Başkanlık seçimleriyle yıldızı parlayan sosyal ağ: Parler

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
ABD başkanlık seçimini Joe Biden’ın kazanmasının ardından Donald Trump’ı destekleyenler tarafından sonuçlara karşı yapılan protestolar, sosyal medyada da şiddetlenerek devam ediyor. Facebook ve diğer sosyal medya devleri bu hareketlenmeye karşı âdeta savaş verirken ifade özgürlüğüne daha fazla olanak veren Parler uygulaması, en çok indirilen uygulama oldu.
- Nedir? Parler kelimesi, Fransızca’da konuşmak anlamına geliyor. Parler uygulaması iki yıl önce çeşitli özel ilgi gruplarının etkilediği Big Tech politikasındaki değişiklikler nedeniyle gizliliğe ve kişisel verilere saygı, ifade özgürlüğü, serbest piyasa, etik ve şeffaf şirket politikasına saygı temeli üzerine kuruldu. Twitter benzeri bir akışa sahip olan uygulama, 2020 Mayıs ayında ilk kez Twitter'ın Trump'ın tweet'lerini yasaklamasından sonra Trump'ı destekleyenlerin kullanmaya başlamasıyla popüler olmaya başladı.
- Bir adım geriden: Trump ve destekçileri, postayla oy kullanmanın güvenilir olmadığını ve postayla gönderilen oy pusulalarının doğruluğundan şüphe ettiklerini belirtmek için sosyal medyayı kullanıyorlardı. Buna karşılık Facebook, Twitter ve diğer sosyal medya şirketleri anketlerde şiddet çağrılarını yasaklamak, erken zafer ilanlarını etiketlemek için bazı kararlar aldı. Seçimden önce mesajların iletilmesi, grup önerileri ve siyasi reklamlar gibi hizmetlerinin önemli kısımlarını devre dışı bıraktı.
- Yasaklar işe yaradı mı? Buna rağmen, Facebook'ta Biden'ın seçimlerde dolandırıcılık yaptığını iddia eden Stop the Steal (Çalmayı Durdur) grupları oluşturuldu ve birden yüz binlerce üye kazanmaya başladı. Facebook ise büyük bir Stop the Steal grubunu, bu konuyla ilgili hashtag'leri ve seçmen sahtekârlığı iddialarıyla ilgili diğer terimleri yasakladı. Facebook’un yasaklarına karşı grup isimlerini değiştirmeye ve Facebook’un yasaklayacağı kelimeleri kullanmamaya başladılar.
- Seçimler uzadıkça ve yasaklar fark edilmeye başlandıkça Trump destekçileri Parler uygulamasına akın etmeye başladı. Trump’ı destekleyen radyocular ve politikacılar yandaşlarını Parler’a davet etmeye başladı. 8 Kasım’da yaklaşık 636 bin civarında en yüksek indirme sayısına ulaşan uygulama, App Store ve Google Play Store’da zirveye yerleşti.
- Geniş perspektif: Facebook ve Twitter gibi sosyal medya devleri, insanların kendilerini özgürce ifade edebildikleri platformlar olarak başlamışken sansür politikalarıyla yaptıkları değişimler sonucu Parler gibi yeni uygulamalara yatkınlık artar mı bilemiyoruz. Facebook ve Twitter’ın alternatif uygulamalar üzerine tutumu ne olacak merakla bekliyoruz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
"Bir şey daha" etkinliği, öksürük sesinden Covid-19 testi, şifreleme savaşları 2.0 ve yeni sosyal ağ Parler.
12 Kas 2020

YAZARLAR

Elif Özçakmak
Bir çocuğun merakı ve heyecanıyla bir yetişkinin olgunluğunu içinde barındıran bir ruha sahip, araştırmayı ve paylaşmayı seven bir İşletme Mühendisi.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?




