Bir yıldızın doğuşu


Spor endüstrisi ve markalar dünyası Brand Sport Summit 2020’de Statista'da yer alan veriler, küresel spor pazarının değerinin 2018'de 471 milyar dolar olduğunu gösteriyor. Peki, 2011'den bu yana istikrarlı bir büyüme gösteren spor endüstrisinin geleceğini neler bekliyor? Uzmanlar, pandeminin spor endüstrisine etkilerine ilişkin nasıl öngörülerde bulunuyor? Markalar, bu değişimleri nasıl değerlendirebilir? Spor dünyası bu değişimlerden nasıl avantajlı çıkabilir? Tüm bu soruların uzmanlarca yanıtlanacağı bir etkinliğe oldukça az zaman kaldı: Spor endüstrisinin ve iş dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren Brand Sport Summit, bu yıl pandemi tedbirleri sebebiyle hibrit bir modelle 17 - 18 Aralık’ta gerçekleşiyor. Brand Sport Summit: Gün geçtikçe güçlenen marka ve spor ilişkisinin uzman kişilerce ele alındığı ve spor-iletişim ilişkisindeki fırsatların konuşulduğu Brand Sport Summit; iki endüstrisinin arasında bir köprü kurarak Türkiye'nin ve dünyanın en önemli profesyonellerini bir araya getiriyor. Bugüne dek 5 bine yakın katılımcıya ulaşmış, 64 oturumda 150 konuşmacıyı ağırlamış ve 35 sponsorun destekleriyle 3 farklı mecrada yayımlanmış Brand Sport Summit 2020, bu yıl 17-18 Aralık tarihlerinde ESA Arena'da seyirciye kapalı biçimde gerçekleşecek. Spor dünyasında yeni gelişmelerin, yaklaşımların ele alındığı ve marka dünyasıyla ilişkilendirildiği etkinlik aynı zamanda sportstv'den ve sportstvPLATFORM’dan canlı yayınlanacak. Etkinlik bu yıla özel ücretsiz ve herkese açık olacak. Kimler var? Brand Sport Summit, her yıl olduğu gibi bu yıl da spor endüstrisinin ve iş dünyasının en önemli isimlerini spordaki yeni fırsatlara ilişkin konuşmak için bir araya getiriyor. Şenol Güneş, Emre Belözoğlu, Sümeyye Boyacı ve Yasemin Adar gibi Türkiye spor camiasının öne çıkan isimlerinin, dünya spor endüstrisinin önemli aktörlerinin yer alacağı etkinlikte yer alacak. Ayrıca WTA Başkanı, Federasyon Başkanları, markalar ile spor ilişkisini temsil eden çok sayıda markanın CEO’su ve Pazarlama Grubu Başkanları, 2021’e ertelenen önemli uluslararası spor organizasyonları öncesinde deneyimlerini paylaşacak. sportstv ve sportstvPLATFORM üzerinden canlı yayınlanarak iOS - Android cihazlardan da takip edilmeye olanak tanıyan ve takımları, federasyon yöneticilerini, markaları, spor basınını ve sporcuları bir araya getiren organizasyona kaydolmak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Başlıktaki ifade, Mercedes F1 takım patronu Toto Wolff’ün, George Russell için seçtiği kelimeler. George Russell’ın, Sakhir GP’sindeki performansı pek çok izleyici için sürpriz oldu. Ama Karting'de küçük bir kartopu olarak başlayan maceranın, böylesine büyük bir çığa dönüşeceği aslında uzun yıllar önce belliydi.
- Kısa kariyerine baktığımızda potansiyeli kendisini gösteriyordu. Russell, her yarış pilotu gibi kariyerine Karting'le başladı. Pek çok turnuvada şampiyonluklar kazandı. Karting'deki başarıları sonucunda, 2013 yılında kendisini Toto Wolff’ün karşısında buldu. Toto o günü, “15 yaşında kapımdan girdiğinde, elinde içinde tüm bilgilerin olduğu bir sunum vardı. Güçlü yanları, zayıf yanları ve zayıf yönlerini güçlendirmek için yaptığı çalışmaları anlatıyordu. O gün için bana asıl sormak istediği, “Volkswagen motorlu bir takımda Formula 3 yarışlarına çıkarsam, gelecekte Mercedes için yarışmama engel bir durum oluşturur mu?” sorusuydu. O günden itibaren Mercedes’le sözleşmesi var.” cümleleriyle anlatıyor.

- Toto’nun cümleleri, 15 yaşındayken dahi Russell’ın kafasında tek bir konu olduğunu gösteriyor: Mercedes’in Fomula 1 pilotu olmak. Russell o görüşmede, Volkswagen motorlu bir F3 takımında yarışacak olmasının, onun gelecekte Mercedes’e geçişine engel olmamasını güvence altına almak istiyordu. Henüz 15 yaşında olmasına rağmen, hedefleri son derece net olan, berrak bir beyin. Belki de Toto’yu etkileyen, yeteneğinin yanında bu zekâsı ve kararlılığıydı.
- 2014'ten itibaren, Mercedes’in desteğiyle Formula serilerinde yarışmaya başladı. 2014’te, Birleşik Krallık'tan pilotların katıldığı seriyi şampiyon bitirse de 2015’deki F3 şampiyonasında, kendisi gibi çaylak olan Charles Leclerc’in gölgesinde kaldı. 2016’da Lance Stroll’e geçildi ve sezonu üçüncü bitirdi.
- Ancak 2017’den itibaren, tam da işler ciddileşmeye başlayınca kendisini topladı ve o yıl GP3 şampiyonasını tam 80 puan farkla domine etti. Aynı şekilde 2018’de, henüz çaylak sezonunda, GP2 şampiyonluğunu 68 puan farkla kazandı. Çaylak sezonunda, bu kadar büyük bir puan farkıyla GP2 şampiyonluğunu kazanmak önemli bir yetenek göstergesidir. Hem de Lando Norris ve Alexander Albon gibi güçlü rakipleri, Formula 2’de ikinci sezonlarında yarışırken. GP3’ün son yılında ve tek sezon yarıştığı GP2’de sürüşü karakter kazandı. Sıralamada çok hızlıydı ve en önde giderken yarışı kontrol etme yeteneği öne çıkıyordu.
- Alt serilerdeki başarıları karşılıksız kalmadı. Toto’nun güçlü bağlarının olduğu Williams takımı, onunla sözleşme imzaladı. Alt serilerde kazandığı sürüş karakteri kendisini Williams’ta da gösterdi. Tek turda (sıralamada) müthiş hızlıydı. İki sezonluk kariyerinde, Bottas’ın karşısına çıkana kadar bir sıralamada dahi takım arkadaşının gerisinde kalmadı. Grid’in en yavaş aracı olan Williams’ı, bu sezon sıralamalarda tam dokuz kere Q2’ye çıkardı. Zaman zaman küçük hatalar yapsa da bitirdiği yarışların ezici çoğunluğunda takım arkadaşlarının önündeydi. Küçük hataları biraz da kalabalık arka sıralara bağlamak gerekir. Trafikte yarışmak zordur. Geçen hafta sonu, aşırı trafikte yarışmadığında, yarış performansıyla akıllardaki tüm soru işaretlerini de silmiş oldu.

- Sürüş özelliklerinin yanında karakter özellikleri de olgunlaştı. Russell’ı yakından tanıyanlar, fabrikada çok zaman geçirmesi, mühendislerle iletişimi ve ayrıntılar üzerinde yoğunlaşması nedeniyle onu efsane pilot Michael Schumacher’e benzetiyor. Sonuç olarak, Russell’ın başarıları beklentiler dâhilinde gelişti. Beklentilerin dışında gelişen tek konu, Russell’ın boyunun bu kadar uzamasıydı. Russell, 186 cm uzunluğundaki boyuyla, F1 pilotları için aşırı uzun. Uzun boy, reaksiyon süresini uzattığı için istenmeyen bir özelliktir.
- Uzun boyla ilgili diğer önemli olan konu da şu: Pilotun boyu, arabanın burun kısmının tasarımında, sınırlayıcı bir etkendir. F1 arabalarında pedalların yerleşimi, direksiyon üzerindeki düğmelerin, direksiyonun arkasındaki vites kulakçıklarının ve kavramanın yerleşimi tamamen pilotun boyuyla, el parmaklarının uzunluğuyla ilgilidir. Pilota göre özel olarak üretilir.

- İşte tüm bunlar düşünüldüğünde, Russell’ın geçen hafta kendisinden 11 santimetre kısa olan Lewis Hamilton’ın sığdığı kokpite girebilmesi çok zordu. Bacakları aracın burun kısmına göre fazla uzundu. Bu nedenle dizleri sağa sola çarptı ve morardı. Ayakları da aracın burun kısmının yüksekliği için fazla büyüktü. Kurallar, pilotun ayaklarının ucuyla, arabanın burnu arasında iki santimetre boşluk olmasını istiyor. Hamilton, 42 numara ayakkabıyla; Russell, 45 numara ayakkabıyla yarışıyor. Russell, ayaklarının ucunun, arabanın burun kısmına değmemesi için 43 numara ayakkabı giydi. Yarıştan sonra ayaklarına kan oturmuştu. Omuzları da kokpite sığmıyordu. Elleri, çok büyük olduğu için vites kulakçıklarına istediği gibi hükmedemiyordu. Kavrama ise onun için uygunsuz bir yerdeydi. Düğmelerin konumları, kendi kullandığı direksiyondan tamamen farklıydı. Bu nedenle Russell, ilk gün sonunda direksiyonunu otel odasına götürerek düğmeleri öğrenmeye çalıştı. Kavramaya alışmak için odasındaki direksiyonla yaklaşık 100 kere kalkış denemesi yaptı.
- Tüm bu koşullarda gerçekleştirdiği sürüş, tam anlamıyla başarıydı. Bunları bilen Toto Wolff, “Yeni bir yıldız doğdu.” ifadelerini kullandı.
- Bence de sonuna kadar haklı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Stephen Curry, Thomas Ulsrud, Katie Ledecky, Aston Villa ve George Russell. Cuma spor gündeminiz hazır.
11 Ara 2020

YAZARLAR

Fırat Keskin
Hobisini meslek haline getirmeyi başarmış nadir şanslı insanlardan. Formula 1 analisti ve otomotiv sektöründe danışman.

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.




