Björk’ten Björk’e, evden evrenselliğe


78 farklı mekân, 629 etkinlik: Başkent Kültür Yolu Festivali
Mariza konserinden bir kare T.C Kültür Bakanlığı bünyesinde gerçekleştirilen Kültür Yolu Festivalleri, 2021’in ekim ayında İstanbul Beyoğlu Kültür Yolu Festivali ile başladı, 2022 yılında Ankara’da Başkent Kültür Yolu Festivali’nin…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Björk, Fossora
Süre: 54 dakika
Plak şirketi: One Little Independent
Yayın tarihi: 30 Eylül 2022
Kartonet: Son iki albümü Vulnicura ve Utopia’yla sırasıyla bir çöküş ve yeniden yükselişi konu edinen Björk, 10. stüdyo albümü Fossora’yla en açık zihnine, en dingin tefekkürüne, en etraflı biyografik ve antropolojik geriye bakışına uzandı. Pandemiyle birlikte memleketi İzlanda’ya çekilen; ülkesinin coğrafi, evininse mekânsal inzivasında ailesinin tarihi, bugünü ve geleceğine uzandı.
Solo müzik kariyerinin başından beri elektronik, orkestral ve deneysel arasında mekik dokuyarak eşsiz bir ses karışımı yakalayan Björk; Fossora’da kökenlerini, doğasını ve varlık ahvalini anlatısının sacayağı yaptı. Öte taraftan, organik akustik uzamların ve atonal vokal çeşitlemelerin eşliğinde gabber teknoyu keşfetti.
Vulnicura ve Utopia albümlerinde müzisyen, performans sanatçısı ve prodüktör Arca’yla çalışan Björk, Fossora’da Uzak Doğu Asya’dan gabber/gamelan ikilisi Gabber Modus Operandi ve alternatif R&B müzisyeni serpenwithfeet’le işbirliklerine gitti. Albüm kayıtlarında geniş bir müzisyen kadrosunun flüt, yaylılar ve bas klarnetten oluşan orkestral aranjmanları, Fossora’nın sıra dışı orkestral dokusunu yarattı.
Björk’ün deyimiyle ortaya bir mantar albümü çıktı, biyolojik bir teknoyla oyuncu bir art pop arasında salınan sonik bir seyahat hayat buldu.

Björk, Fossora
Neden dinleyelim?
“If we don’t grow outwards
towards love
We’ll implode inwards towards destruction”
Latince’de “kazan, kazıyan dişi” anlamına gelen fossora, Björk’ün geçmişi, kimliği ve sosyal ilişkileri üzerine yoğunlaştığı arkeolojik bir sefer hareketi. “İmdat” adını verdiği Vulnicura albümünde Matthew Barney’le ayrılıklarının kişisel travmasının güncesini yazan Björk; “selamet” adını verdiği Utopia’da savrulduğu kederli karanlıktan aydınlığa çıkmış, hayatında yeni bir paragrafa satır başı açarak değerini ve keskinliğini yeniden bulduğu bulutsu bir masal dünyası yaratmıştı. İnsanların hemen hemen her üç yılda bir başkalaşım geçirdiğine ve müzisyenlerin birbirini takip eden albümlerinin arasındaki ortalama sürenin de bu rakama dolayısıyla tekabül ettiğine inanan Björk, 2019 yılında COVID-19 pandemisiyle memleketi İzlanda’ya göç etmişti.
Yıllardır valizini bile açmadığı İzlanda Reykjavik’e uzun soluklu bir geri dönüş gerçekleştiren ve pandemi karantinasının izolasyonunda “yıldız” hayatının hızını düşüren sanatçı; geçmişine, topraklarına ve kimliğinin derinlerine doğru bir yolculuğa çıktı. Björk’ün Fossora’nın çıkışından önce etraflı bir röportaj verdiği The Guardian’dan Chal Ravens, bu yolculuğu “Kalp kırıklığı ve ayrılığın girdabında yazılmış son iki albümden sonra Björk; atalarını, çocuklarını ve onları bir araya getiren ateşin ve buzun diyarını düşünerek dünyaya yumuşakça iniverdi.” diyerek ifade etmişti. “Bir şarkıcı-söz yazarı olarak işinin; bedeninin, ruhunun - ya da her neyse artık o - seyahatini ifade etmek” olduğunu belirten sanatçı, özüne ve köklerine doğru yeni bir keşfin kıyılarında olduğunu ilan etti.
Björk’ün 2018’de kaybettiği annesinin ölüm döşeğinin yanından seslenen şarkısı Sorrowful Soil, onu kaybedişine yaktığı ağıt Ancestress, kızı Isadora’yla “annelerin evlerinin kalplerindeki odalar” olduğunu söylediği Her Mother’s House, müzisyenin Fossora albümünde kimliğinin öncül ve ardıl parçalarıyla ne kadar da yakın bir temasa girdiğinin göstergeleri.
Diğer taraftan Björk, albümünün tematik örüntüsündeki yeni motifleri söz yazarlığının tüm dobralığına ve direktliğiyle kurgularken, müziğini tanımlayan deneysel ve eklektik yaklaşımı ve şarkılarının amorf yapısını yeni albümünde de korudu. Gabber teknonun BPM’i yüksek drum machine vuruşlarından (Atopos) flütlerin pastoral orkestrasına (Allow) ve ninni-vari vokal çeşitlemelerin elektronik ses manzaralarına (Mycelia) kadar Fossora, Björk’ün 30 yıllık kariyerinin maceracı sonik estetiğini devam ettirdi.
Bedeninin ve ruhunun yeni seyahatlerinde yeni bir eşik atlayan Björk, onu o yapan geçmişini, bugününü ve geleceğini, kimliğiyle özdeş müzikal sıra dışılığı ve avangartlığıyla buluşturdu. Ortaya, içe dönük tefekkürlerin eşliğinde ve mantarların arasında büyüyen hibrit bir başka Björk çıktı.
Benzer işler:
- Arca, Arca
- Perfume Genius, Ugly Season
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Sinemasın 007'si Bond'un 60. yaşı kutlaması, Björk'ün yeni albümü Fossora, Louis Garrel'ın distopyası.
14 Eki 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.



