

Koç Holding tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği 17. İstanbul Bienali devam ediyor.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Yazı: Enes Kaya. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu. Dükkân: Zoks Studio & Sosyal Girişim: Sinemasal.
Sokaklarındaki yaşanmışlıkları, tarihi ve kültür sanata olan uyumuyla sanatçıların ve turistlerin yoğun ilgisini çeken Balat, nostaljik İstanbul'u yaşamak isteyenlerin mahallesidir. Fener Rum Patrikhanesi, Rum Okulu, Kariye Müzesi, rengârenk evler, birbiriyle uyum içerisinde yaşayan kültürler, iki cumba arası serili çamaşırlar ve sokakta oynayan çocuklar ama en çok da fırından yeni çıkmış sıcacık ekmeğin kokusu insana Balat’ta olduğunu hatırlatır.
Bir arada yaşamayı bilenlerin mahallesi
Son yıllarda sanatçı, sporcu ve beyaz yakalı olarak tanımladığımız kesimin buraya doğru yoğun göçü var. Normalde kapalı kapılar ardında, insanlardan ve gözlerden uzak kalmaya çalışanlar kapıları ardına kadar açık tarihî evlerde komşularla iç içe bölgede yaşamaya başladı. Farklı dilden, dinden ve renkten insanların olduğu bölgede toplumun çeşitli kesimlerinin de yaşaması zenginlik kaynağı. Ancak aynı kalmasını istediğimiz şeyler var. Burada yaşamaya başlayan yeni kesimin onları buraya yönlendiren renkli yaşamı olumsuz yönde değiştirmelerini istemiyoruz. Örneğin; video konferansı varken sesten rahatsız olduğu için sokakta top oynayan çocukları azarlayanların ya çalışmak için daha uyumlu yerler bulmalarını ya da kendilerini mevcut mahalle yaşantısının akışına bırakmalarını tavsiye ediyoruz. Neden mi? Çünkü Balat, iç içe yaşamayı bilenlerin mahallesidir.
Burası, yardımlaşma ve dayanışmanın elzem olduğu bir habitat. Balat’ta kimse aç veya açıkta kalmaz. Hangi etnik kimliğe sahip olursa olsun buranın havasını soluyan kişi elindeki imkânları komşularıyla paylaşır. Herkes kendi inancı, örfü, adeti ve geleneği doğrultusunda yardımını yapar ve insanlar arasındaki dayanışma her daim devam eder. Bunu sadece gıda, barınma veya giyinme gibi maddi yardım olarak düşünme. Mahalleli her anlamda birbiriyle iletişim hâlinde. Balat’taki insanlar Doğulu, Karadenizli, Roman, Ermeni, Rum ve Yahudi; kimin nereli olduğuna bakmadan birbiriyle gerek hüznü gerek mutluluğu birlikte yaşar.

Mahallenin esnafları II
Turizmin yan etkileri
Balat’da özellikle de son 10 yılda artan bir turist kalabalığı var. Mevcut esnaf, sanatçı ve zanaatkâr kesim elindeki ürünü, üretimi ve değeri daha fazla insana sunmaktan dolayı mutlu. Bunun hem maddi hem manevi büyük kazancı ve getirisi oluyor. Manevi olarak yeni üretimler teşvik ediliyor maddi olarak da yıllardır planlanan yenilenmeler hayat buluyor. Farklı alanlarda faaliyet gösteren ve mevcut yerinden memnun olmayan esnaf, sanatçı ve zanaatkârlar Balat’ı yeni kapılar açmak için alternatif olarak görüyor. Diğer yandan ev veya işyeri sahiplerinin yoğun akışta yıllardır iyi ilişkiler içinde oldukları kiracılarından afaki rakamlar talep etmeye başlaması; arz ve talep noktasında mevcut değerler korunarak tam bir çözüm bulunamaması da turizmin getirdiği ve hâlâ çözüm aranan yan etkiler.
Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi maalesef Balat’da da “imkânları kısıtlı kişilerin elinde bulunan değerli alanların üst sınıflar tarafından ele geçirilmesi” olarak tanımladığım soylulaştırma söz konusu. Bu durum nasıl çözülür bilmiyorum çünkü en başta dar gelirli kesimin değerleri koruma isteği olmalı. Belki devlet tarafından sağlanacak fonlar veya ulusal ve uluslararası organizasyonların desteğiyle mevcut yapı korunabilir ancak bu konu her anlamda çok derin. Gerek temeli gerekse de etkisi açısından alanında uzman kişilerce yorumlanmasını daha doğru buluyorum. Belki burada dikkatini çekeceğimiz biri satır arasındaki mesajı alarak konuya el atabilir.

Sinemasal
Mahallede mutlaka…
Her gün olmasa bile sık sık sokaklarda yürüyüş yapıyorum. Balat’a gelenlere de gezmenin en güzel yolunun plansızca kaybolmak olduğunu söylüyorum. Yürürken, herkes kendi bakış açısına göre kendi Balat’ını görüyor. Bu esnada komşularla ve esnafla selamlaşıyorum. Biz mahallede böyle yaşıyoruz. Her daim birbirimizin hâlini hatırını soruyor, acelemiz olsa bile selam vermeden geçmiyoruz.
Yıldırım, Vodina, Ayan ve Kiremit caddeleri en sevdiklerim. Fener tarafında Primi ve Vanilla, Vodina üzerinde Tahtaminare Çay Evi ve ev yapımı harika kekleriyle ünlü Muhit Kafe, yine Vodina üzerinde birbirinden lezzetli lokumlarıyla ünlü Tarihî Balat Amasra Lokumcusu, Leblebiciler Sokağı’nda Tarihî Balat Turşucusu, Sevda Gazozcusu ve Fetih İşkembe de uğramadan geçilmezler. Tabii ki Ayan Caddesi’nde yer alan Zoks Studio’da seramik eğitimine katılmak veya kısıtlı zamanın varsa Vodina’daki Zoks Store’u keşfetmek gerek
Editörün notu: Enes 10 yılı aşkındır mahalleli. Çocuklara sinema yoluyla hayata dair farkındalık kazandırmayı amaçlayan Sinemasal isimli sosyal girişimin kurucusu. Yıllardır Balat'ta mahalledeki çocuklar başta olmak üzere Türkiye'deki tüm çocuklar için her 23 Nisan'da festival düzenliyor. Daha da yakından tanımak istersen salı uzun uzun Sinemasal'ı konuştuğumuz bienal sayımıza bekleriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gerçek hüznün ve mutluluğun paylaşıldığı mahalle. Burası, yardımlaşma ve dayanışmanın elzem olduğu kimsenin aç veya açıkta kalmadığı Balat.
16 Eki 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.



