanan başarıyı kazanamayan takım patronu Cyril Abiteboul’la yolların ayrılmasıydı. Boşalan bu göreve MotoGP’nin efsane takım patronu Davide Brivio’nun atanması cesur bir karar olarak nitelendirilebilir. Brivio, MotoGP’nin diğer efsane ismi Valentino Rossi’nin başarılarında büyük pay sahibi ve Rossi’nin en yakın arkadaşlarından. Brivio’nun atanmasını cesur bir karar olarak nitelendirme nedenim, kendisinin F1 tecrübesi olmaması. Yine de yeni CEO, ona çok güveniyor. Öte yandan alınan diğer cesur karar, Fernando Alonso ile anlaşılmasıydı. Alonso’nun hızı düşünüldüğünde, onunla anlaşılmasını cesurdan ziyade mantıklı olarak görmek lazım belki. Ama Alonso’nun iki yıl aradan sonra dönmesi ve yaşından dolayı reaksiyon hızının yavaşlama olasılığı bazı riskleri beraberinde getiriyor. Alonso’nun yönetilmesi zor bir pilot olması da tehlikeyi artırıyor.
- İlginç tesadüf: Fernando Alonso, Valentino Rossi’nin eski nişanlısı Linda Morselli’yle birlikte. Linda ve Valentino, Linda’nın isteğiyle kavgalı olarak ayrılmıştı. İkili o günden beri görüşmüyor. Valentino Rossi’nin en iyi arkadaşlarından biri olan Davide Brivio'nun, Alonso’nun yeni takım patronu olması ilginç bir tesadüf. Elbette herkesin profesyonel olması bekleniyor. Fakat bir sorun yaşanırsa Akdeniz iklimi insanları olan ikilinin tamamen duygularından arınarak hareket etmesi kolay olmayabilir.

- Lansman: Tüm iyi kararlara rağmen Alpine markasının tanıtımında bir eksiklik vardı: Renk şablonu. 1900’lerin başından itibaren düzenlenen uluslararası yarışlarda, araba markaları ülkelerini temsil ederlerdi. Almanya kökenli markalar beyaz (sonra gümüş), Birleşik Krallık merkezli ekipler yeşil, İtalya kökenli markalar kırmızı ve Fransa kökenli ekipler mavi renklerle yarışırdı. Bu durum, “livery” diye ifade edilen, sponsorluk renkleri Formula 1’e girene kadar devam etti. 1968’de özel takımlardan Team Gunston ilk defa sponsor renklerindeki “livery” ile piste çıkarak bayrak renginde araba dönemini sarstı. Ardından da Lotus, livery ile yarışan ikinci takım (ilk fabrika takımı) oldu.
- Livery’ler kısa sürede “moda” (aslında sponsorlar açısından bir gereklilik) olsa da özellikle fabrika takımları, kökleriyle bağ kurmaya devam etti. Ferrari hep kırmızı oldu (bir sezon hariç), Mercedes 30’lardan itibaren griydi, Jaguar yeşildi. Renault ise markanın renkleriyle; sarı, siyah, beyazla yarıştı. Alonso döneminde, Fransa’nın motor sporlarındaki ulusal rengi olan mavi de arabaya entegre edildi.
- Beklentiler: Geçtiğimiz günlerde tanıtılan Alpine livery’siyse biraz geçmişten kopuk geldi. Alpine markasının logosu olan mavi renkli “A” harfinin yerini beyaz bir “A” almış. Renault’nun sarısından eser kalmamış. Arabaya Renault’nun ambleminde en az kullanılan siyah renk hakim olmuş. En hakim renk olmasını beklediğim mavi, incecik bir çizgi olarak yer almış. Fakat Alpine’in tasarım direktörü Antony Villain, tasarımla ilgili bir ipucu verdi ve “Sezon başlarken bazı renkleri değiştireceğiz.” dedi. O nedenle renkler konusunda umutlu olmaya devam etmeliyiz. Alpine takımı; yeni adı, yeni yönetim kadrosu ve pist üzerinde güçlü bir Alonso’yla (ve umarım Ocon da ona uyum sağlar) 2021’i geçiş yılı olarak yaşayarak 2022’ye bomba gibi giriş yapabilir. Güçleri şampiyonluk için yeterli olur mu? Bilmiyoruz, ama umutla bekliyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta gündemimizde momentum bulan yeni Arsenal ve James Harden takası sonrası Brooklyn Nets var.
22 Oca 2021

YAZARLAR

Fırat Keskin
Hobisini meslek haline getirmeyi başarmış nadir şanslı insanlardan. Formula 1 analisti ve otomotiv sektöründe danışman.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.




