Daha az ekranlı bir gelecek

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Akıllı telefonlarımız günden güne inceliyor, hızlanıyor, görüntü kaliteleri gelişiyor. Tuşlar azalıyor, ekran çerçeveleri inceliyor. Yakın geçmişte çekmek için profesyonel makinelere ihtiyaç duyduğumuz fotoğrafları artık akıllı telefonumuzla çekebiliyoruz, kompleks oyunları telefonumuzda oynayabiliyoruz. Ancak akıllı telefonların teknik özellikleri hızla gelişiyor olsa da sanal dünyayla bağlantımızı sağlayan akıllı telefon konseptinin kendisi büyük bir değişim göstermiyor: Bütün işlemlerimizi bir ekran üzerinden gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Ekran bariyerini kaldırarak bu konsepti yeniden tanımlamaya aday teknolojiler arasında ise artırılmış gerçeklik öne çıkıyor.
- Nedir? Artırılmış gerçeklik kavramı kısaca gerçekliğin bilgisayar tarafından değiştirilmesi, zenginleştirilmesi ve etkileşimli bir deneyime dönüştürülmesidir.
- Arka plan: Artırılmış gerçekliği sanal dünyaya bir kapı olarak kullanmayı hedefleyen girişimler aslında yıllardır hayatımızda. Bu konuda ilk adımı, Google 2012 senesinde tüm teknoloji dünyasını son derece heyecanlandıran bir konsept videoyla attı. Videoda tanıtılan Google Glass, 2014 yılında piyasaya sürüldü ancak beklentileri karşılayamadı. Google’ın ardından aralarında Microsoft’un da bulunduğu pek çok firma artırılmış gerçeklik gözlükleri piyasaya çıkarsa da bu ürünler de günlük hayatımızın bir parçası olmayı başaramadı.
- Ne oluyor? Apple, Amazon, Google ve Microsoft gibi şirketlerin eski çalışanlarından oluşan bir ekip tarafından kurulan ve 100 milyon doların üzerinde yatırım alan Mojo Vision adlı bir Silikon Vadisi girişimi, geliştirdikleri akıllı kontakt lens vizyonuyla artırılmış gerçeklik konusunda öne çıkıyor. Şirketin CTO’su, amaçlarını “Kendiniz olmanıza izin verecek, görünüşünüzü değiştirmeyecek bir teknoloji yaratmak istiyoruz” diyerek açıklıyor ve “daha az ekranlı” bir gelecek hayal ettiklerini belirtiyor. Başlangıç olarak özellikle görme sıkıntıları yaşayan insanların görme yetisini geliştirmeye odaklanan lenste gece görüşü, görüntü keskinleştirme ve objeleri tanıyabilme gibi özellikler bulunuyor. Ancak bu kontak lensleri geliştirmek zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. Şirket kontakt lensin, içerisine ekran yerleştirilmiş ve kullanılabilir bir prototipini geliştirmiş olsa da ürün son hâlini almış değil.
- Geniş perspektif: Yakın gelecekte çevremizi algılama biçimimiz teknolojiyle sarsıcı bir şekilde değişebilir. Navigasyon direktiflerini, saati ve etrafımızdaki objeler hakkındaki bilgileri anlık olarak görebilir; bildirimleri, yeni haberleri, tweet'leri, hatta Instagram gönderilerini sadece gözümüzle tarayabiliriz. Kitap okuma deneyimimiz veya topluluk önünde konuşmak, gözümüzün önüne yansıyan metinlerle yeniden tanımlanabilir. Akıllı kontakt lensler güvenlik endişelerini beraberinde getirse de bilim kurgu filmlerinde gördüklerimizi yakın gelecekte yaşama imkânı sunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
macOS Big Sur, akıllı kontak lenslerle artırılmış gerçeklik, elektrikli uçaklarla yeni hava taşımacılığı
19 Kas 2020

YAZARLAR

Ahmet Emir Kocaağa
computer science, technology and some politics | senior @Bogazici_Cmpe

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kanada’da bir okul saldırganının ChatGPT hesabının sekiz ay önce şiddet içerikli kullanım nedeniyle işaretlendiğinin ortaya çıkması, sohbet botlarının kullanıcılarını ne ölçüde izlemesi ve hangi noktada yetkililere bildirmesi gerektiği tartışmasını büyüttü. British Columbia’nın OpenAI’a karşı açtığı dava, mahremiyet ile güvenlik arasındaki sınırın nerede çizileceğini tartışmaya açarken Türkiye’de okul saldırıları sonrası alınan önlemler benzer bir sorunun başka bir yüzünü gösteriyor.

Yapay zekanın insanlığı yok edeceğine dair felaket senaryoları, genellikle kontrolden çıkan süper zekalara ve “katil robotlara” odaklanıyor. Oysa uzmanların daha olası gördüğü risklerin çoğunda yapay zeka tek başına hareket etmiyor. Özellikle beş olası senaryo, kontrol zincirini geri dönüşü olmayacak şekilde kırma potansiyeli taşıyor.

Yapay zeka patlamasının da etkisiyle artık ürünlerin pazarlama materyallerinde sürekli aynı kelimeler tekrarlanıyor: Ajan tabanlı, AI destekli, kurumsal düzeyde, akıllı, uçtan uca, yeni nesil, ekosistem… Yıllar önce pazarlama ekiplerinin temel problemi, insanların üründen haberdar olmasını sağlamakken bugün bunun önünde çok daha kritik bir problem yer alıyor: İnsanların ürünün ne olduğunu anlamasını sağlamak.

Son birkaç yıldır yapay zeka yarışında geçerli olan kural basitti: Daha güçlü modeli daha hızlı geliştiren kazanır. Son günlerde sektörün öncü isimleri tarafından yapılan açıklamalar ise bu denklemin değişmeye başladığını gösteriyor. Modellerin siber saldırılardan biyolojik silah geliştirme girişimlerine uzanan riskli kullanım alanlarında sahneye çıkması, yarışın öncülerini ilk kez açık bir biçimde frene basma olasılığını tartışmaya itiyor.

Yapay zeka yarışını yavaşlatma çağrıları teknoloji şirketlerinin içinden de yükselirken, New York Üniversitesi’nden filozof Jeff Sebo ile yapay zekanın risklerini, bilinç ihtimalini, hayvan refahını ve gelecekte dijital zihinlere karşı doğabilecek sorumluluklarımızı konuştuk.




