

Türkiye'nin en kapsamlı kripto para platformunda %0 komisyon fırsatı: Cointral Tarih; halkın dünyanın en büyük ve en eski kapalı çarşılarından biri olan Kapalı Çarşı'nın esnafına duyduğu güvene dair anekdotlarla dolu... Yıllar içinde altın ve dövizin merkezi hâline gelen Kapalı Çarşı, bugün o güvenin aynısını vadeden ve geleceğin yatırım araçlarından birini erişilebilir kılan bir dükkâna ev sahipliği yapıyor: Cointral. Cointral, kripto para dünyasını keşfetmek isteyen herkese güvenli, hızlı, kapsamlı bir platform ve beş ayrı noktada faaliyet gösteren şube sunuyor. Alanında yetkin ve sektöre hâkim profesyoneller tarafından kurulan Cointral, yıl sonuna kadar TL-Kripto işlemlerinde komisyon almıyor. Nedir? 2018 yılından bu yana iki aşamalı doğrulama, güvenli soğuk cüzdan ve kullanıcı odaklı destek avantajlarıyla kullanıcı güvenliğini ve konforunu önceleyerek faaliyet gösteren Cointral; Kapalı Çarşı, Kadıköy, Ankara, Gaziantep ve Dubai şubeleriyle hizmet veriyor. Beklenenden fazlası: Vizyoner ve öncü bakış açısıyla en iyi olma hedefini benimseyen Cointral, Türkiye'nin en kapsamlı kripto para platformu olarak kredi kartı ile kripto para alım satımı, yüksek hacimli işlemler için tezgâhüstü OTC ile güvenli ticaret ve saniyeler içinde takas imkânı sunan Hızlı Takas özellikleriyle "Beklenenden fazlası" sloganının hakkını veriyor. Neden avantajlı? Bitcoin, Ethereum, Litecoin, Tron, Ripple başta olmak üzere 200'ün üzerinde kripto para listeleyen Cointral, TL-Kripto işlemlerinde yıl sonuna kadar komisyon ücreti almıyor. Öte yandan Cointral'in referans sistemiyle arkadaşlarını platforma dâhil eden kullanıcılar, kazandırdıkları üyelerin yaptıkları her işlemden %25 işlem geliri kazanıyor. Nasıl? Cointral'de Türk Lirası yatırarak %0 komisyonla 7/24 alım satım yapmaya başlamak için bu adres üzerinden kaydolmak, hesabı doğrulamak ve hesaba para yatırmak yeterli oluyor.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Apple, Ağustos 2021’in sonlarına doğru bazı geliştiricilerin toplu davası kapsamında App Store politikalarında bazı tavizler vermeyi ve geliştiricilere toplam 100 milyon dolarlık bir ödeme yapmayı kabul etti. Şirket ayrıca küresel çapta yılda 1 milyon dolar ve daha azını kazanan geliştiricilerden, App Store üzerinde gerçekleşen satın almalardan %30 yerine %15 komisyon alacağını açıkladı.
Bu gelişmeleri Apple’ın birkaç gün sonra; Spotify, Netflix gibi uygulamaları ilgilendiren yeni bir geri adımı izledi. Son tavizle bu gibi uygulamaların App Store dışındaki başka ödeme yolları hakkında bilgi ve bağlantı verme yolu açılmış oldu.
Geliştiricileri pek tatmin etmese de bu kazanımlar; yıllardır süren, Apple ile Epic Games, Spotify, Match Group gibi devleri karşı karşıya getiren, Avrupa Birliği, Japonya ticaret otoritesi gibi kurumların gündemine taşınan antitröst suçlamalarının sonucunda geldi.
Geri sarıyoruz…
Apple'ın App Store'daki hâkimiyetini kullanarak App Store üzerinden yapılan ödemelerde geliştiricilere yansıttığı %30'luk komisyonun inovasyonu engellediğini ve tüketici tercihlerini kısıtladığını ilk dile getirenler arasında Spotify yer alıyordu. Şirket, Apple’ın kesintisinin Spotify Premium fiyatlarını artıracağını, bu durumun da Spotify’ın rakibi Apple Music’e dolaylı da olsa avantaj olarak yansıyacağını düşünüyordu. Mart 2019'da Spotify bu şikâyetlerini bir dava dosyasına dönüştürdü ve Avrupa Birliği'ne sundu. Takvimler Mayıs 2019'u gösterdiğinde Avrupa Birliği'nin resmî bir antitröst soruşturması başlatacağı söylentileri yayılmaya başlamıştı.
Kanada merkezli, e-kitap okuyucu üreticisi Rakuten Kobo da 2020 ortalarında elektronik kitap alışverişlerindeki komisyonlardan rahatsız olup Apple politikalarını eleştirenler arasına katıldı. Rakuten'i Tinder ve Hinge gibi flört uygulamalarının sahibi Match Group ve Fortnite video oyununun yaratıcısı Epic Games izledi. 2020 yazında oldukça hararetlenen bu konuda resmî soruşturma haziran ortasında, Apple'ın App Store politikalarıyla AB rekabet kurallarını ihlal edip etmediğini araştırmak üzere AB tarafından başlatıldı.
Tüm bunlar yaşanırken Apple hâlihazırda rekabet otoritelerinin dikkatini çoktan çekmiş; Fransa tarafından 1,2 milyar dolar cezaya çarptırılmış, ABD'deki düzenleyiciler tarafından "monopoli" olmakla suçlanmıştı. Apple diğer yandan Amazon gibi "premium" hizmetlere bazı istisnalar tanıyordu ki bu durum da diğer şirketlerin hiç hoşuna gitmiyordu.
İşler Epic Games'in sevilen video oyunu Fortnite'a kendi ödeme sistemini entegre etmesi ve bu sayede Apple'ın komisyon kesintisinden kurtulmasını takiben App Store'dan silinmesiyle iyice karıştı. Epic Games hem yasal yolları hem de iletişim kanallarını kullanarak Apple hakkındaki şikâyetlerini yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Epic Games aslında App Store'un kendisi için ne anlama geldiğini biliyordu, öyle ki resmî açıklamalarda on yıldır ekosistem olanaklarından yararlandığı App Store'a minnetini dile getirmekten kaçınmıyordu. Yine de şirket aslında bu hamlesini, dijital ürün ya da hizmet satışı gerçekleştiren tüm geliştiriciler için, platform kurallarını açıkça ihlal etmek için yaptığını söylüyordu. Bir diğer deyişle Epic, bu durumdan muzdarip geliştiricileri sesi olmak gibi bir amaç taşıyordu. İş, Epic Games’in mağazadaki geliştirici hesabının engellenmesine, Epic’in kendi mağazasına Spotify, Brave, Discord gibi uygulamaları dâhil ederek bir uygulama mağazası olma yolunda adımlar atmasına kadar ilerledi.
Diğer yandan Güney Kore geçtiğimiz günlerde radikal sayılabilecek bir adımla kamuoyunda "Anti-Google Yasası" olarak bilinen bir yasayı geçirerek App Store ve Play Store'un geliştiricilere mağazalara ait ödeme yollarını kullanmaya zorlamasını yasakladı. Tim Cook duruşmalara çıktı, şirket bu kuralları kullanıcı gizliliği ve güvenliği için sürdürmek zorunda olduklarını vurguladı. Spotify başta olmak üzere şirketler de %30 komisyonun eskiden olmadığını, Amazon gibi şirketlere sağlanan imtiyazların bu açıklamaları boşa çıkardığını savunmayı sürdürdü.
Bu adımlar neden memnun etmiyor?
Teknoloji camiası, Apple'ın geliştiricilere yalnızca kullanıcılara daha avantajlı fiyatlar için bir tanıtım e-postası göndermelerine izin verdiğini söyleyerek tanıtım e-postalarını kullanıcılara açtırmanın bugünkü zorluğundan hareketle Apple'ın tavizlerinin yeterli olmadığını düşünüyor. Spotify da Apple'ın Apple Music servisi için App Store'a bir komisyon ya da ücret ödemesi gerekmediğini, bunun da adil olmayan bir rekabet yarattığını düşünüyor.
ABD'de bu konuyla yakından ilgilenen Senatör Amy Klobuchar da Apple'ın bu adımını küçük bir adım olarak niteliyor ve birkaç uygulama mağazasının rekabete, kullanıcılara, geliştiricilere zarar verdiğini savunmayı sürdürüyor.
Spotify'ın hukuk şefi Horacio Gutierrez, adımları memnuniyeti karşıladıklarını belirtse de yeterli olmayacağını vurguluyor.
Kazanımlar ne gösteriyor?
Apple tavizlerini açıkladıktan sonra Spotify hisseleri %6, Netflix hisseleri %1, Match Group hisseleri %6 ve Bumble hisseleri %4 artış gösterdi.
Teknoloji şirketleri son yıllarda mahkeme salonlarında, jürilerin karşısında daha çok görülür hâle geldi. Yine de Facebook'un seçimlere müdahalede araçsallaştırılması gibi daha "ciddi" konular düşünüldüğünde geri planda kalması muhtemel görülen %30'luk komisyon tartışmasının Epic Games vakasıyla antitröst yaklaşımlarında bir değişime öncü olduğuna dair yorumlar yapılıyor.
Spotify ve Epic Games gibi şirketler argümanlarından vazgeçmiyor, kolay ikna olacağa benzemiyor ve geliştiricilerin uygulama mağazaları karşısındaki temsilciliğini üstlenerek hâlihazırda antitröst kavramını yakından takip eden ticaret otoritelerinin dikkatini bu konu üzerinde tutmayı sürdüreceklermiş gibi görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Elektrikli araçların yangın riskleri abartılıyor mu? App Store'un tavizleri geliştiricilere yetecek mi?
09 Eyl 2021

YAZARLAR

Mehmet Şimşek
ODTÜ Felsefe'yi bitirdi. İçinde Bulunduğum Durum isimli bir oyun yazdı, besteledi, sahneledi. Şarkıları da var.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?





