Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?

Spotify’ın açıkladığı verilere göre Türkiye’de arabesk müzik dinlenmeleri 2020’den bu yana %435 arttı. Bu dinlemelerin %77’si 30 yaş altındaki arabesk hayranlarından oluşuyor. 18-24 yaş grubu ise %44 oranda bu müziği dinliyor. Türkiye’de en çok arabesk dinlenen zaman dilimi ise 18.00 ve sonrası. Tüm zamanların en çok dinlenen arabesk sanatçıları sıralamasının zirvesinde de Semicenk var. Onu Müslüm Gürses, Ahmet Kaya, Ebru Gündeş ve İbrahim Tatlıses takip ediyor.
Eskiden tartışmaların odağında olan arabesk artık gizlice dinlenen ya da belli bir zümrenin sahiplendiği bir tür değil. Bugünün Türkiyesi’nde gençler her türden çok daha karamsar şarkıları tercih ediyor. Yeni boy ve girl band’lerin şarkılarını bir kenara koyarsak eğer (çünkü günümüzde biraz daha hareketli şarkılar onlardan çıkıyor) Spotify ve YouTube’daki Daily Chart listesinde yer alan ilk 10 şarkı çok hüzünlü sözlere sahip. TikTok’un Trending Songs listesinin üzerinde de kara bulutlar geziniyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eda Solmaz
Müzik yazarı

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




