Bitcoin’in yıkıcı karbon ayak izi


Hep ayrıcalıklı alışveriş: Hepsipay Cüzdanım Gün geçtikçe yeni teknoloji ve ödeme yöntemleriyle karşılaşıyoruz. Hepsiburada’nın yeni nesil ödeme sistemi Hepsipay Cüzdanım da onlardan biri; hem kolay hem güvenilir hem de hızlı . Nedir? Hızlı ödeme ve daima kazanma imkânı sunan dijital cüzdan Hepsipay Cüzdanım ’la, ödeme işlemlerinde kolaylığın konforunu hisseder, güvenle harcamanın rahatlığına varırsınız. Nasıl? Ödeme aşamasında bilgileri girerken Hepsipay Cüzdanım’ı seçip, ister tanımlı kartlardan biriyle, isterseniz de yeni kart bilgilerini girerek Hepsipay Cüzdanım’dan alışverişinizi yapabilirsiniz. İptal/iade durumlarında, iade onaylandığında ya da iptal gerçekleştiğinde iade tutarı anında cüzdanınıza aktarılır ; böylece ister alışverişinize kaldığınız yerden devam edersiniz isterseniz paranızı kartınıza geri aktarabilirsiniz. Bankaların geri ödeme sürelerini beklemek da neymiş? Üstelik, Hepsiburada satıcılı ürünlerde Hemen Al Sonra Öde özelliğini kullanarak alışverişi hemen, ödemesini ise 1 ay sonra yapabilirsiniz. Böylece alışveriş anında kartınızda yeterli limit yoksa bile ihtiyacınızı ertelemenize gerek kalmaz. Hepsipapel’le hep kazan: Hepsiburada alışverişlerinden kazanılan ödül para Hepsipapel ’i cüzdanınızla yapacağınız alışverişlerde kullanabilir ve daha az ödeyerek alışverişinizi tamamlayabilirsiniz. Size özel Hepsipapel fırsatlarını kaçırmamak için kampanyaları takip edebilir, Hepsipay Cüzdanım’da kazandığınız Hepsipapelleri görebilirsiniz. Ayrıcalıklı bir alışveriş için burayı ziyaret etmeniz yeterli.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Güncel bir araştırmanın sonuçlarına göre, Bitcoin madenciliğinin karbon emisyonu geçtiğimiz yıl içerisinde 65.4 megatona çıkarak Yunanistan’ın (evet, bütün bir ülke) saldığı karbondioksit seviyelerine ulaştı. Buna bir de yenilenebilir elektrik kaynaklarının geçtiğimiz yılın Ağustos ayı itibarı ile Bitcoin madenciliğindeki payının yüzde 41.6’dan yüzde 25.1’e gerilediği de eklendiğinde kripto madenciliğinin içinde bulunduğumuz iklim kriziyle mücadeleye yardımcı olmadığını söylemek mümkün.
Bunda ilginç biçimde Çin’in Bitcoin madenciliğini yasaklamış olmasının da payı büyük. Karbon salımı düşük Çin hidroelektrik santralleri yerine üretimin Kazakistan ve ABD gibi ülkelere kaymasının ardından madenciliğin enerji ihtiyacı da kömür ve doğalgaz ile çalışan elektrik santralleri tarafından karşılanmaya başlandı.
O kadar ki, geçtiğimiz yıl kripto madencilik faaliyetlerine ayrılan elektrik tüketiminin 200 bin hanenin tüketimine karşılık gelecek kadar yükseldiği İsveç’te düzenleyiciler eğer Paris İklim Anlaşması’nın 1,5°C hedefini tutturmak niyetindeysek Bitcoin madenciliğinin topyekûn yasaklanması gerektiğini bile savundu.
İş kanıtı
Tüm bu hengâmenin sebebiyse Bitcoin’in çalışma mantığının arkasındaki iş kanıtı (proof of work) mekanizması. Buna göre teyit edilen her işlem zincire yeni bir blok olarak ekleniyor. Ancak rekabetçi bir numara tahmin oyunu gibi çalışan mekanizma, işlemlerin teyidi için küresel bir bilgisayar ağının eşzamanlı çalışmasını gerektiriyor. Bunca enerji israfına da işlemin bu yönü neden oluyor.
Ticari Bitcoin madenciliği dünya genelinde resmî olarak yasaklansa bile insanların gerekli düzenekleri evlerine kurarak madencilik faaliyetlerini yarı-profesyonel şekilde yürütmelerini engellemek mümkün değil.
2021 yılının sonuna geldiğimizde tek bir Bitcoin’i üretmek için harcanan elektrikle vasat bir elektrikli araç Dünya’nın etrafında 44 tur atabiliyor; ve günde ortalama 900 yeni Bitcoin üretiliyor. Bu nedenle aralarında İsveç hükûmetinin ve Greenpeace’in de bulunduğu birçok kurum, iş kanıtı yerine hisse kanıtı (proof of stake) sistemine geçilmesini salık veriyor. Hatta İsveç, iş kanıtı gerektiren tüm kripto madencilik faaliyetlerinin yasaklanması gerektiğini savunuyor.
Hisse kanıtı
Dünyanın en popüler ikinci kripto zinciri Ethereum vakfının kurucusu Vitalik Buterin, bu yıl içerisinde hisse kanıtı mekanizmasına taşınması ile birlikte Ethereum’un karbon ayak izinin %99 azalacağı yönünde görüş bildiriyor. Ripple kurucusu Chris Larsen’a göre bu transfer, Bitcoin’i çevreye verdiği zararın boyutlarıyla baş başa bırakacak.
Greenpeace’in de desteklediği “İklimi değil, kodu değiştirin” kampanyası, Bitcoin üzerinde çalışan anahtar 30 ismin desteğiyle bu geçişin gerçekleşebileceğine inanıyor. En büyük birkaç kripto madencisi, kripto borsası ve Bitcoin kodunun tasarımcısının harekete geçmesiyle Bitcoin madenciliğinin dünyayı yok etmesinin önüne geçilebileceğini savunuyor. Kampanyanın destekçilerine göre popüler kripto evanjelistleri Elon Musk ve Jack Dorsey’e de kripto kamuoyunu ikna etmekte sorumluluk düşüyor.
Engel nedir?
Ancak hisse kanıtı modeline karşı çıkanlar gözardı edilebilecek bir azınlık değiller. İş kanıtı savunucularına göre bu model işlemin gerçekten merkeziyetsiz olmasındaki ve Bitcoin’in maddi değer üretmesindeki ana etmen. Euronews’a konuşan NiceHash kripto madencilik şirketinin sahibi Martin Škorjanc, hisse kanıtının aynı zamanda büyük yatırımcıların çıkarına olduğunu da savunuyor.
Hâlihazırdaki iş kanıtı modelinde kazanan her şeyi alıyor. Kapasitesi kısıtlı dahi olsa yeterli işlem gücünü tamamlayan bir madenci bir Bitcoin ürettiyse bu coin kendisine ait oluyor. Ancak hisse kanıtı modelinde daha çok işlem gücüne sahip bir işletmenin üretilen Bitcoin’lerden orantısal olarak daha çok pay alması durumu da söz konusu. Bu durum elbette küçük müteşebbisin çıkarına olmadığı gibi Bitcoin’in bütün esprisi olan bireyi güçlendiren merkeziyetsizlik fikrini de baltalıyor.
Škorjanc’a göre hisse kanıtına geçmektense yeşil enerjiye geçişi hızlandırmak daha büyük önem taşıyor. Škorjanc, “Bitcoin’in işleyişini değiştirmek şu ana kadar madenciliğe yapılan yatırımları da tamamen ıskartaya çıkartacaktır,” diyor.
Haliyle hisse kanıtına geçişin önündeki en büyük engellerden biri de madencileri ikna etmekteki bu gibi zorluklar olarak görünüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Avrupa Birliği Big Tech'e karşı tek yumruk olarak hareket ediyor, çevreci örgütler Bitcoin madenciliğinin iş kanıtından hisse kanıtına taşınması gerektiğini savunuyor.
31 Mar 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?



