Daktilodan iPhone ekranına: Emojilerin şaşırtıcı tarihi

Bugün milyonlarca insan, mesajlarını kalp, gözyaşı ya da pizza dilimi emojileriyle süslüyor. Fakat sanılanın aksine emojilerin hikayesi cep telefonlarıyla başlamadı. İnsanlar, yüzlerce yıl önce çömlekler, mektuplar ve daktilo tuşlarında bile minik yüzler yapmanın yollarını arıyordu.
Daktilodan iPhone ekranına: Emojilerin şaşırtıcı tarihi

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

Dijital dünyada bir duyguyu anlatmanın yolu her zaman kelimelerden geçmiyor. Bazen doğru kelimeyi bulamasak da bir emoji her şeyi özetliyor. Bugün artık milyonlarca insan, mesajlarını kalp, gözyaşı ya da pizza dilimi emojileriyle süslüyor. Fakat sanılanın aksine emojilerin hikayesi, akıllı telefonlarla başlamadı. İnsanlar, onlarca yıl önce daktilo tuşlarında bile minik yüzler yapmanın yollarını arıyordu.

İletişim araçları, yıllar içinde değişse ve gelişse de tek bir şey hiç değişmedi: Duygularımızı daha samimi şekilde paylaşmaya yönelik duyduğumuz insani ihtiyaç.

Ayrıntılar: Emojiler, çoğu zaman Y kuşağının mesajlaşma çılgınlığından doğan bir dijital dil olarak değerlendirilse de esasında basit metin mesajlarına duygusal bir nüans katmak için tasarlanan ilk kültürel öğeydi. İlk kez 1990’larda geniş çapta popülarite kazanan bu minik ikonlar, özellikle son 15 yıl içinde çevrimiçi dünyanın ortak resmî dili hâline geldi. Basın bültenleri ve kurumsal e-postalardan Beyaz Saray’ın ekonomi raporlarına kadar birçok ana akım içerikte gördüğümüz emojiler, Oxford Sözlüğü’nün “Yılın Kelimesi” seçkileri arasına dahi girdi. 

Emojilerin bu denli geniş çapta benimsenmesi, yüzyıllar öncesinden gelen temel bir ihtiyacı karşıladığını gösteriyor. İnsanlar, yüzlerce yıl boyunca mektuplarına minik çizimler ekledi, daktilo tuşlarıyla gülen yüzler yarattı ve metin mesajlarına mimikler kattı. Emojiler ise yalnızca geçmişten gelen bu alışkanlığın modern dünyadaki yansımasıydı. 

Tarih cetveli: Modern emojiler, insanlık tarihinde nispeten yeni bir konsept olsa da gülen yüze benzeyen ikonlar, Gaziantep’in Karkamış ilçesinde bulunan ve milattan önce 1700’den kalma bir Hitit çömleğinde bile görülmüştü.

Benzer şekilde 18. yüzyılda Bohemyalı rahip Bernard Hennet da imzasına bir gülen yüz eklemekten geri durmamıştı. Bir tür emoji olarak kabul edilebilecek piktogramlar da Mısır hiyerogliflerinin temelini oluşturuyordu.

Bernard Hennet'ın imzası, 1741

Bugün kullandığımız emojilerin temeli ise 1881’de Puck adlı bir derginin daktilo sembolleriyle yüz ifadeleri oluşturduğu bir sayı yayımlamasıyla atıldı. Bu sayı, yazı karakterleriyle mimik oluşturulmasına olanak tanıyan emoticonların ilk örneklerini tarih sahnesine çıkardı. Takip eden yıllarda daktilo yazarları arasında emoticonları kullanmak yaygın bir pratik hâline geldi.

Bu gelişmeden tam 100 yıl sonra, 19 Eylül 1982’de internette “:-)” sembolü belirdi. Duyuru panosuna gönderilen bir mesajda görülen bu sembol, bir profesör tarafından okurların ciddi mesajları esprili olanlardan ayırmasına yardımcı olmak için eklenmişti.

1986’da Japonya’da ortaya çıkan Kaomojiler ise kısa bir süre içinde kullanıcıların iletişim kurma biçiminin önemli bir parçası oldu. 

Kaomojiler

İlk emoji: “:-)”, “:-(“ ve “:D” gibi emoticonlar, 1990’larda sohbet odalarının emojileriydi. Kullanıcılar, mesajların sonuna “;-)” ekleyerek alaycılıklarını ifade ediyor veya “¯_(ツ)_/¯” emoticonuyla kararsızlıklarını anlatabiliyordu. 

Bugün bildiğimiz anlamdaki ilk emojiler ise 1999’da Japon sanatçı Shigetaka Kurita tarafından yaratıldı. Japonya merkezli cep telefonu operatörü Docomo’nun mobil platformu i-mode’un geliştirici ekibinde çalışan Kurita, bilgilerin basit bir biçimde iletilebileceği ilgi geçici bir arayüz tasarlamak istemişti. Bu hedef doğrultusunda Kurita, i-mode için 12x12 piksellik bir görsel seti çizdi. Bu ikonlar, klavye benzeri bir ızgaradan seçilebiliyordu. 

Bugün New York Modern Sanat Müzesi’nin kalıcı koleksiyonunun bir parçası olan bu 176 emojilik orijinal set, yüz ifadelerinden ziyade durumları anlatan sembolleri içeriyordu. Zira Docomo, i-mode’da duygulardan çok bilgileri aktarmanın yeni yollarını bulmayı hedeflemişti. Hava durumu, trafik durumu, teknolojik aygıtlar, sayılar ve Ay’ın evreleri gibi temaları anlatan bu ikonlar, emojilerin de fitilini ateşledi. 

  • Rakip şirketlerin Docomo’nun fikrini kopyalamasıyla emoji konsepti Japonya’da hızla popüler hâle geldi. 
  • Etimolojik olarak “emoji” kelimesinin Japonca “e (resim)”, “mo (yazma)” ve “ji (karakter)” ifadelerinden doğması da bu nedenle tesadüf değildi. 

2000’ler: Mobil iletişim, 2000’lerin ortalarına doğru patlama yaşarken Apple ve Google gibi Japonya dışındaki dev şirketler, emojileri kendi platformlarına entegre etmenin yollarını aramaya başladı. 2007 yılında Google bünyesindeki bir yazılım ekibi, farklı şirketler tarafından piyasaya sürülen elektronik cihazlar için bir metin mesajı standardı oluşturan kâr amacı gütmeyen kuruluş Unicode Konsorsiyumu’na emojileri tanıması için bir dilekçe verdi. 

  • Kat Momoi, Mark Davis ve Markus Scherer’den oluşan ekip, emojilerin Japonya’daki yükselişini hızla fark etmişti. Üçlü, bu görsel dilin evrensel olarak kullanılabilmesi için tüm emojilerin aynı standart altında toplanması gerektiğini savunuyordu. 

  • 2009’da da Apple mühendisleri Yasuo Kida ve Peter Edberg, Unicode Konsorsiyumu’nun oluşturduğu karakter kodlama standardı Unicode’a 625 emoji karakterinin dahil edilmesi için resmî bir teklif sundu. 

Teklif 2010’da kabul edildi 

Sunulan teklif, 2010 yılında Unicode Konsorsiyumu tarafından kabul edildi. Bu hamle, emojilerin küresel çapta erişilebilir hâle gelmesinin de önünü açtı. Bu noktadan itibaren emojiler, Japonya dışında da çeşitli uygulamalar aracılığıyla kullanılabilir hâle geldi. Fakat kullanıcılar, bu uygulamalarda emojileri yalnızca metin mesajlarına ve e-postalara kopyalayıp yapıştırarak kullanabiliyordu. 

Dönüm noktası: Bu nedenle 2011, emojilerin kaderi için bir dönüm noktası niteliğindeydi. Apple, 2011’de iOS işletim sistemine bir emoji klavyesi ekledi. Bundan tam iki yıl sonra Google da Android’e bir emoji klavyesi dahil ederek Apple'ın izini takip etti. Böylece kullanıcılar, doğrudan telefonlarındaki klavye aracılığıyla emojilere erişebilmeye başladı ve emojiler tamamen ana akım bir dijital öğeye dönüştü.

Geniş açı: Unicode Konsorsiyumu, takip eden yıllarda her sene kullanıcılardan gelen talepleri baz alarak resmî emoji listesine yeni emojiler ekledi. İlk emojiler, ağırlıklı olarak bitki, hayvan, yiyecek ve aktivite tasvirlerini içeriyordu. Fakat emoji sözlüğü büyümeye başladıkça bazı kullanıcılar, neden belirli görsel ikonların öncelikli olduğunu merak etmeye başladı. 

Örneğin neden tüm emojiler erkek gibi görünüyordu? Ya da neden tüm insan emojileri beyazları tasvir ediyordu?

2014 yılına gelindiğinde emojileri kapsayıcı hâle getirmeye yönelik büyük çaplı bir devrim başladı. Bu devrim, ilk etapta yiyecek, bayrak ve aile emojilerinde hayata geçirildi. Zira geleneksel Afrika mutfağını temsil eden, Filistin bayrağı içeren veya eşcinsel ve bekar ebeveynleri tasvir eden hiçbir emoji yoktu. Ayrıca emoji, dijital dünyanın ortak dili hâline gelirken bu dilde, çalışan kadınları ve siyahileri temsil eden kelimelerin bulunmaması da dikkat çekiyordu. 

2015’te Unicode Konsorsiyumu, insan emojilerine ten rengini değiştirme seçeneği ekledi ve aktivite emojilerine çeşitli cinsel yönelimleri temsil eden seçenekler dahil etti. Bu, emojileri kapsayıcı hâle getirmek için atılan ilk büyük adım oldu. O zamandan bu yana yapılan her büyük güncelleme, emoji klavyesinde temsil edilen insan ve kültür tiplerini çeşitlendirmeye yönelik adımlar içeriyor. Kullanıcılar artık, klavyede cinsiyet ayrımı gözetmeyen, engelli bireyleri temsil eden veya farklı kültürleri yansıtan emojilere de erişebiliyor. 

  • Ayrıca emoji kültürü, Apple’ın Genmoji ve Memoji gibi araçlarıyla da farklı formlarda genişlemeye devam ediyor. 

Öte yandan: Unicode Konsorsiyumu, her yıl dünya genelindeki kullanıcılardan ve kurumlardan gelen yeni emoji önerilerini değerlendirmeye alıyor. Herkes, kitaplığa yeni bir emoji eklemek için teklifte bulunabiliyor. Fakat gönderim ve onay sürecinin uzun olması nedeniyle bir emojinin taslak versiyondan telefona ulaşması 2 yılı bulabiliyor. 

Yeni bir önerisi olan kullanıcılar, Unicode Konsorsiyumu’na resmî bir teklif sunuyor. Bu teklifte emojinin neden kitaplığa eklenmesi gerektiğine dair bir açıklama, insanların onu nasıl ve neden kullanacaklarına dair ayrıntılar ve taslak görsele de yer veriliyor. Öneriler, konsorsiyumun haftada iki kez toplantı yapan alt komitesi tarafından inceleniyor. Alt komite fikir birliğine vardığında önerilen emoji, yeni bir güncellemeyle kitaplığa ekleniyor. Daha sonra emoji klavyesi, iOS ve Android’deki güncellemelerle genişliyor. 

Emoji, dilin sınırlarını aşıyor 

Emojiler, artık dijital kültürün sıradan bir parçası hâline gelse de esasında büyük resimde oldukça kritik bir işleve hizmet ediyor. Bir sohbet ekranında tarafların tümü İngilizce bilmese, Zika virüsünün tıbbi sonuçlarını anlamasa ve hatta okuryazar olmasa bile bir sivrisinek emojisi, virüse yakalanan kişiye ilişkin durumu anlatmaya yetebiliyor. Ya da buruk bir sevinç, kelimelerle zar zor anlatılabilirken “🥲” emojisi, durumu tek tıkta özetleyebiliyor. 

Bu durum, emojilerin genel kullanım senaryoları dışındaki oldukça önemli bir işlevine dair güçlü bir gösterge sunuyor: Dilin sunduğu imkanların ötesine geçmek. Dünya üzerindeki tüm kullanıcılar, aynı dili konuşmasa da artık herkes emoji dilini biliyor. Bir zamanlar mesajları süslemenin anlamsız bir yolu olarak görülen emojiler, her geçen yıl daha da karmaşık ve sağlam bir dijital dile dönüşüyor ve gelişmeye devam ediyor. 

Perspektif: Milattan önce 1700’lerden kalma Hitit çömleğinde görülen gülen yüz ya da Mısır hiyeroglifleri de ortak bir duygusal dil yaratma ihtiyacımızın sandığımızdan çok daha eski zamanlara dayandığını gösteriyor. Erişebildiği tüm araçların basit ve seçeneklerinin sınırlı olduğu bir zamanda bile insan, duygusunu evrensel bir dilde paylaşmaya yönelik bir ihtiyaç hissediyor. Tam da bu yüzden bugün bir ekrana bakan herkes, basit bir ikon üzerinden kolektif hafızamızın temel taşlarını oluşturan gülümsemeyi, hüznü ya da heyecanı kolaylıkla anlayabiliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Quando

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

YAZARLAR

Doğa Yurduneri

İş Dünyası ve Teknoloji Editörü

Quando

Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

QuandoQuando
∙

HİKAYE

Her Şey Ortada: Doğruluk mu, cesaret mi?

Silikon Vadisi’ni bir dönem sallayan Theranos skandalı, yakın zamanda yeniden teknoloji, medya ve iş dünyasının merkezine yerleşti. Girişimin kurucusu Elizabeth Holmes, 11 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından bu kez dünyayı sallayan bir belgeselin ana konusu oldu. Üstelik kendi talebiyle…

Çiğdem Öztabak

·

03 Kas 2026

Her Şey Ortada: Doğruluk mu, cesaret mi?
QuandoQuando
∙

HİKAYE

AI sonrası dünya: Beceri atrofisi çağın yeni normali mi?

Bugüne kadar en azından bir kez bir işi ChatGPT ile yapıp bir daha asla yapay zeka olmadan yapamaz hâle geldiyseniz yalnız değilsiniz. “Beceri atrofisi” olarak adlandırılan bu durum, yapay zekanın hayatımızı kolaylaştırırken bizi nasıl ona bağımlı hâle getirdiğini de açıklıyor. Uzmanlara göre asıl risk, yapay zekanın işimizi elimizden alma potansiyelinde değil, kendi becerilerimize ihtiyaç duymayacak kadar yapay zekaya bağımlı hâle gelmemizde yatıyor.

Doğa Yurduneri

·

03 Kas 2026

AI sonrası dünya: Beceri atrofisi çağın yeni normali mi?
QuandoQuando
∙

HİKAYE

AI pazaryerlerinin yükselişi: Tek öncü model dönemi sona mı eriyor?

Yapay zeka modellerinin sayısının artması ve kullanım maliyetlerinin farklılaşması, şirketleri ihtiyaçlarına en uygun modeli bulabilecekleri platformlara yönlendiriyor. Farklı modelleri tek bir çatı altında buluşturan yapay zeka pazaryerleri, geliştiricilere esneklik ve maliyet avantajı sunarken sektörde rekabetin dinamiklerini de değiştiriyor.

Doğa Yurduneri

·

02 Kas 2026

AI pazaryerlerinin yükselişi: Tek öncü model dönemi sona mı eriyor?
QuandoQuando
∙

HİKAYE

‘Hayal kırıklığı çukuru’na yaklaşırken: Yapay zeka balonu patlarsa kimler ayakta kalır? 

Son üç yılda yapay zeka hep pırıltılı manşetlerin diliyle anlatıldı; şimdiyse herkes dönüp bilançoya bakmaya ve bu kadar paranın nereye gittiğini ve ne zaman döneceğini sormaya başladı. 1840’ların demiryolu çılgınlığını hatırlatan bu fiyatlama ve sabır krizi, insan uzmanlığını yok sayarak her problemin üzerine bilgi işlem gücü boca etmenin mucizevi kârlar getireceği inancını da sarsıyor.

Ümit Alan

·

30 Eki 2026

‘Hayal kırıklığı çukuru’na yaklaşırken: Yapay zeka balonu patlarsa kimler ayakta kalır? 
QuandoQuando
∙

HİKAYE

Dokunmatik ekranlı MacBook Pro, yeni iPad mini ve çok daha fazlası: Apple’ın ‘Pro and Tell’ lansmanından öne çıkanlar

Apple, 28 Ekim Çarşamba günü düzenlediği “Pro and Tell” lansmanında dokunmatik ekranlı yeni MacBook Pro modelini tanıttı. OLED ekranlı yeni iPad mini ile M6 çipli iMac ve MacBook Pro da lansmandan hemen önce duyurulan ürünler arasında yer aldı.

Doğa Yurduneri

·

28 Eki 2026

Dokunmatik ekranlı MacBook Pro, yeni iPad mini ve çok daha fazlası: Apple’ın ‘Pro and Tell’ lansmanından öne çıkanlar