Röportaj: Doruk İşmen


BizimHesap ’la işletmelerin gücü katlanıyor Şirketinizi BizimHesap ile dünyanın her yerinden 7/24 yönetebilirsiniz E-ticaret firmalarının günden güne artan ihtiyaçlarını takip eden BizimHesap , kullanıcı dostu uygulamaları uygun fiyatlarla birleştirerek kullanıcılarına kapsamlı bir hizmet sunuyor. Nedir? BizimHesap , bir şirketin dünyanın herhangi bir noktasından web veya mobil cihazlarla tüm ticari işlerini takip edebileceği bulut tabanlı bir ön muhasebe programı olarak öne çıkıyor. Neler var? Yedi farklı e-fatura entegratörü, iki farklı sanal pos altyapısı, onlarca banka ve pazaryeri ile entegre çalışan BizimHesap , kullanıcılarına sınırsız depo tanımlama, depolar arası aktarım yapma, depo sayımı gibi fiziki stok işlemlerini, carilerini, tahsilatlarını, e-ticaret satışlarını çevrimiçi olarak takip etme ve raporlama şansı sunuyor. Ücretsiz SMS entegrasyonu imkânıyla sistem içinden müşteri ve tedarikçilerine SMS bilgilendirmesi gönderebilen BizimHesap kullanıcıları, aynı zamanda istedikleri zaman müşterileriyle hesap ekstresi paylaşabiliyor. Dahası: BizimHesap kullanıcıları, muhasebeci ve mali müşavirlerini uygulama içindeki BizimMuhasebeci modülüne kaydedebiliyor, BizimSipariş özelliğiyle ise müşterilerinden hızlıca sipariş alabiliyorlar. BizimHesap ’ın sektörde öne çıkan yıllık abonelik ücretinden faydalanarak, ön muhasebenin yanında, ürün listelemeden, fiyat güncellemeye, faturalaştırmaya kadar tüm e-ticaret ihtiyaçlarınızı da ücretsiz olarak karşılamak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Konuya ilişkin olarak görüşüne başvurduğumuz ABD merkezli kripto para borsası dYdX Foundation’ın Türkiye Lideri ve yerel kripto para araştırma platformu Lytera’nın Kurucu Ortağı Doruk İşmen, “Merkeziyetsiz finansın gerçekten ne kadar merkeziyetsiz olduğu söylenebilir?” sorusuna, “Merkeziyetsiz finansın, geleneksel finansal ürünlere göre karşılaştırılamayacak kadar merkeziyetsiz olduğunu söylemek mümkün olsa da, kendi içerisinde bir takım merkezî katmanlar bulunur. Çoğunlukla bu merkezî katmanlar, DeFi ürünlerinin çalışmasının mevcut teknolojik altyapı ile kullanıcıya en iyi deneyimi sunmak yada bir sonraki aşamadaki ürün geliştirmelerini hızlıca yönetebilmek için merkezîdir. Konuyu şu şekilde özetleyebiliriz, DeFi mevcut finansal sisteme göre karşılaştırma yapılamayacak seviyede merkeziyetsizken, kendi içerisinde hatrı sayılır katmanlarında, gelecekte tamamen merkeziyetsiz olacak şekilde planlanan bazı katmanları bulunmaktadır.” şeklinde cevap veriyor.
DeFi’ın Türkiye’deki yeri
Son yılların yükselen trendi olmasına rağmen henüz yolun başında olan DeFi’ın varlığı kendisini yavaş yavaş Türkiye’de de hissettirmeye başlıyor. Öyle ki blok zinciri analiz şirketi Chainalysis’in hazırlamış olduğu ve ülkelerin DeFi platformlarını benimse düzeylerinin sıralandığı bir araştırmaya göre Türkiye’nin 154 ülke arasında 13. sırada yer aldığı aktarılıyor. Listenin ilk beşini sırasıyla ABD, Vietnam, Tayland, Çin ve Birleşik Krallık oluştururken endekste 1 üzerinden 0,40 puan alan Türkiye; İsviçre, Rusya ve Arjantin gibi ülkeleri de geride bırakıyor. Bu da DeFi’ın Türkiye’de giderek daha fazla benimsendiği anlamına geliyor. Bu konuyla alakalı olarak Doruk İşmen de “Türkiye'de insanların kripto paralara ilgisi oldukça yüksek, yerel borsalarda 10 milyon kripto kullanıcı olduğu konuşuluyor. Bu demek oluyor ki, çevremizdeki yaklaşık her sekiz kişiden biri kriptoyu bir şekilde duymuş. Bunu DeFi'a kurgulayacak olursak ise bu rakam belki toplamda 100 bin ile 300 bin kişi arasına denk gelecektir.” ifadelerini kullanıyor.
Gel gelelim bu iştahın nedeni, DeFi’ın ana felsefesi olan “merkeziyetsizlik” değil. Türkiye’de DeFi’a olan ilginin ardında insanların kolay ve hızlı para kazanma isteği olduğuna dikkat çeken İşmen, DeFi’ın Türkiye’deki yerini şu şekilde aktarıyor:
“Türkiye'de insanların kripto paraya girmesinin temel motivasyonu para kazanmak olduğu için DeFi tarafında da durum farklı değil. Temel motivasyon buradaki finansal fırsatları değerlendirmek. Merkeziyetsizlik vizyonunu paylaşıp buna göre DeFi ürünlerini kullanan insan sayısı oldukça düşük. DeFi temelde Türk kullanıcılarına üç şeyi vaat ediyor, (bir parantez açmak isterim bunlar sadece Türk kullanıcılarının kullandığı temel noktalar, yoksa DeFi'nin şu anda vadettiği ve gelecekte daha fazla sunacağı özellikler de bulunuyor), airdrop, yani erken aşamada tokeni olmayan bir ürünü kullanırsanız o ürün erken kullanıcı olduğunuz için sizi ödüllendirmek için bir miktar token veriyor, erken aşama yatırım yapma ve yüksek düzenli getiri.
Burayı da DeFi için özetleyecek olursak, merkeziyetsiz finans 10 milyon Türk kripto meraklısının sadece çok küçük bir azınlığı tarafından yatırım odaklı şekilde kullanılmaya çalışılan bir ekosistemdir.”
Bununla birlikte, İşmen, bütün bu artan ilgiye rağmen DeFi’ın henüz Türkiye’de, hatta dünya genelinde henüz çok önemli bir yerinin olmadığına dikkat çekiyor. “DeFi’ın Türkiye’deki yeri nedir?” sorusuna “DeFi'nin Türkiye'de şu anda çok az bir yeri var. Aslında dünyada da durum böyle, dünyanın en büyük borsalarından birinin aylık trafiği 100 milyondan fazlayken, aktif olarak kendi cüzdanını kullanan insan sayısı ise daha geçtiğimiz yıl 30 milyonu geçti, ki bu aktifliğin mevcut günlerde azaldığını gözlemlemek de gayet mümkün.” şeklinde cevap veren İşmen, “DeFi sınırları olmayan, herkesin dâhil olabildiği, Wall Street ürünlerini bizlere sunan bir finansal deney aslında. Türkiye de bu deneyin içerisinde yer alan aktörlerden biri. Sadece son kullanıcı olarak da değil üstelik, geçtiğimiz yıllarda filizlenen yerel DeFi geliştirici ekosistemi de blok zinciri öğrenci kulüplerinin kendilerini geliştirmesi ve global etkinliklerde/hackathonlarda boy göstermesi ile birlikte gelişiyor. Bunu Türkiye'nin ilk blok zinciri kulübü ITU Blockchain'in kurucusu olarak görebilmek ve bu gelişmeye şahit olmak gerçekten harika, umarım bu genç yetenekleri daha da iyi yerlerde görebiliriz.” diye de sözlerine ekliyor.
İşmen, DeFi’ın Türkiye için bir fırsat olup olmadığı sorusuna ise “Kesinlikle evet” cevabını vererek sözlerine şu şekilde devam ediyor:
“Bazı kurumsal şirketler varlıklarını DeFi üzerinde değerlendirmeye başladı bile. İsviçre'de birkaç banka müşterilerine DeFi ürünlerinden getiri fırsatı sunuyor, ki bu getiri oranları son kullanıcı açısından geleneksel yöntemlere göre çok tatmin edici olduğundan büyük bir talep de olduğunu söyleyebiliriz.
Son kullanıcı açısından büyük bir fırsat olduğunu bir önceki sorulara verdiğim cevaplarla belirtmiş olduğumu düşünüyorum, ancak kurumsal tarafta da oldukça büyük fırsatlar bulunuyor. Neredeyse bütün global kripto para borsalarının Türkiye'ye bir talebi var. Bunun sebebi 10 milyon kripto kullanıcısının olması. Bizim bir şekilde bu talebi, Türkiye'nin lehine dönüştürüp Türkiye'yi hem kripto hem de DeFi anlamında öncü ve merkez hale getirmemiz gerekiyor. Şu anda bu görevi üstlenen iki ana aktör var denebilir, bunlardan biri Singapur ki son zamanlardaki negatif aksiyonları sebebiyle oyuncular diğer seçeneğe kaymaya başladı. Diğeri ise Dubai.
Son olarak şunları söyleyebilirim, alternatif bir finansal sistem blok zinciri ve kripto paralar üzerinde geliştiriliyor, buna belki finansal bir deney de diyebiliriz. Şu anda hâlâ çok erken aşamada olduğumuzu bilmek ve aslında Türkiye'deki bu büyük ilgiyi buidler (inşa ediciler, bilerek yanlış yazdım, kriptodaki HODL göndermesine bir alternatif) olacak şekilde yönlendirebilmek oldukça önemli. Hâlâ yolun başındayız ve hâlâ DeFi ekosisteminde söz sahibi olabilmek için zamanımız var.”
Yani kısacası evet, DeFi’ın Türkiye’de ve dünyada kendisine bir yer edinmek için sıkı bir mücadele verdiği ve giderek daha da benimsendiği açık bir şekilde ortada; ancak bu, DeFi’ın henüz katetmesi gereken uzun bir yol olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Aslına bakacak olursanız, ihtişamlı yükselişine rağmen, yönettiği toplam varlıklar göz önüne alındığında DeFi’ın yalnızca ABD’nin en büyük 31. bankasını temsil ettiği belirtiliyor. Yine de DeFi’ın büyümeye devam edeceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Bütün bunlar göze alındığında kapanışı Bill Gates'in o ünlü sözüyle yapmak kulağa oldukça uygun geliyor: "Bankacılık gereklidir, bankalar değil". Gates 1994'te bu sözü söylediğinde belki de DeFi'ı kastetmiyordu; ancak şu an geldiğimiz noktaya bakacak olursak DeFi, Gates'in bahsettiği bankacılığa en yakın "şey" gibi gözüküyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bankalar olmadan da bankacılık mümkün olabilir mi? DeFi, gerçekten de söylendiği kadar merkeziyetsiz mi?
26 Eyl 2022

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR


