Bitcoin’in yıkıcı karbon ayak izi


Hep ayrıcalıklı alışveriş: Hepsipay Cüzdanım
Gün geçtikçe yeni teknoloji ve ödeme yöntemleriyle karşılaşıyoruz. Hepsiburada’nın yeni nesil ödeme sistemi Hepsipay Cüzdanım da onlardan biri; hem kolay hem güvenilir hem de hızlı .
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Güncel bir araştırmanın sonuçlarına göre, Bitcoin madenciliğinin karbon emisyonu geçtiğimiz yıl içerisinde 65.4 megatona çıkarak Yunanistan’ın (evet, bütün bir ülke) saldığı karbondioksit seviyelerine ulaştı. Buna bir de yenilenebilir elektrik kaynaklarının geçtiğimiz yılın Ağustos ayı itibarı ile Bitcoin madenciliğindeki payının yüzde 41.6’dan yüzde 25.1’e gerilediği de eklendiğinde kripto madenciliğinin içinde bulunduğumuz iklim kriziyle mücadeleye yardımcı olmadığını söylemek mümkün.
Bunda ilginç biçimde Çin’in Bitcoin madenciliğini yasaklamış olmasının da payı büyük. Karbon salımı düşük Çin hidroelektrik santralleri yerine üretimin Kazakistan ve ABD gibi ülkelere kaymasının ardından madenciliğin enerji ihtiyacı da kömür ve doğalgaz ile çalışan elektrik santralleri tarafından karşılanmaya başlandı.
O kadar ki, geçtiğimiz yıl kripto madencilik faaliyetlerine ayrılan elektrik tüketiminin 200 bin hanenin tüketimine karşılık gelecek kadar yükseldiği İsveç’te düzenleyiciler eğer Paris İklim Anlaşması’nın 1,5°C hedefini tutturmak niyetindeysek Bitcoin madenciliğinin topyekûn yasaklanması gerektiğini bile savundu.
İş kanıtı
Tüm bu hengâmenin sebebiyse Bitcoin’in çalışma mantığının arkasındaki iş kanıtı (proof of work) mekanizması. Buna göre teyit edilen her işlem zincire yeni bir blok olarak ekleniyor. Ancak rekabetçi bir numara tahmin oyunu gibi çalışan mekanizma, işlemlerin teyidi için küresel bir bilgisayar ağının eşzamanlı çalışmasını gerektiriyor. Bunca enerji israfına da işlemin bu yönü neden oluyor.
Ticari Bitcoin madenciliği dünya genelinde resmî olarak yasaklansa bile insanların gerekli düzenekleri evlerine kurarak madencilik faaliyetlerini yarı-profesyonel şekilde yürütmelerini engellemek mümkün değil.
2021 yılının sonuna geldiğimizde tek bir Bitcoin’i üretmek için harcanan elektrikle vasat bir elektrikli araç Dünya’nın etrafında 44 tur atabiliyor; ve günde ortalama 900 yeni Bitcoin üretiliyor. Bu nedenle aralarında İsveç hükûmetinin ve Greenpeace’in de bulunduğu birçok kurum, iş kanıtı yerine hisse kanıtı (proof of stake) sistemine geçilmesini salık veriyor. Hatta İsveç, iş kanıtı gerektiren tüm kripto madencilik faaliyetlerinin yasaklanması gerektiğini savunuyor.
Hisse kanıtı
Dünyanın en popüler ikinci kripto zinciri Ethereum vakfının kurucusu Vitalik Buterin, bu yıl içerisinde hisse kanıtı mekanizmasına taşınması ile birlikte Ethereum’un karbon ayak izinin %99 azalacağı yönünde görüş bildiriyor. Ripple kurucusu Chris Larsen’a göre bu transfer, Bitcoin’i çevreye verdiği zararın boyutlarıyla baş başa bırakacak.
Greenpeace’in de desteklediği “İklimi değil, kodu değiştirin” kampanyası, Bitcoin üzerinde çalışan anahtar 30 ismin desteğiyle bu geçişin gerçekleşebileceğine inanıyor. En büyük birkaç kripto madencisi, kripto borsası ve Bitcoin kodunun tasarımcısının harekete geçmesiyle Bitcoin madenciliğinin dünyayı yok etmesinin önüne geçilebileceğini savunuyor. Kampanyanın destekçilerine göre popüler kripto evanjelistleri Elon Musk ve Jack Dorsey’e de kripto kamuoyunu ikna etmekte sorumluluk düşüyor.
Engel nedir?
Ancak hisse kanıtı modeline karşı çıkanlar gözardı edilebilecek bir azınlık değiller. İş kanıtı savunucularına göre bu model işlemin gerçekten merkeziyetsiz olmasındaki ve Bitcoin’in maddi değer üretmesindeki ana etmen. Euronews’a konuşan NiceHash kripto madencilik şirketinin sahibi Martin Škorjanc, hisse kanıtının aynı zamanda büyük yatırımcıların çıkarına olduğunu da savunuyor.
Hâlihazırdaki iş kanıtı modelinde kazanan her şeyi alıyor. Kapasitesi kısıtlı dahi olsa yeterli işlem gücünü tamamlayan bir madenci bir Bitcoin ürettiyse bu coin kendisine ait oluyor. Ancak hisse kanıtı modelinde daha çok işlem gücüne sahip bir işletmenin üretilen Bitcoin’lerden orantısal olarak daha çok pay alması durumu da söz konusu. Bu durum elbette küçük müteşebbisin çıkarına olmadığı gibi Bitcoin’in bütün esprisi olan bireyi güçlendiren merkeziyetsizlik fikrini de baltalıyor.
Škorjanc’a göre hisse kanıtına geçmektense yeşil enerjiye geçişi hızlandırmak daha büyük önem taşıyor. Škorjanc, “Bitcoin’in işleyişini değiştirmek şu ana kadar madenciliğe yapılan yatırımları da tamamen ıskartaya çıkartacaktır,” diyor.
Haliyle hisse kanıtına geçişin önündeki en büyük engellerden biri de madencileri ikna etmekteki bu gibi zorluklar olarak görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avrupa Birliği Big Tech'e karşı tek yumruk olarak hareket ediyor, çevreci örgütler Bitcoin madenciliğinin iş kanıtından hisse kanıtına taşınması gerektiğini savunuyor.
31 Mar 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
"The Social Reckoning", gücünü bir çalışanın vicdanı ile bir gazetecinin motivasyonları arasındaki gerilimden alıyor. İkisinin işbirliği, başta kimsenin öngöremeyeceği kadar uç noktalara varan sonuçlar doğuruyor. Aaron Sorkin’in iyi yazılmış senaryosu ise bu karmaşık hikayeyi hem sürükleyici hem de neredeyse bir belgesel kadar bilgilendirici kılıyor.

Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?



