Avrupa'nın en iyisi: Manchester City

Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İstanbul’da Atatürk Olimpiyat Stadı’nda düzenlenen Şampiyonlar Ligi finaliyle Avrupa’nın en iyi takımı belli oldu. Şampiyonlar Ligi finalinde Manchester City, Inter'i Rodri'nin golüyle 1-0 mağlup etti.
Bir adım geriden: 2005 yılında normal süresi 3-3 sona eren Milan-Liverpool maçıyla 21. yüzyılın en gollü finaline ev sahipliği yapan İstanbul, bu kez tek gollü bir final yaşadı.
UEFA Şampiyonlar Ligi'nde son üç sezondur kazananı belirleyen 1-0'lık skor İstanbul'da da değişmedi.
- Rodrigo Hernández, 68. dakikada attığı golle takımının sahadan 1-0 galip ayrılmasını sağladı. Manchester City'ye tarihinin ilk Şampiyonlar Ligi kupasını getiren oyuncu "maçın futbolcusu" seçildi.

Pep Guardiola/MC
Geniş açı: Manchester City, bu sonuçla beraber Şampiyonlar Ligi kupasını müzesine götüren 6. İngiliz takımı oldu. Daha önce Aston Villa, Chelsea, Liverpool, Manchester United ve Nottingham Forest bu başarıya ulaşmıştı.
Dahası: UEFA Şampiyonlar Ligi kupasını tarihte ilk kez Türk kökenli bir futbolcu kazandı. Manchester City forması giyen Türk kökenli futbolcu İlkay Gündoğan kupayı kaldıran ilk Türk kökenli futbolcu olarak tarihe geçti.
Pep Guardiola, bu sezon Premier Lig, FA Cup ve Şampiyonlar Ligi'ni kazanarak iki farklı takımın başında üçleme yapan ilk teknik direktör oldu.
- 2022/23 | Manchester City
- 2008/09 | Barcelona
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Fransa Açık şampiyonları; Şampiyonlar Ligi finali; Anadolu Efes-Pınar Karşıyaka final serisi
12 Haz 2023

YAZARLAR

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?



