Deniz ürünleri, her gün daha riskli hâle geliyor

Copernicus İklim Değişikliği Servisi'ne göre, 22 Temmuz Pazartesi günü dünya, yakın tarihinin en sıcak gününü yaşadı. Günlük küresel ortalama sıcaklık 17,15°C'ye ulaşarak 21 Temmuz 2024'te belirlenen 17,09°C'lik rekoru aştı. Artan sıcaklıkların sebep olduğu zararlar arasında deniz ürünlerini insan tüketimi daha tehlikeli hâle getirmek de yer alıyor.
Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi yeni raporuna göre: Deniz ürünlerindeki Vibrio isimli bakterinin, iklim değişikliği nedeniyle Avrupa başta olmak üzere düşük tuzluluktaki sularda artması bekleniyor. Rapora göre bazı Vibrio türlerinin antibiyotiklere karşı direnci de giderek artıyor.
Nedir? Cleveland Clinic'in açıklamasına göre Vibrio veya V. vulnificus, pişmemiş veya az pişmiş kabuklu deniz ürünlerini yiyerek veya açık bir yara yoluyla insan vücuduna girebilen bir bakteri türü. Bakterinin sepsis şoka ve dokuları tahrip eden büyük kabarcıklara yol açabileceği belirtiliyor. Hâlâ nadir olarak görülen bu bakteriden tıp dergisi StatPearls de "ABD’de deniz ürünleriyle ilgili en fazla ölüme neden olan bakteri" olarak bahsediyor.
Neler yapılmalı? Deniz ürünleri tedarikçileri, kabuklu deniz ürünlerini gölgeli alanlarda hasat ederek ve ürünleri daha düşük sıcaklıklarda taşıyarak bakterinin yayılmasını önleyebilir.
Küresel sıcaklıklar artmaya devam ederse: Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi son 20 yılı kapsayan verileri inceledi ve test edilen deniz ürünü örneklerinin yaklaşık %20'sinde bakteri bulunduğunu tespit etti. Hava sıcaklıklarındaki artış nedeniyle özellikle Avrupa'da Vibrio enfeksiyonlarında artış görüldüğü de vurgulandı.
Nasıl? Daha sıcak kıyı suları, Vibrio bakterilerinin çoğalabileceği alanların genişlemesine yol açıyor. Bu, enfekte deniz ürünlerinin tüketiminden kaynaklanan sağlık risklerinin artmasına neden oluyor. ABD gibi Baltık ve Kuzey Denizi geçiş suları ile Karadeniz ve kıyı bölgeleri de riskli alanlar arasında.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Marsel Delights’ın narlı lokumu Guild of Fine Food'dan Great Taste ödülü aldı. Tiramisunun yaratıcısı Roberto Linguanotto, 81 yaşında yaşamını kaybetti. Carslberg, antik bir tahıl türü olan fonio'dan bira üretti.
07 Ağu 2024

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.

Urla’da sofraya giden yol, toprağın ve mevsimin sunduklarıyla başlıyor. WMF işbirliğiyle, Şef Dilek Yetkiner eşliğinde lavantalardan Ege otlarına uzanan bir hasadın ardından mutfağa geçtik. Doğada başlayan akşamı, uzun bir yaz akşamına yakışan sofrada, Bi’ Masa Akademi’de pişirdiklerimizle tamamladık.
05 Eki 2026

İki Michelin yıldızlı Villa Aida’nın kurucu şefi Kanji Kobayashi, Vakko L’Atelier’in “Guest Chef Dinner” serisi için İstanbul'daydı. Şef Kobayashi, sohbetimizde İstanbul’da karşılaştığı malzemeleri kendi mutfak diliyle yeniden düşünürken şehrin yemek kültüründe kendisine tanıdık gelen ve ayrışan noktaları anlattı.

Göçle taşınan, mahallelerde köklenen ve uzun süre “etnik” kategorisinde tutulan mutfaklar bugün fine dining’in parçası oluyor. Peki bir mutfak ne zaman prestij kazanıyor? Onu “yüksek gastronomi”ye taşıyan değer ölçütlerini kim belirliyor? Sosyoloji profesörü Zafer Yenal ve yemek editörü Reyhan Ülker, bu dönüşümün arkasındaki toplumsal ve gastronomik hiyerarşilere bakıyor.




