ChatGPT Rüyamı Yorumladı, Ama Faturayı Kim Ödeyecek?

Görünmeyen tüketim
ChatGPT Rüyamı Yorumladı, Ama Faturayı Kim Ödeyecek?

153. Dünyahali
BMW i ile birlikte

Aşırı Hava Olaylarına Dirençli Kentler Son yıllarda yaşanan aşırı yağışlar, seller, sıcak hava dalgaları ve kuraklık gibi hava olayları hayatımızın olağan kısımları haline geldi. İklim krizinin etkileri sadece doğada değil, şehirlerin gündelik yaşamında da belirginleşiyor. Özellikle yoğun nüfuslu kentlerde yaşanan aşırı hava olayları, şehrin alt yapısının dayanıklılığını ve yaşam kalitesini tehdit ediyor. Bu yeni düzende kentlerin sadece daha yeşil değil, daha dirençli ve uyumlu olması gerekiyor. Drenaj sistemlerinin aşırı yağışı kaldıramadığı, parkların toprak yerine betonla kaplandığı şehirlerde yaşamak, iklim krizinin etkilerini daha ağır hissetmemize sebep oluyor. Bu yüzden şehir planlamasında doğayla iş birliği dönemi; yağmur bahçeleri, geçirgen zeminler, yeşil çatılar ve akıllı su yönetimi gibi çözümlerle başlıyor. Kentleri daha yaşanabilir hale getirmenin anahtarı olan bu yöntemler hem sel riskini azaltıyor hem de şehirlerdeki ısı adası etkisi ile mücadelede önemli rol oynuyor. BMW Group, bu dönüşümün farkında olarak yalnızca araç üretiminde değil, üretim tesislerinin tasarımında da doğayla uyumu ön planda tutuyor. Münih’teki üretim merkezinde yeşil çatı sistemleri ve doğal havalandırma gibi uygulamalarla enerji tasarrufu sağlanırken, global ölçekte kapalı su döngüleri ve atıksız su süreçleri sayesinde 2006’dan bu yana su tüketimi yaklaşık %46 oranında azaltıldı. Aynı tesiste yer alan yeşil çatı alanları ve doğal havalandırma çözümleri ise enerji tüketimini azaltırken, üretim tesisini daha sürdürülebilir hale getiriyor. Bu uygulamalar, yalnızca kaynak tüketimini sınırlamakla kalmıyor, aynı zamanda bulunduğu ekosistemle birlikte iyileşen yapılar oluşturarak rejeneratif etkiyi teşvik ediyor. Şehirler ve sanayi birlikte dönüşmeden, iklim krizine sürdürülebilir bir yanıt vermek mümkün değil.

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Aslı Tuğçe Sözdinler

AI hayatımıza ne zaman bu kadar hızlı sızdı da biz hiç fark etmedik? Yani biri zamanında dese ki “2025’te günün yarısını bir yapay zekâya danışarak geçireceksin” muhtemelen “hadi canım sen de” derdim. Ama şimdi dönüp bakıyorum da, ben resmen ChatGPT ile yaşıyorum.

Eğer siz de benim gibi her konuda önce ChatGPT’ye soruyorsanız, beni çok iyi anlayacaksınız.

Yemeğimde kaç gram protein olduğunu hesaplatıyorum, sonra rüyamda düğünüme geç kalmışım mesela — hop, Freud’a göre analiz ettiriyorum. Bir bakmışsın sınıf WhatsApp grubuna mesaj yazdırmışım, bir bakmışsın İran ve İsrail arasında çıkacak olası bir nükleer savaşın radyasyon etkisi kaç kilometreye yayılır diye hesaplatıyorum.

Diyetisyenim, psikiyatristim, çevirmenden hallice yazarım, seyahat danışmanım… hepsi o.

Tekillik sessizce geldi

İşin tuhafı ne biliyor musunuz? Bu durumu son derece normalleştirmiş olmamız. “Yapay zekâ devrimi” falan deniyor ve galiba devrim dediğin böyle oluyor: sessizce, gündelik hayatın içine sızarak.

OpenAI CEO’su Sam Altman, kişisel bloğu’nda yayınladığı ‘The Gentle Singularity’ başlıklı yazısında bu muazzam teknolojik sıçramayı, enerji ve su tüketimine de değinerek yazdı.

“Wonders become routine, and then table stakes.” Sam Altman (Mucizeler önce hayranlık yaratır, sonra sıradanlaşır)

Altman’a göre yapay zekâda geri dönüşü olmayan bir noktayı geçtik. Henüz sokakta robotlar görmüyoruz ama GPT-4 gibi sistemler birçok açıdan insanlardan daha yetenekli. Bu da gösteriyorki  “tekillik” ani bir patlama değil, sessiz ve kademeli bir geçiş olacak.

Zekâ bol, ama elektriğe bağlı

En zorlu bilimsel keşifler geride kaldı; bundan sonra yapay zekânın gelişimi, kendi kendini de destekleyerek ivmelenerek devam edecek. Bu, hem bilimsel ilerlemeyi hem de üretkenliği çarpıcı şekilde artıracak. İnsanların 2030’da tek başlarına 2020’deki bir ekibin işini yapabilir hale gelmesi bekleniyor.

“Zekâ” ve “enerji” tarih boyunca ilerlemenin temel sınırlayıcılarıydı. Günümüzde zekâ üretmenin maliyeti, neredeyse yalnızca elektriğe bağlı hale gelecek. Bu hem heyecan verici hem de ekolojik olarak dikkatle yönetilmesi gereken bir durum. Eğer bu zekâ bolluğu iyi yönlendirilirse, insani refahı ciddi biçimde artırabiliriz. Ancak burada etik, güvenlik ve adil dağılım gibi kritik sorular da devreye giriyor. Altman’a göre süperzekânın sadece birkaç şirketin veya ülkenin elinde yoğunlaşmaması, herkesin erişimine açık olması gerekiyor.

Görünmeyen tüketim: Enerji, su ve karbon ayak izi

Her devrim gibi bunun da görünmeyen bir faturası var. Ortalama bir ChatGPT sorgusu, 0.34 watt-saat enerji ve 0.000085 galon su tüketiyor.

Bu da demek oluyor ki ben Freud’un rüya analizini beğenmeyip bir de Jung’a analiz ettirirken, fırın bir saniyeliğine çalışmış gibi enerji harcıyoruz. Ben “bu tavuk butu haşlayınca kaç dakikada pişer?” diye sorduğumda, arka planda minik bir santral devreye giriyor, birkaç damla su buharlaşıyor ve görünmez bir karbon izini mutfağıma bırakıyor. 

Üstelik bu sadece bir sorgu. Günde yüz milyonlarca sorgunun yapıldığını düşünürsek, fısıltıyla gelen bu tekillik aslında oldukça susamış ve aç bir yapay zekâya dönüşüyor.

A screenshot of a cell phone AI-generated content may be incorrect.


Peki, geri döndürülemez bir şekilde hayatımıza giren bu faturayı azaltmak için neler yapılabilir:

  • Veri merkezlerinin yenilenebilir enerjiyle çalışması sağlanmalı

  • AI sorgu sayısı değil, verimliliği önceliklendirmeli

  • Enerji-etkin yazılım tasarımları teşvik edilmeli

AI insanlığı kurtarabilir mi?

Altman’a göre yapay zekânın insanlığa gerçekten faydalı olabilmesi için öncelikle çözülmesi gereken en kritik mesele: uyum sorunu.

Yani bir sistemin size ne izletmek istediğini değil, gerçekte neye ihtiyacınız olduğunu anlayacak kadar doğru yönlendirilmiş olması gerekiyor.

Tıpkı sosyal medya algoritmalarının kısa vadeli dürtülerimizi ustalıkla sömürmesi ama uzun vadeli iyiliğimizi baltalaması gibi, yanlış yönlendirilmiş bir yapay zekâ da zarar verebilir — hem de fark ettirmeden, iyi niyetle çalışıyor gibi görünürken.

Yapay zekânın bizim anlık taleplerimizi değil, uzun vadeli değerlerimizi ve ihtiyaçlarımızı anlayıp onlara göre davranması, teknolojinin insanlık için gerçek bir faydaya dönüşmesi açısından kilit nokta olabilir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

153: Bugünden Geleceğe Adım🌎

Türkiye’nin Limit Aşım Günü, artan sıcaklıklarla risk altındaki meslek grupları, yapay zekânın görünmeyen çevresel maliyeti, arılara dair ilginç bilgiler, yaz dönemi için çocuk kitapları ve daha fazlası

20 Haz 2025

BMW i ile birlikte
153: Bugünden Geleceğe Adım🌎

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı