

GittiGidiyor’dan arşiv niteliğinde bir yapım: Pazar Yeri Türkiye’nin ilk online pazar yeri GittiGidiyor 20’nci yaşını geride bırakırken, göz açıp kapayıncaya kadar geçen bu harika yıllara, GittiGidiyor’un kuruluş yıl dönümüne özel hazırlanan Pazar Yeri kısa filmiyle tanıklık ediyoruz. Nedir? Türkiye’nin en güçlü start-up’larından biri olarak 2001 yılında başlayan ve Türkiye’nin en büyük e-ticaret sitelerinden biri olmaya varan 20 yıllık yolculuğunu kutlayan GittiGidiyor, 140journos prodüksiyonuyla hazırlanan Pazar Yeri kısa filmini bizlerle buluşturdu. Türkiye’yi ilk defa online pazar yeri kavramıyla tanıştıran GittiGidiyor’un kuruluş hikâyesinden ilham alan film, e-ticaret sektörünün de gelişimine yakından bir bakış sunuyor. Geleneksel ticaretten online alışverişe geçiş sürecini dönemin tüm gelişmeleriyle birlikte görebildiğimiz, GittiGidiyor’un belgesel tadındaki kısa filmini buradan izleyebilirsiniz. GittiGidiyor’un bir mesajı var: Başarı öykümüzün arkasındaki güçlü ekibimize, birlikte öğrenerek gelişmeye devam edeceğimiz değerli iş ortaklarımıza ve hikâyemizde emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Londra Belediye Başkanı Sadiq Khan (Sadık Han) geçtiğimiz hafta “Londra’nın iş fırsatları için hazır olduğunu dünyaya göstermek ve Londra’ya daha fazla yatırım için çanları çalmak” amacıyla ABD’ye gittiğini açıkladı.
Bu ticari misyon gezisinde Khan’ın yoğun bir gündemi vardı: “Covid-19 sonrası ekonomik iyileşme döneminde Londra’ya turist çekmek için” New York’ta bulunan Times Meydanı’nda “dünyanın en büyük turizm kampanyasının” lansmanını yaptı, Amerikan Beyzbol Ligi’nin 2023’te Londra’ya döneceğine işaret eden bir ortaklık hayata geçirdi, NBCUniversal ve Film London arasında yapılan ortaklık ile Londralıları Hollywood’a bir adım yaklaştıracağının sinyallerini verdi ve Los Angeles Belediye Başkanı ile buluşup şehirlerin hava kalitesini iyileştirme ve iklim kriziyle mücadele konusunda fikir alışverişi yaptı.
Tabii Khan’ın ziyaretleri bunlarla sınırlı kalmadı, ancak bu yazıdaki gündemimiz teknoloji şirketlerinin üst düzey yöneticileri, risk sermayesi (VC) yatırımcıları ve girişimciler ile gerçekleştirdiği buluşmalar. Görünüşe göre Khan, halihazırda iyi ilişkilere sahip olan Silikon Vadisi ile Londra arasındaki işbirliğini daha da artırmak istiyor. Londra Belediye Başkanı, ABD merkezli şirketlerden Londra’daki girişimlere yatırımlarını artırmalarını ve ABD merkezli teknoloji şirketlerinin Londra’da yeni ofisler açmalarını beklediği söyledi.
Bu şirketler ve yatırımcılar arasında kimler mi var: Eski Kaliforniya eyaleti baş denetçisi Steve Westly, Google CFO’su Ruth Porat, PayPal ve Dropbox’ın erken aşama yatırımcılarından Plug and Play ile LinkedIn’den yöneticiler.
“Kaliforniya'nın en heyecan verici şirketleri ve yatırımcılarıyla bir araya gelerek, onları gözlerini Londra'ya çevirmeye davet ettim. Liderlerin şehrimizde nasıl genişlemeyi planladıklarına dair muhteşem hikayeler dinledim. Tüm bunlar, Londralılar için değerli işler yaratacak.” – Khan
Londra’da yatırımlar
Sadiq Khan, geçtiğimiz yıl Londra’daki genel merkezinin açılmasının ardından şehirdeki varlığını genişletmeye devam eden San Francisco merkezli çevrimiçi B2B perakende pazaryeri Faire ile de görüşeceğini açıklamıştı. Faire kasım ayında 400 milyon dolarlık finansman turunun ardından değerlemesini 12,4 milyar dolara çıkarmıştı.
ABD merkezli şirketler, son yıllarda halihazırda Londra’da ofis açma ve Birleşik Krallık merkezli girişimlere yatırım yapma eğilimindeydi. CNBC’nin atıfta bulunduğu araştırmaya göre, “Londra uluslararası ölçekte genişlemek isteyen ABD merkezli teknoloji şirketleri için bir numaralı destinasyon” olma yolunda Paris, Berlin ve Stockholm gibi Avrupa başkentlerinin önüne geçti. London & Partners’ın araştırması da bunu destekliyor: Son beş yılda Londra, ABD'den diğer tüm küresel şehirlerden daha fazla yeni teknoloji yatırımı projesi yatırımı almış bulunmakta. 2017-2021 yılları arasında ABD'den 251 yeni teknoloji yatırımı projesinin Londra’ya kaydığını belgeleyen araştırma aynı zamanda Londra ve Körfez Bölgesi'nin fintech alanında en fazla öne çıkan iki merkez olduğunu ve New York ile Singapur da dahil olmak üzere diğer dünya şehirlerinden daha fazla yatırım aldığını da ortaya koyuyor.
Londra’da varlık gösteren şirketler
Google’ın çatı şirketi Alphabet, Ağustos 2021’de Londra'nın merkezinde yer alan ve kiracısı olarak kullandığı Central St. Giles binasını 1 milyar dolara satın aldığını açıklamıştı. Pandemi kısıtlamaları gevşerken açıklanan bu karar, şirketin ofis yaşamını terk etmeyebileceğini dair işaretler barındırdığı şeklinde de yorumlanmıştı.
Diğer yandan, ABD'li girişim sermayesi şirketi Sequoia Capital geçtiğimiz yıl Londra'da ofis açarak Avrupa'ya adım atmıştı. Meta, Amazon, Apple, Microsoft ve Twitter gibi ABD merkezli teknoloji girişimleri Londra'da önemli bir istihdam sağlıyor. Öyle ki Meta (eski adıyla Facebook) ABD dışındaki ilk mühendislik ofisini 2012'de Londra'da açmıştı. Şu anda ise şehirde 2 farklı ofise sahip olan şirket, burada genişlemeye devam ediyor gibi görünüyor.
2010'dan beri Birleşik Krallık’taki operasyonlarına 32 milyar sterlinin üzerinde yatırım yapan Amazon da bölgede genişlemeye devam eden şirketlerden. Nitekim bulut platformu Amazon Web Services, Mart ayında “müşterilerin artan ihtiyaçlarını karşılamak ve ülkenin dijital altyapısını güçlendirmeye yardımcı olmak için” Birleşik Krallık'ta veri merkezleri inşa etmek üzere önümüzdeki iki yılda 1,8 milyar sterlinden fazla harcama yapacağını açıkladı.
Brexit sonrası yatırımlar

Investment Monitor üzerinden
Birleşik Krallık’taki yatırım projeleri 2011 ve 2017 arasında artan bir seyirde ilerlemekteydi. Haziran 2016'da gerçekleşen Brexit referandumuysa yatırımların zirve yaptığı bir dönemde gerçekleşti ve etkisi aniden hissedilmedi. Ancak 2017'de Birleşik Krallık'a yapılan yapılan yatırımlar %9,3 düştü, 2019'da ise %16,3 oranında daha düşüş meydana geldi. Ardından toparlanma başladı ve 2019–2020'de yatırımlarda %10,2 oranında artış gerçekleşti. Yakın tarihli veriler de Birleşik Krallık merkezli girişimlere yapılan yatırımlar konusunda iyimser bir tablo çiziyor: Dealroom’un verileri Birleşik Krallık’ın 2021’de Fransa, Almanya ve İsrail'in toplamından daha fazla VC yatırımı aldığını ortaya koyuyor.
Khan’ın ziyaretleri Silikon Vadisi’nden daha kaç VC'nin ve Big Tech firmasının yatırım iştahını kabartacak şimdiden kestirmek mümkün değil elbette ama, Brexit sonrası Londra’ya azalan ilgi tekrar rayına oturacağa benziyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Google yapay zekâ destekli asistanı LaMDA'nın yeni sürümünü beta teste açmaya hazırlanıyor. Sadık Han Silikon Vadisi yatırımcılarının ilgisini Londra'ya çekmeye çalışıyor.
17 May 2022

YAZARLAR

Beste Göksel
Business editor @ Aposto

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?

Apple, 13 Ekim Salı günü “Eve hoşgeldin” sloganıyla hayata geçirdiği lansmanda en yeni akıllı ev ekosistemi ürünlerini tanıttı. Uzun zamandır şirketin üzerinde çalıştığı söylenen akıllı ev ekranı HomeView, lansmanın yıldız ürünü oldu. Şirket, lansman kapsamında ayrıca LG ve Schneider Electric ile işbirliği içinde geliştirdiği Apple Home Collection ürünleri, HomePod mini 2 ve yeni Apple TV 4K’yı da tanıttı.

Bugün şirketler, faaliyet gösterdikleri süre boyunca müşterilerinden çalışanlarına, iş ortaklarından tedarikçilerine kadar milyonlarca kişi ve kuruma ait veri topluyor. Şirket kapandığında ise bu devasa dijital arşiv bir anda ortadan kaybolmuyor. Verilerin bir bölümü yasal yükümlülükler nedeniyle saklanmaya devam ederken bazıları, başka şirketlere devredilebiliyor; hatta iflas sürecinde satışa çıkarılan varlıklar arasında yer alabiliyor.

Algoritmalar artık iş dağıtıyor, çalışanları puanlıyor ve hatta işten çıkarma kararlarında belirleyici oluyor; insan denetimi ise otomasyon yanlılığı ve gig ekonomisinin hukuki boşlukları nedeniyle her zaman gerçek bir güvence sağlamıyor. Kaliforniya, “Robot Patrona Hayır” yasası ile işten çıkarma ve disiplin kararlarının yalnızca yapay zekaya bırakılmasını yasaklayan ilk ABD eyaleti oldu belki ama asıl sorunun kapitalizmin ulaştığı noktayla ilgili olduğunu hatırlamak gerekiyor.

Şirketler yapay zekayı toplantı notu çıkaran araçlardan operasyon yürüten ajanlara dönüştürmek istiyor; ancak bir yandan da güvenilmez veri, eksik bağlam ve belirsiz sorumluluklar kurumların yıllardır kapalı odalarda tuttuğu dağınıklığı da su yüzüne çıkarıyor. Üstelik ajanların gerçekten işe yaradığı bir düzende asıl mesele, onlara hangi işleri devredeceğimiz kadar açılan zamanı insanın muhakemesine, öğrenmesine ve daha nitelikli üretime ayırıp ayıramayacağımız da.






