Ayrılmış bölgede birleşen ruhlar: Reservation Dogs


Şehirden kaçıyoruz: Soundscape Festival Nedir? “Tüm canlı varlıkların sesiyle zenginleşen kocaman bir orkestra. Şehrin karmaşasında duyamadığımız tüm doğa sesleri bu festivalde bir arada. Bırak, zihnini saran müzik sesini doğa sesleri tamamlasın.” diyen festival ekibi, seni ormanın derinliklerinde aradığın keyifli müziği, ortamı ve güzel ruhları bulmaya davet ediyor. Soundscape Festival ’de iki gün boyunca üç farklı sahnede sınırsız eğlence, paylaşılacak onca anı, yaratıcı atölyeler, alışveriş ve yiyecek içecek alanları sana eşlik edecek. Nerede ve ne zaman? Bu yılın buluşmasına çok az kaldı. Festival 10 - 11 Ağustos tarihlerinde Life Park ’a geri dönüyor. Neden gitmeli? Soundscape sanatçılarının ve topluluğunun her yıl yarattığı benzersiz enerjiye bu yıl kendi benzersizlikleriyle katkı sunacak isimler arasında müziğin modern titreşimlerini, derin tonlarını ve daha ilerici melodilerini kucaklayan Elderbrook ; kendi tasarladığı özel bir enstrümanla senfonik ve sert ritimlerle harmanlanmış görkemli bir ses manzarası seslendirecek olan Oh Land Band ; Castle in the Snow , Mind if I Stay ve Early Morning Dreams gibi liste başı teklileriyle pop müziğin geleceğini şekillendiren Kadebostany , patenlerini hazırladıysan bizleri 80’lerin pop synth denizinde dalgalı bir gezintiye çıkaracak olan Kavinsky yer alıyor ve daha pek çok çok çok heyecanlı sanatçı sahnede seni bekliyor. Not almalı: Şehirden kaçma planını yerine getirmek isteyenlerle bu eşsiz atmosferde buluşmak için önce bilet durağında duruyoruz, ardından kendimizi doğanın ve nefis bir line-up ’ın heyecanlı kollarına bırakıyoruz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
“Aho! Genç ve yaşlı savaşçılar! Siz küçükler, iri yarı olanlar, uzun boylular, kısa boylular, melez olmayanlar, kabile kaydı silinenler, baştan beri hiç kaydı olmayıp kayıtlı gibi davrananlar ama yine de soyunu kanıtlayabilenler. Sizleri görmek güzel! Ruh dünyasına hoş geldiniz!” diyor Reservation Dogs’un üçüncü sezonunun açılış sahnesinde, atının üzerindeki William Knife-Man: “Hikayenin devamı için buradayım. Öyle bir hikaye ki zaman kadar eski, dağ çiyi kadar taze bir hikaye. Dün yaşanmış ve belki de geçen hafta yaşanmış ya da belki daha yaşanmamış bir hikaye. Hadi başlayalım!” At, William Knife-Man’in coşkulu monoloğuna ve onu harekete geçirmek için attığı çığlıklara rağmen kıpırdamaz. Ruhani dünyada teknik bir aksaklık vardır sanki. “Yürüsene ufak bok, hadi!”
William Knife-Man, Reservation Dogs’un esas karakterlerinden biri değil; hatta yaşayan bir karakter dahi değil. Oysa Amerikan yerlilerinin ruhani dünyası ve binlerce yıllık geleneklerinden beslenen bu dizide geçmiş ve bugün, hayal ve gerçek arasındaki bağlantıyı sağladığı için çok önemli bir karakter. Dizinin esas karakterlerinden Bear ve birkaç erkek yan karaktere daha görünen bu ataları, yer yer dördüncü duvarı yıkan anlatımı yer yer dizinin yaratıcılarından Taika Waititi’nin mizahını yansıtan üslubuyla bağlayıcı, yol gösterici, anlatıcı ve eğlendirici görevlere sahip.

Reservation Dogs | Kaynak: FX
Mevzu nedir? Oklahoma’da, Amerikan yerlisi Muscogee kabilesine ayrılmış özerk bölgede geçen Reservation Dogs, lise çağındaki dört arkadaşın büyüme hikayesini anlatıyor: Müzikle uğraşmak üzere onları terk eden babasının yarattığı travmalardan kurtulamayan, annesiyle yaşayan Bear (D’Pharaoh Wooon-A-Tai), küçükken kaybettiği annesinin yasını tutmayı sürdüren, babasını hiç tanımamış, büyükannesiyle yaşayan Elora (Devery Jacobs), ailesine ve arkadaşlarına oldukça bağlı ve kendine de onlara da toz kondurmayan Willie Jack (Paulina Alexis) ve yetişkinlerle iletişimi şaşırtıcı derecede kuvvetli, rahat ve barışçıl Cheese (Lane Factor). Dizinin adının iki kaynağı var: İlki, dört arkadaşın sözde “çetelerini”, Kuzey Amerika’da Amerikan yerlilerine ayrılmış bölgelerdeki sokak köpeklerine verilen “Rez Dogs” adıyla anması. İkincisi Bear’ın odasındaki film afişinden ve ekibin takım elbiselerle sokaklarda dolaştığı sahneden de anlaşılabileceği üzere Quentin Tarantino’nun Reservoir Dogs filmi. Reservation Dogs’un bir başrolü yok. Neredeyse her bölüm farklı bir karaktere odaklanıyor ve odak dört esas karakter dışında, önemsiz sandığımız bir yan karakter de olabiliyor.
Sterlin Harjo. Dizinin yaratıcılarından Sterlin Harjo’nun kökenleri Amerikan yerlilerinden Seminole ve Muscogee kabilelerine dayanıyor. Sadece Reservation Dogs’da değil, dizi öncesinde çektiği kısa ve uzun metrajlı, kurmaca ve belgesel filmler de kendi yaşamından ilham alıyor ve yarı-otobiyografik öğeler içeriyor. Dizinin en önemli özelliği, Amerikan yerlisi kökenli nüfusun günümüzdeki yaşamını, hemen hemen tamamı yerli bir kamera arkası ve kamera önü ekiple yansıtıyor olması. (Amerikan yerlisi olmasa da, dizinin ortak-yaratıcısı ve ortak-yapımıcısı Taika Waititi’nin kökleri de Yeni Zelanda yerlisi Te Whānau-ā-Apanui kabilesine dayanıyor.) Sinema ve televizyonun ilk yüzyılı boyunca beyazlar tarafından ya düşman ya da egzotik birer obje gibi tasvir edilen Amerikan yerlilerinin, kendileri tarafından anlatıldığı bu hikaye oldukça değerli.
Ruhların kalışı. Reservation Dogs’un bölümleri boyunca koruyucu ruhların yol göstericiliğinden cenaze ritüellerine, Kocaayak’tan Geyik Kadın’a, alternatif tıptan doğa-insan ilişkisine, Amerikan yerlilerinin kültür, efsane ve geleneklerine dair çok fazla şey öğreniyoruz. Tüm bunlar arasında ruhlar ise en ön planda ve en güçlü olanı. Esas ya da yan fark etmeksizin tüm karakterlerin ruhani dünyayla ve atalarıyla olan bağlantısı onları iyiye, doğruya (ya da bazen ufak çılgınlıklara) yöneltiyor. Dizinin her bir karakterini etkileyen ve esas karakterlerinin gelişimini tetikleyen de fiziksel dünyadan ruhani dünyaya geçen yakın arkadaşları: Daniel, atının üzerinde beliren bir atanın sureti olarak olmasa da, her bölümde yaptıkları, söyledikleri, izleri ya da hayattayken hayalini kurduklarıyla Bear, Elora, Willie Jack ve Cheese’in yanındaki ruhani varlığını hissettiriyor. Reservation Dogs’un anlattığı büyüme hikayelerinin kaynağında büyüme sancıları, anne ya da baba sorunları kadar paylaşılan bir yas, Daniel’ın yası da var.

Reservation Dogs | Kaynak: FX
Rez Dogs. Cinselliği rahat ve özgürce yaşamak, doğayı ve dünyayı korumak, seçilmiş aileleri akrabalıktan üstün tutmak ve akışkan cinsiyetlerin kabul görüşü gibi özellikleriyle Amerikan yerlisi kültürünün diğer muhafazakar kültürlere kıyasla çok daha günümüze ve moderniteye uygun olduğunu fark etmek şaşırtıcı. Bu kültüre oryantasyonumuzun dört genç tarafından, onların hikayesi eşliğinde yapılıyor olması, stereotip ve egzotik kılınmayan bir Amerikan yerlisi portresi çizmeyi de kolaylaştırıyor. Ruhlarla konuşan, geleneklerinden ve ritüellerinden kopmamış karakterler bir yandan Star Wars referansları verip rap müzik dinliyor, kedi balığına olduğu kadar Mountain Dew ya da acılı cipse de düşkün olabiliyorlar.
Sırada ne var? Konuk oyuncu kadrosunda Lily Gladstone ve Graham Greene gibi Amerikan yerlisi kökenli oyuncuların yanı sıra Garrett Hedlund, Bill Burr, Megan Mullally ve Ethan Hawke gibi ünlü isimlerin de yer aldığı Reservation Dogs, üçüncü sezonuyla sona erdi.
Primetime Emmy karnesi: İkinci sezonuyla ses kurgusu kategorisinde Primetime Emmy ödülüne aday gösterilen fakat kazanamayan Reservation Dogs’un üçüncü ve final sezonu En İyi Komedi Dizisi ve En İyi Erkek Oyuncu - Komedi (D’Pharaoh Woon-A-Tai) dahil dört dalda Primetime Emmy adayı.
Nerede izleyebilirsin? FX yapımı Reservation Dogs’un tüm sezonlarını Türkiye’de Disney+’ta bulabilirsin.
Benzer işler:
- War Pony (2022, Gina Gammell ve Riley Keough)
- Gasoline Rainbow (2023, Bill Ross IV ve Turner Ross)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Belgrad’ın yıllar süren bir direnişle ayakta kalmayı başaran sinema salonu Novi Bioskop Zvizda’nın hikayesi, Primetime Emmy adayı dizi Reservation Dogs.
02 Ağu 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




