Değişim ihtiyacı geleneğin ağırlığına karşı: The Crown

Kraliçe 2. Elizabeth’in ve Kraliyet Ailesi’nin yaşamını konu alan dev Netflix prodüksiyonu The Crown, altıncı sezonuyla veda etti.
Değişim ihtiyacı geleneğin ağırlığına karşı: The Crown

18 Aralık - BMW - Duende
BMW ile birlikte

BMW 4 Serisi Coupé ile sınırların ötesine geç Kışkırtıcı, özgür ve heyecanlı BMW 4 Serisi Coupé şimdi Aralık ayına özel %0'dan başlayan faiz oranları veya takas desteği avantajıyla Borusan Otomotiv BMW Yetkili Satıcılarında. Özgürlüğü vurgulayan heyecan verici tasarım: Bağımsız tasarımı ve klasik coupé silueti, ikonik modellere atıfta bulunurken kendi kışkırtıcı ve asil karakterini öne çıkarıyor. Modelin hafifliği yola sportif bir şekilde yansıyor; çevikliği ve performansı adrenalin seviyesini zirveye çıkarıyor. Güçlü ve dinamik spor coupé ’nin erişilmez havası cazibesini artırıyor. Tarz sahibi konfor: Sade bir form içinde gelişmiş özellikleriyle iç tasarım, sürücüyü odak noktası hâline getiriyor. İç tasarımdaki işlevsel stilin yanında, net tasarım dili ve yüksek kaliteli tasarım öğeleri çağdaş ve özgür bir hava oluşturuyor. Yeni zirveler peşinde: Otomobil içi uygulamaları, akıllı sesli asistanı veya akıllı telefon bağlantısı içeren çağdaş asistan sistemlerinin yanı sıra yenilikçi dijital hizmetleri ileri teknoloji bir sürüş deneyimi sunuyor. Sınırların ötesine geçmek için kendini mevcut eğilimlerin çok daha ötesinde konumlandıran BMW 4 Serisi Coupé ile tanışabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

100 milyon sterlin. Hem sinema ve televizyonda hem de tiyatroda tarihi şekillendirmiş politik olayları kurmacayla harmanlayarak işlemesiyle ünlü, The Queen (2006), Frost/Nixon (2006 (tiyatro), 2008 (sinema)) ve The Special Relationship (2010) gibi yapımlarla ünlenmiş senarist Peter Morgan, 2013 yılında West End’de sahnelenen yeni oyunuyla çok konuşuldu: The Audience, Kraliçe 2. Elizabeth’in hükümdarlığı süresince sarayında ağırladığı tüm başbakanlarla olan görüşmeleri ve ilişkileri üzerine kuruluydu. 2014’te Morgan’ın oyununun haklarını satın alan Netflix, Kraliçe’nin yaşamına odaklanan bir tarihî dizinin hazırlığında olduğunu duyurdu. İlk sezon, 100 milyon sterlini aşan bütçesiyle, hem Netflix’in o ana kadarki en pahalı prodüksiyonu oldu hem de televizyon tarihinin en pahalı prodüksiyonları arasına adını yazdırdı. Tarihin en uzun süre tahtta kalan, üstelik halen hayatta olan hükümdarının yaşamını tüm dünyada milyonlarca haneye taşımak bir çılgınlıktı. Beraberinde gelecek kutuplaştırıcı eleştiriler, doğruları söylemekle dramatik etkiyi artırmak arasındaki ikilemler de cabası...

Gerçek olaylardan esinlenilmiştir. The Crown ekibinin işi ilk sezonlarda görece daha kolaydı. Kraliçe 2. Elizabeth’in henüz tahta geçmediği günlerde, Edinburgh Dükü Philip ile evliliğiyle başlayan ilk sezon 1947-1955 yılları arasını yani bundan neredeyse 70 yıl öncesini işliyordu. Gerçekte ne olduğunu hatırlamak için tarihe gerçekten gönül vermiş olmak gerekiyordu. Sezonlar ilerledikçe, halen hayatta olan kişilerin sayısı arttıkça The Crown eleştirilerin odağı olmaya başladı–daha doğrusu endişelerin. Dizinin başarısı artıp sürekliliği garantilendikçe, olayların Prenses Diana’nın ölümü başta olmak üzere hâlâ konuşulması kolay olmayan, kutuplaştırıcı meselelere geleceği öngörülmeye başlıyordu. Öyle ki dördüncü sezonun öncesinde Birleşik Krallık Kültür Bakanı Oliver Dowden, Oscar ödüllü oyuncu Dame Judi Dench ve dizinin iki sezonunda orta yaşlı Prenses Margaret’ı canlandıran Helena Bonham Carter'ın da dahil olduğu birçok kişi “Netflix’in dizinin başına gerçekleri yansıtmadığına, gerçek olaylardan ilham alındığına dair bir ibare koyması gerektiği” konusunda açıklamalar yaptı. Kraliçe’nin ölümünün ardından Netflix, Prens Charles ve Prenses Diana’nın evliliklerindeki sorunların etrafında şekillenen beşinci sezonunun hemen öncesinde dizinin ana sayfasına “gerçek olaylardan ilham alan kurgusal dramatizasyon” ibaresi eklendi.

Claire Foy (Sezon 1-2) | Kaynak: Netflix

Üç Elizabeth. The Crown’un gerçeklerle olan imtihanı bir yana, prodüksiyon anlamındaki alametifarikası dinamik oyuncu kadrosu oldu. Tamamı yaklaşık yarım yüzyılı konu alacak dizinin altı sezonu boyunca kadro oyuncu kadrosu iki sezonda bir tamamen değişti. Bu, çocukluk ve ergenlik dönemlerine yapılan geri dönüşler dışında Kraliçe 2. Elizabeth, Prens Philip, Prenses Margaret ve Prens Charles gibi ana karakterlerin üçer oyuncu tarafından canlandırılacağı anlamına geliyordu. 

Foy. The Crown’un ilk iki sezonunda (1947-1955) Kraliçe’yi canlandırması için çok ünlü olmayan bir oyuncunun Claire Foy’un seçilmesi riskli ama yerinde bir karardı. Babasının beklenmedik ölümü nedeniyle bir anda kendini tahtta bulan genç kraliçenin korkak, saf ve şaşkın mizacını bulduk Claire Foy’da. İlk sezonun en önemli karakteri başbakanlık görevinin dışında genç Elizabeth’i akıl hocalığı ve yoldaşlığıyla yalnız bırakmayan, hatta onun için bir baba figürü olan Winston Churchill (John Lithgow) oldu. İkilinin dinamiği, izleyiciye bu dizinin The Audience oyununun bir uyarlaması olduğunu en net şekilde hatırlatan sahneleri ortaya koydu. Sonraki sezonlarda başbakanlar (hatta Kraliçe 2. Elizabeth) daha silik, ilk iki sezonda Prens Philip (Matt Smith) ve Prenses Margaret (Vanessa Kirby) ile sınırlı kalan Kraliyet entrikaları daha parlaktı. Belki de gerçekte olduğu gibi... 

Olivia Colman (Sezon 3-4) | Kaynak: Netflix

Colman. The Crown’un ikinci kraliçesi (1964-1990), kariyeri bir diğer kraliçeyi canlandırarak Oscar’a uzandıktan sonra yükselişe geçen Olivia Colman olarak duyuruldu. Bu iki sezonda yan karakterlerin yükselişine tanık olduk. Sadece Prenses Margaret’ın (Helena Bonham Carter) değil, Prens Charles (Josh O’Connor) ve hayatındaki iki kadına Camilla Shand (Emerald Fennell) ile Diana Spencer (Emma Corin) odaklı hikayeler dizinin büyük bir oranını oluşturmaya başladı. Demir Leydi Margaret Thatcher dahi Charles-Camilla-Diana aşk üçgeninin gölgesinde kaldı.

Imelda Staunton (Sezon 5-6) | Kaynak: Netflix

Staunton. Kraliçe yaşlanıyor, odak gittikçe gençlere kayıyordu. Imelda Staunton The Crown’un son kraliçesi (1990-2005) olarak duyurulduğunda herkes kafasını çevirip Prenses Diana’yı ya da oğulları William ile Harry’i kimin canlandıracağını merak etmeye başladı. Hatta belki Kate Middleton’ı... The Crown, Birleşik Krallık’ın ve dolaylı yoldan dünyanın yakın tarihine dair anlatısını bir kenara bırakmaya, Kraliyet’in kapalı kapılarının ardında neler olduğunu hayal etmeye çabalayan bir pembe diziye dönüşmeye başlamıştı sanki. Son sezonunun dört bölümünün Prenses Diana’nın ölümüyle sonuçlanan birkaç haftayı ele aldığı, Tony Blair’in iki elin parmaklarını geçmeyen sahnede yer aldığı ve 11 Eylül saldırılarından laf arasında söz edildiği düşünülürse bu doğruydu.

Değişim. İki sezonda bir tüm oyuncu kadrosunu yenileyen ve hızla değişen bir dünyada 50 yıldan fazla hüküm süren bir figürün zamana ayak uydurma çabasına odaklanan bir diziyi özetlemek için tek bir sözcük yeterli: Değişim. The Crown’un geçiş bölümleri olan, üçüncü ve beşinci sezonlarında değişimi ele alışı benim için dizinin en zevk aldığım kısımlarıydı açıkçası. Foy’un tacı Colman’a devrettiği üçüncü sezonun ilk bölümünde Birleşik Krallık posta pullarındaki kraliçe silüetinin yenilenmesi, Colman’ın tacı Staunton’a devrettiği beşinci sezonun ilk bölümünde Britannia gemisinin restore edilmesi imgeleri Peter Morgan’ın sembolik anlatımda ne kadar başarılı olduğunun da göstergeleriydi. 

Başkaldırı ve tacın ağırlığı. Tıpkı Kraliyet yanlısı ya da karşıtı görüşlerin kutuplaştığı gibi dizideki karakterleri kutuplaştıran da değişimin geleneklerle çatışması oldu altı sezon boyunca. Tarihî gerçekleri yansıtsın ya da yansıtmasın, The Crown’un anlatımındaki başarı bu çatışmada sindirilenler ve başkaldırmaktan vazgeçmeyenleri gözlemleyerek de anlaşılabiliyor bence. Prenses Margaret’ın altı sezon boyunca yıpransa da yenilmeyen, kendi olmaktan vazgeçmeyen hâlinin bir yansımasını önce Prenses Diana’da, ardından altıncı sezonda sadece birkaç bölümde olsa da Prens Harry’de görmeye başladık. Sindirilenlerse tacın ağırlığını en çok hissedenlerdi kuşkusuz: İlk sezonlarda yeniliğe açık, genç ve meraklı Elizabeth’in gittikçe geleneğin içine çekildiği gibi, üçüncü sezonda ona başkaldıran oğlu Charles’ın son sezonların villain’ına dönüşmesi gözlerimizin önünde oldu. Tacın dönüştürdüğü, bireysellikten arındırdığı, duygularını filtrelediği, gelenek ve gerekliliklerle yonttuğu insanların başkaldırdıklarının ta kendisine dönüştüğü bu güçlü anlatı ne yazık ki son sezonda korkaklaşmaya, çekingenleşmeye başladı ve sekteye uğradı. Bunda anlatılan olayların günümüze çok yakın bir tarihte gerçekleşmiş olması, tepki çekme korkusu ve tabii ki Kraliçe 2. Elizabeth’in yerini Kral 3. Charles’ın almış olmasının payı büyük.

Vanessa Kirby (Sezon 1-2) | Kaynak: Netflix

Başbakanların geçiciliği. Dizinin son sezonundaki bir replik, hükümdarın kalıcı, başbakanlarınsa geçici olduğu monarşik düzene dairdi: Kraliçe’nin Tony Blair’in popülaritesine dair endişeleri, sevinç çığlıklarıyla göreve başlayan başbakanların yuhalanarak gittiği döngüyü hatırlatarak yatıştırılıyordu. Churchill, Atlee, Eden, Macmillan, Douglas-Home, Wilson, Heath, Callaghan, Thatcher, Major, Blair... Dizideki olayların sona erdiği 2005’e kadar Kraliçe’nin huzuruna kabul ettiği 11 başbakan var; hepsinin ayrı istekleri, görüşleri, değiştirmek istedikleri... The Crown biraz da hızlı değişimin karşısında gelenekleri koruyan bir düzenin olması gerektiğini, bunun frenleyici bir etkisi olduğunu savunuyor. İzleyicisinin politik görüşü, kişisel yaşamı ya da dünya görüşü bu fikrin çok uzağında dahi olsa ikna da ediyor The Crown–bazen sürükleyici anlatımıyla, bazen magazine kaçan yemleriyle, bazen karakter odaklı bölümlerindeki çarpıcı performanslarla.

Luther Ford ve Ed McVey (Sezon 6) | Kaynak: Netflix

Yeni nesil. Netflix’in The Crown’un son sezonunu Diana ve diğerleri odaklı iki parçaya bölerek yayınlaması hem zekice bir ticari hamle hem de Peter Morgan’ın sanatına olan saygının bir göstergesi. Prenses Diana’nın ve Diana karakterinin diziye dair en ilgi çeken nokta olması hikayeyi, altı sezonunun bütünlüğünü ve diğer karakterlerin gelişimini tehdit eden bir unsurdu adeta. (Tıpkı gerçek hayatta Diana’nın Kraliyet’in diğer üyeleri için popülarite anlamında bir tehdit olması gibi.) İlk parçada Diana’nın hikayesini nihayete erdirdikten sonra William, Kate ve Harry’i, Charles ve Camilla’yı, Margaret ve Elizabeth’i işlemek, bize The Crown: New Generation (böyle bir proje yok ama keşke olsa) heyecanını hayallerimizde yaşamak ya da 60 saatimizi ayırdığımız bir dizinin karakterleriyle vedalaşmak için fırsat tanıdı. Claire Foy ve Olivia Colman’ı bir bilinç akışı tezahürü olarak da olsa yeniden görmek de güzeldi tabii. Kraliyet’in gücü diziye dair bir otosansür ya da ton değişikliği yaptıracak kadar fazla olmasaydı, Peter Morgan’ın tarihi nasıl yorumlayacağını merak ediyorum. Fakat unutmamak gerek ki, Kraliyet’in gücü bu denli olmasa, bu dizi var olmazdı. Değil mi?

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

👑 The Crown’un vedası, Wonka’nın sihirli dünyası

Netflix’in dev prodüksiyonu The Crown’a veda, Paul King’den yeni filmi Wonka ve Yılın Öne Çıkanları anketi için son bir hatırlatma.

22 Ara 2023

BMW ile birlikte
The Crown | Kaynak: Netflix

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?