“Benim dönemlerim oluyor. Her dönem bir iki şarkı keşfedip sadece onları dinliyorum"


Neşe dolu bir hafta sonu deneyimi için: Galataport İstanbul Umarız gelecek hafta sonuna özel bir planın yoktur Duende okuyucusu. Galataport İstanbul seni 26-28 Kasım tarihlerinde, Karaköy sahil şeridinde neşe dolu bir hafta sonu deneyimine davet ediyor. Neler var? Galataport İstanbul seni Galataport İstanbul Deneyim Turu ile farklı ve özel bir deneyim turuna çıkarmak üzere hazır ve nazır bekliyor. Tur kapsamında; Tophane Saat Kulesi, Paket Postanesi gibi değerli yapıların tarihine rehber eşliğinde yolculuk yapabilecek, bu esnada ikramlarla ağzını tatlandıracak, usta fotoğrafçı Ara Güler’in gözünden Beyoğlu’na bakmak üzere Denize İnen Yol sergisini ziyaret edecek, sadece kruvaziyer yolcularının görebildiği dünyanın ilk yer altı kruvaziyer terminalini görme şansı elde edecek ve son olarak, elbette farklı farklı markaların senin için özel hazırladığı indirim ve ayrıcalıkları bulabileceğin musmutlu bir hafta sonu deneyimi seni bekliyor olacak. Dahası: Nefes kesen Boğaz ve Tarihî Yarımada manzarasına karşı gerçekleşecek konserler de tüm misafirlere açık olacak. 2 saat sürecek olan ve katılmak için 3 farklı saat seçeneği bulunan Galataport İstanbul Deneyim Turu’na kayıt olmak için sana özel ayrıcalıklar sunan Galataport İstanbul mobil uygulamasını buradan indirebilir, Çarşamba gününden itibaren bu özel tura kayıt olabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
- Mert Demir'den Kimim Lan Ben,
- Bu aralar en çok dinlediğim şarkılar — Lighthouse Family'den Loving Every Minute ve Maxi Priest'ten Close To You,
- Bir Careless Whisper cover'ı, Bay X'ten Darılma Bana.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Müziğe, üretilmiş eserlere kendi hikâye anlatıcılığını eklemeyi başarmış Levent’e selam ver.
21 Kas 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.



