Apple Mercek Altında: App Store ve Antitröst
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Geçtiğimiz haftalarda Basecamp’in yeni e-posta hizmeti Hey.com yayına girmesiyle heyecan yaratırken daha büyük bir meseleyi kamuoyu ile paylaştı. Apple’ın şirkete App Store üzerinden üyelik sunmamaları hâlinde Hey.com uygulamasını kaldıracağını iletmesi ve aynı gün Avrupa Komisyonu’nun Apple’a yönelik başlattığı incelemeler, Apple’a karşı antitröst konularını tekrar manşetlere ve Twitter'a taşıdı.

- Anlaşmazlık nerede? App Store’a yüklenen uygulamalar uzun süren, sıkı denetimlerinden geçerek yayına alınabiliyor. Bu şartlardan bazıları, uygulamaların Apple’ın ödeme kanalları üzerinden hizmetler sunmasını zorunlu kılıyor ve satın almalardan %30’a kadar kesinti alabiliyor. Belirli uygulamalar için istisnalar mevcut. App Store dışından da ödeme kanalları sunulabilse de App Store kanalı mevcut olmak zorunda. Örneğin Spotify, App Store pratiklerinden şikayet ettiği süreçte “Apple vergisi” sebebiyle App Store üzerinden üyelikleri daha pahalı sunmak durumunda kaldığı belirtmişti. Hey.com örneğinde de sorun mevcut uygulamanın yalnızca kendi ödeme sistemini kullanması.
- AB kapıda: Geçtiğimiz yıl Spotify’ın Avrupa Komisyonu’na çağrısı ve yürüttüğü “Time to Play Fair” kampanyası tam da bu günlerde karşılık buluyor gibi görünüyor. Komisyon, yaptığı açıklamada Apple’a yönelik 2 farklı antitröst soruşturmasına başladığını duyurdu. İlk soruşturmaya tabi olan pratikler arasında ödeme kanalı zorunlulukları ve komisyon ücretleri var. Diğer soruşturmanın ise Apple’ın “temassız” ödeme işlemlerini yalnızca Apple Pay’a açması konusunda olduğu duyuruldu. Şirket ise yaptığı açıklamada kullanıcılarının güvenliğine ve pratiklerin herkes için geçerli olduğuna vurgu yapıyor.
- Diğer mağdurlar: The New York Times'ın haberine göre nisan ayında Android versiyonu yayına giren Facebook Gaming, Apple tarafından, farklı sebeplerle, en az 5 defa ret yemiş durumda. Habere göre şirket, son olarak uygulamanın oyun içermeyen bir sürümünü düşünüyor. E-kitap mağazası Kobo komisyonlar sebebiyle Apple Books ile rekabet edemediğini ifade ederken Tinder, Epic Games ve 1998’de antitröst ile tanışmış olan Microsoft da sürece olan desteklerini ifade edenler arasında.
- 519 milyar dolar: Miktar, tam da anlaşmazlık haberlerinden bir gün önce, Apple’ın açıkladığı üzere, 2019 yılında App Store üzerinden gerçekleşen bütün satışları ifade ediyor. Yayımlanan rapora göre bu miktarın %85’inden fazlası geliştiricilerin cebine giriyor.
Apple’ın başarısının ardında yalnızca dokunmatik arayüz ve kullanıcı deneyimine getirdiği yenilikler değil, App Store ile getirdiği uygulama deneyimi de önemli pay sahibi. iOS ve App Store ile beraber tek tık ile; kullanıma hazır, cihazınızı bozmayacak, güvenli uygulamalar anında kullanıcıların erişimine sunulmaya başlandı. Ancak 2020'li yıllara gelinmesiyle Apple, sunduğu bu hizmete karşılık daha önce aldığı komisyonları alamama durumunda kalabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta odağımızda Apple’ın her yıl düzenlediği Dünya Geliştiriciler Konferansı 2020 (WWDC), App Store ve platformdaki uygulama tarafları arasındaki çatışma ve çok daha fazlası var.
25 Haz 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir sohbet robotunun hayatımızı kolaylaştırması, onu geliştiren şirketlerin gelecek planlarına onay verdiğimiz anlamına mı geliyor? Yapay zeka, insanın yerini almak için mi, yoksa insanın kapasitesini genişletmek için mi geliştiriliyor? Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu’nun son dönemdeki açıklamaları bu sorulara odaklanıyor.

Televizyonda sunucuların “50 milyon bizi izliyor” dediği günlerden herkesin kendisi için üretilmiş başka bir içerik akışında yaşadığı "yankı odaları" dünyasına geldik. Sosyal medya ortak metni parçaladı, üretken yapay zeka ise kişiselleştirmeyi başka bir aşamaya taşıdı. Peki bu ortamda kitle iletişimi tamamen öldü mü? Belki de buradaki asıl krizi erişimin azalması değil, ortak gerçekliği kuran sistemlerin giderek daha az hesap verebilir hâle gelmesi olarak okumalıyız.

Kanada’da bir okul saldırganının ChatGPT hesabının sekiz ay önce şiddet içerikli kullanım nedeniyle işaretlendiğinin ortaya çıkması, sohbet botlarının kullanıcılarını ne ölçüde izlemesi ve hangi noktada yetkililere bildirmesi gerektiği tartışmasını büyüttü. British Columbia’nın OpenAI’a karşı açtığı dava, mahremiyet ile güvenlik arasındaki sınırın nerede çizileceğini tartışmaya açarken Türkiye’de okul saldırıları sonrası alınan önlemler benzer bir sorunun başka bir yüzünü gösteriyor.

Yapay zekanın insanlığı yok edeceğine dair felaket senaryoları, genellikle kontrolden çıkan süper zekalara ve “katil robotlara” odaklanıyor. Oysa uzmanların daha olası gördüğü risklerin çoğunda yapay zeka tek başına hareket etmiyor. Özellikle beş olası senaryo, kontrol zincirini geri dönüşü olmayacak şekilde kırma potansiyeli taşıyor.

Yapay zeka patlamasının da etkisiyle artık ürünlerin pazarlama materyallerinde sürekli aynı kelimeler tekrarlanıyor: Ajan tabanlı, AI destekli, kurumsal düzeyde, akıllı, uçtan uca, yeni nesil, ekosistem… Yıllar önce pazarlama ekiplerinin temel problemi, insanların üründen haberdar olmasını sağlamakken bugün bunun önünde çok daha kritik bir problem yer alıyor: İnsanların ürünün ne olduğunu anlamasını sağlamak.



