Aquarela: Suyun ve buzun senfonik belgeseli

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Aquarela
Yönetmen: Victor Kossakovsky
Yapım yılı: 2018
Süre: 90 dakika
Aquarela, ne olduğuna önce pek de anlam veremeyeceğin bir dizi görüntüyle açılıyor: Diz çökmüş, buza secde eden insan görüntüleriyle… Çok geçmeden bu görüntülerin donmuş bir gölün erimekte olan buzlarına gereğinden fazla güvenmiş, otomobilleriyle buz gibi suyun içine çekilmiş insanların daha sonradan buzların ardındaki yitik araçlarını tespit etmeye çalışması olduğu anlaşılıyor. Bunu anlamadan önce buza, suya tapan bir topluluk çıkarımını yapman kaçınılmaz. Kaldı ki doksan dakika boyunca tanık olacağın görüntüler; sana buzun ve suyun insandan çok büyük, çok daha heybetli, çok daha kalıcı olduğunu hatırlatacak ve suya (tapmak değil belki ama) saygı duymanı sağlayacak cinsten.
Suskun bir belgesel Aquarela ve söyleyeceklerini anlatmak için sözcüklere ihtiyacı yok zaten. Gösterdiği görüntülerin dünyanın neresinde olduğunu söylemeden, bir uydu gibi dolaşıyor yerkürenin etrafını. Karşılaştırma, ölçeklendirme ve sınıflandırmalarını haritalara, grafiklere, rakamlara, görüntülerin üzerine montajlanmış şemalara ihtiyaç duymadan yapıyor. Suyun önemini, eriyen buzullar gerçeğini, iklim aciliyetinin nedenlerini ya da sonuçlarını dikte eden bilim insanlarına ihtiyaç duymadan aciz hissettiriyor; endişe veriyor. Belgesele sadece eriyen buzun, akan suyun, suya düşen buzların, çarpan dalgaların, yıkıp geçen kasırgaların, çağlayan şelalelerin sesleri eşlik ediyor – bir de Apocalyptica’nın Eicca Toppinen’inin müzikleri…
Rusya’daki Baykal Gölü’nden başlayan belgesel; Grönland ve Sibirya’nın buzullarına, Irma Kasırgası’nın etkisi altındaki Florida’ya, Venezüela’daki Angel Şelalesi’ne uğruyor. Buzun çatlakları arasından dondurucu suların içine çeken bir gölün karşısında canlarını ve mallarını kurtarmaya çalışan insanların mücadelesi de okyanus dalgalarının ortasında bir başına boğuşan bir yelkencinin yalnızlığı da kasırganın ıssızlaştırdığı sokakların kıyamet öncesi sessizliği de metrelerce yüksekten kayaları döverek aşağı akan suların ardındaki mağaralarda ufalan insanların küçüklüğü de dünyayı sarıp sarmalayan ve yeri geldiğinde insanın karşısında çaresiz kaldığı suyu tüm görkemiyle ortaya koyuyor. Küresel ısınma ve iklim aciliyetinin adını bile anmadan çarpıcı sonuçlarını gösteren Aquarela’da, alarm veren dünyanın izlerine ve seslerine gölün normalde 2-3 hafta önce erimeye başladığına kulak misafiri olunca ya da dev kütleler halinde parçalanıp suya inen buzullarla beraber su altına inince rastlamak mümkün.

Aquarela | Kaynak: İKSV
Viktor Kossakovsky ve Ben Bernhard’ın kamerası ölçekleri altüst ediyor. Su altından kasırganın içine, okyanus ortasından dağların tepesine birçok zorlayıcı noktadan aldıkları görüntüler ne oldukları kavrandığı anda insana kendini âciz ve küçük hissettiriyor. Sessizliğin kimi yerde yerini müziğe bıraktığı anlarda, su damlaları ve buz parçaları sert ama melodik bir dans etmeye başlıyor: Senfonik metal; dinleyicisi olmayanı dahi alıp götürüyor, kimi zaman korkutucu kimi zaman esprili bir tavır takınıyor. Geleneksel belgesel anlatıcılığından çok izlenimci bir tavır takınan bu belgesel, izleyicisini suyla baş başa bırakıyor ve olabilecek en estetik şekilde bir kıyamet tellallığı yapıyor.
Nerede izleyebilirsin? Aquarela, 7 Ağustos Pazartesi günü MUBI kataloğuna eklenecek.
Benzer işler:
- Cow (2021, Andrea Arnold)
- The Hottest August (2019, Brett Story)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Barbenheimer’ın küresel başarısından yola çıkarak blockbuster kavramına bir bakış, Aquarela’nın iklim aciliyetine dair düşündürdükleri
04 Ağu 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.

Uzun ve yıpratıcı bir boşanma sürecinin ardından bir boşluğa düşen Doug, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayacak bir robot satın alıyor. Ödüllü yazar Sierra Greer’in kurguladığı korkutucu derecede gerçekçi bilimkurgu hikayesi burada başlıyor. Sierra Greer, Annie’nin hikayesi üzerinden itaat, rıza ve özgürlük gibi meseleleri kurcalıyor.

Gamze Güller, uzun bir aradan sonra yeniden basılan ödüllü ilk öykü kitabı "İçimdeki Kalabalık"ta yalnızlık, korku ve tıkanmışlıklara vurgu yapıyor. Her kadın kendi içinde birçok kadını barındırıyor. Her birinin farklı yüzleri var; iç içe geçmiş matruşkalar gibi. Acı, sevinç, korku, yalnızlık ve tıkanmışlıkları hep bir bedenin içinde. Yani hepsinin içinde bir kalabalık var.

Garth Jennings’ın yönettiği "Pulp: Son Bir Şarkı Daha" (Pulp: What Do You Do for an Encore?), 24 Eylül’de MUBI’de. Belgesel, grubun “More” turnesindeki en büyük arena konserini, geçmişte daha önce hiç görülmemiş arşiv görüntüleriyle buluşturuyor. Belgeselin anlatıcısı ise vokal Jarvis Cocker. Yönetmen Garth Jennings ile Zoom’da biraraya geldik.

Ridley Scott, "The Dog Stars"ta salgın sonrası bir dünyada yas, yalnızlık ve umuda dair güçlü fikirlerin peşine düşüyor; fakat bu fikirleri taşıyabilecek inandırıcı bir dünya yaratmakta zorlanıyor.




