Dünya Boris Becker’e karşı

Becker'ın tartışmalı hayatı ve kariyeri
Dünya Boris Becker’e karşı

8 Nisan - MG
MG Türkiye ile birlikte

Sınırsız enerji şimdi Türkiye’de: Yeni MG ZS EV Yeni MG ZS EV Türkiye’de elektrikli otomobil denildiğinde ilk akla gelen markalardan olan İngiltere’nin köklü otomotiv firması MG ’nin mart ayında satışa sunduğu Yeni ZS EV karşınızda. Nedir? MG ’nin tamamen elektrikli yeni modeli ZS EV , lansmana özel olarak 1.379.000 TL ’den satışa sunuluyor. Yenilenen birçok özelliğine ek olarak batarya kapasitesi de yükseltilen Yeni ZS EV ’nin 440 km WLTP menzili , şehir içi kullanımlarda 591 km ’ye ulaşıyor. Yeni model, güçlü güvenlik önlemleri ile zorlu Euro NCAP testlerinden en yüksek puan olan 5 yıldızı kazandı. Neler var? Premium özellikleri standart olarak sunmasıyla dikkat çeken Yeni ZS EV , açılabilir panoramik cam tavan, MG Pilot Teknolojik Sürüş Destek Sistemi, 360 derece kamera, PM2.5 filtreli otomatik klima, 6 yöne ayarlanabilir elektrikli sürücü koltuğu, kablosuz telefon şarjı, V2L araçtan araca şarj özelliği, karbon fiber ön konsol, sportif kırmızı dikişli koltuklar ve 448 litre bagaj hacmi gibi özellikleri standart olarak barındırıyor. Batarya kapasitesi önceki versiyonuna göre 44,5 kWsa’den 72,6 kWsa’e yükseltilen Yeni ZS EV , 21 LED’den oluşan Silverstone farlarıyla daha düşük enerji tüketimi sağlıyor. Sahip olduğu üç farklı sürüş modu ve 3 seviyeli enerji geri kazanımı sunan KERS (Kinetik Enerji Geri Kazanım Sistemi), ZS EV kullanıcısının tüm ihtiyaçlarına cevap verirken menzilinin de kontrol edilmesine olanak tanıyor. Yeni ZS EV ’i incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Son dönemde adı daha çok söyledikleriyle ve karıştığı skandallarla anılsa da, Boris Becker gelmiş geçmiş en iyi erkek tenisçilerden biri. Becker’in muazzam başarılarla ve aynı zamanda çalkantılı bir özel hayat ve skandallarla dolu yaşamını konu alan “Boom! Boom! The World vs. Boris Becker” belgeseli bu hafta gösterime girdi.  

Zihinlerde iki farklı Becker 

“En genç Wimbledon tek erkekler şampiyonu”, “eski dünya 1 numarası”, “olimpiyat şampiyonu”... Onu tanımlayabilecek pek çok başarı var ancak Boris Becker ismini duyduğumuzda çoğumuzun aklında son görüntüsü ve kendisini hapse kadar götüren iflas süreci canlanıyor. Hafızamızı biraz geriye sardığımızdaysa, onu sapsarı saçlarıyla henüz 17 yaşında, Wimbledon kupasını kaldırırken görüyoruz.  

Kortta kazanan 

BBC News

1984’te profesyonel tenis kariyerine başlayan Boris Becker, 1985’te çim kort turnuvası Queen’s Club’ta şampiyonluk yaşadıktan yalnızca 2 hafta sonra, Kevin Curren’i 4 sette yenerek Wimbledon’da tek erkekler şampiyonluğu yaşayan ilk Alman tenisçi oldu. Wimbledon’da dönemin 16 seri başılı sisteminde, dünya 20 numarası olarak seri başı da değildi. Hepsinden öte, henüz 17 yaş 227 günlüktü! Bu, o zamana kadarki en genç tek erkekler Slam şampiyonu olduğu anlamına geliyordu. 1986’da finalde dünya 1 numarası Ivan Lendl’ı yenerek Wimbledon’da şampiyon unvanını korudu. 1988’de finalde en büyük rakiplerinden biri olacak olan Stefan Edberg’e yenildi. 1989’da Wimbledon’da Edberg’i, Amerika Açık’ta Lendl’ı yenerek çifte şampiyonluk elde etti. 1990 ve 91’de Wimbledon’da tekrar final gördü ancak kazanamadı. 1991’de Avustralya Açık’ta şampiyon olarak ATP sıralamasında 1 numaraya yükseldi.  

Boris Becker Davis Cup’ta da oldukça etkin bir isimdi. 1987’de henüz Davis Cup’ta tie-break yokken oynanan Boris Becker-John McEnroe maçı 4–6, 15–13, 8–10, 6–2, 6–2’lik skorla bitmiş ve 6 saat 21 dakika sürmüştü! Bu maç hala erkeklerde en uzun süren 8.maç olma özelliğine sahip. 1988 ve 1989’da Batı Almanya’yı Davis Cup’ta şampiyonluğa ulaştıran takımın önemli parçalarından biriydi Becker.  

1992 Barcelona Olimpiyatları ise Becker’in kariyerindeki bir başka mihenk taşı. 1991’de üst üste 4.kez çıktığı Wimbledon finalinde yenildiği vatandaşı Michael Stich ile çiftler takımı oluşturan Becker, Barcelona’da çift erkeklerde Olimpiyat altınına uzanmayı başardı. 

Sahne arkasında kaybeden  

Getty Images

Tüm bu başarılı kariyer devam ederken, Becker Almanya’nın en büyük ve en ünlü sporcularından biri haline gelmişti ve özel hayatının göz önüne çıkması kaçınılmazdı. Alman bir anne ve Afrikalı-Amerikalı bir babanın kızı olan Barbara Feltus ile sevgili olması ve evlenmesi, Almanya’da oldukça ilgi çeken ve ırkçı söylemlere sahne olan bir hikaye oldu. Adının vergi problemleriyle anılmaya başlanması ile kariyerindeki düşüş paralel olarak gelişti.  

1995’te yeniden Wimbledon’da final gördü ancak Pete Sampras’a kaybetti. 1996’da Avustralya Açık finalinde Michael Chang’ı yenerek 6. ve son Slam şampiyonluğunu kazandı. Wimbledon için yeniden favori olarak gösterilirken, sağ el bileğinden sakatlanarak 3. turda çekilmek zorunda kaldı.   

Becker’in 1996 yılının sonunda, henüz aktif bir tenis oyuncusuyken başlayan vergi davaları, yakın bir döneme kadar devam etti. 1991 ile 1993 yılları arasında vergi beyannamelerinde Monako’da yaşadığını iddia etmesi ancak bu sürenin büyük çoğunluğunu Münih’te geçirmesi başka bir dava sebebiydi. Becker bu iddianın doğruluğunu kabul etti ancak gelirini saklama ya da suça bulaşma suçlamalarını reddetti. Ayrıca Münih’te kaldığı yerin “kız kardeşine ait, yalnızca bir yatak olan ve buzdolabı bile bulunmayan bir yer” olduğunu vurguladı ve “1996’da başlayan ve devam eden mali soruşturmalar sebebiyle evi ve ofisine sayısız baskın gerçekleştirildiğini, o dönemden beri turnuva kazanamadığını ve bu durumun tenisi bırakmasında etkili olduğunu” savundu. Ayrıca geçmişe yönelik vergi borcu ödemelerine dair kanıtlar sunuldu. Savcılığın Becker için 3 yıl 6 ay hapis cezası istediği dava, 2 yıl hapis cezası ile sonuçlandı ancak bu ceza ertelendi.  

2018’de Orta Afrika Cumhuriyeti’nin Avrupa Birliği Spor ve Kültürel İlişkiler Ateşesi unvanıyla Orta Afrika Cumhuriyeti pasaportu edindi ancak sonradan böyle bir unvanın var olmadığı ve kendisine verilen pasaportun çalıntı olduğu ortaya çıktı. Üstelik avukatları iflas davalarında bu durumu diplomatik dokunulmazlık talebi için öne sürmüşlerdi. 

2022 yılında İngiltere’de görülen dava ise, Becker'in 2017'de borçlarına karşılık teminat olarak gösterdiği Mallorca’daki evinin üstünde ticari ilişkilerinden doğan bir haciz bulunması ve girdiği borçları ödeyememesinden kaynaklanan iflasına odaklanıyordu. Becker’in borçlarını ödememek için 2.5 milyon sterlin değerinde varlığını sakladığı iddia edildi. Daha önce ertelenen cezası ağırlaştırıcı bir faktör olarak kabul edildi ve Becker 2.5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 8 ay hapis yattıktan sonra Aralık 2022’de çıkan Becker, İngiltere’den sınır dışı edildi. 

Boom! Boom! Dünya vs. Boris Becker 

Apple

7 Nisan’da Apple TV+ platformunda toplam 3 buçuk saat süren 2 bölüm halinde gösterime giren Boom! Boom! The World vs. Boris Becker, hafızamızdaki bu iki Boris Becker imajını da önümüze getiren bir belgesel. Olaylara esas kahramanın yanı sıra yan rollerin gözünden de bakıyor, zaman zaman ana karakterin tutarsızlıklarını sorguluyor. Armstrong Yalanı, Venus ve Serena gibi spor belgesellerinin yapımcısı ve yönetmeni olarak tandığımız Alex Gibney’nin elinden çıkan belgesel, dünya prömiyerini Uluslararası Berlin Film Festivali Berlinale’de yaptı. 

“Zafer” ve “Felaket” başlıklarında 2 bölümden oluşan serinin ilk bölümü, Becker’in 17 yaşında Wimbledon şampiyonu olmasından dünya 1 numarasına ve Olimpiyat altınına uzanma hikayesini, ikinci bölüm ise karıştığı skandalları ve hapisle sonlanan iflas sürecini ele alıyor. Boris Becker’ın kendisi ve ona yakın isimlerle yapılan röportajlara yer verilen belgeselde Novak Djokovic, Ion Tiriac, John McEnroe, Bjorn Borg, Michael Stich, Brad Gilbert, Nick Bollettieri, Mats Wilander gibi isimler hikayeye eşlik ediyor.  

Zirveden dibe vurma

The Times

İlk bölümün ilk dakikalarında, mahkeme salonunun dışından yayın yapan bir gazeteci, Boris Becker’in duruşmadaki görüntüsünü şu sözlerle anlatıyor: “Mahkemede çizilen resimde parlak spor kariyerinden hiçbir iz görünmeyen, mali durumu karman çorman, itibarı yerle bir olmuş bir adam vardı”. Hemen ardından, mahkemeden çıkacak kararı beklerken kıpkırmızı olmuş dolu gözlerle, Boris Becker’ın ilk cümlelerini duyuyoruz: “Ben... dibe vurdum. Kaçmayacağım, bununla yüzleşeceğim.”  

“Zafer” başlıklı ilk bölüm, Becker’in 6 yaşında ilk turnuvasını kazanmasıyla başlayan hikayesine odaklı, ancak bölüm lineer bir zaman çizgisinde ilerlemiyor. Bölüm içinde de söylendiği gibi, “Boris Becker’in hikayesini anlamak için bazen zamanda ileri-geri gitmek daha kolay”, bu nedenle olaylar dinamik bir zaman çizgisinde ele alınmış.  

Kariyerinde yükseliş ve getirdikleri 

Apple

Koç Günther Bosch ve menajer Ion Tiriac’ın hayatına girişi, Bjorn Borg’u idol alması, küçük Boris’in ailesiyle 1980 Wimbledon Borg-McEnroe finalini televizyondan izlemesi, antrenman sonrası ceza olarak (!) Steffi Graf’la oynaması, “boom boom” lakabına da ilham olan güce dayalı oyunu, küçük yaşta profesyonel tenise geçişi, kazanmakta zorlanması, sabretmesi ve sonrasında her şeyin çorap söküğü gibi gelmesi... Başarı, şöhret, kort dışı kazanç kapıları, tüm bunların getirdiği baskı, isyan bayrakları, uyku hapları... Tüm bunları o dönemden görüntülerinin yanında sürecin ana aktörleri olan Tiriac ve Becker’ın ağzından dinlemek, özellikle o dönemi yaşamamış bizler için oldukça ilgi çekici. Ayrıca “mental güç” tanımını Novak Djokovic’ten dinlemek gibi bir bonusu var bölümün. 

“Felaket” başlıklı ikinci bölümün henüz başlarında şunu farkettim. Aslında bu belgesel bize Boris Becker başta olmak üzere Björn Borg, John McEnroe gibi efsanelerin zihninde dolaşma imkanı veriyor. Borg’un 25 yaşında birden emekli olmaya karar verişi, Becker’in 25 yaşına geldiğinde idolünün kendi kariyerine biçtiği bu sonun aklını çelişi, Wimbledon ile kurduğu bağ, Merkez Kort’a gidip 17 yaşında bir çocukken her şeyin başladığı o ana geri dönüşü... Kazanmanın özgüven kadar “bir gün yenileceğim, ne zaman, kime?” korkularını da getirmesi... 

Emeklilik düşüncesi ve ikinci Bahar  

Nick Bolletieri/Apple

Bu seviyede bir sporcu için emekliliğin ne ifade ettiği hep çok ilgimi çekmiştir. Boris Becker’in kendince “kazanırsam emekli olacağım” kararını verip bu kararın gerçeğe döneceği korkusuyla Wimbledon finalini kaybetmesi, aklıma birden Federer’i ve Nadal’ı getirdi. Kimbilir kaç karardan döndüler böyle hedefler koyup. Emeklilik kararından dönüp tura devam edecek gücü bulmasında eşinin etkisi, Nick Bolletieri ile çalışıp kariyerinin ikinci baharında yeniden forma girmesi gibi detaylar bugün sürekliliği yüksek olan oyuncular hakkında bize ipuçları veriyor. Becker kariyerinin ilk bölümünde en güçlü yanını vuruş güçü olarak tanımlarken, kariyerinin ikinci yarısında mental gücü en büyük özelliği haline getirdiğini söylüyor.  

Becker’in kariyerinin ikinci baharında edindiği bu mental güç, bir dönem koçluğunu yaptığı Novak Djokovic’e de en büyük aktarımlarından biri. 2014 Wimbledon şampiyonluğu ile başlayan bu dönemde 8 Slam’in 6’sını kazanan Djokovic, Becker’in kariyerine katkısını kendi dilinden anlatıyor. 

Boris Becker kendine karşı

Korttaki Boris Becker ve hayattaki Boris Becker olarak 2 kişi var. Kortta kendini problemli noktalara getirip bunları çözmekten besleniyor, önce fiziksel sonra da mental gücüyle her şeyin üstesinden geliyor, yalnızca kazanmakla ilgileniyor. Üstelik çocuk yaştan beri içgüdüsel olarak yapıyor bunu. Ancak kort dışındaki Boris Becker’in gerçek dünyayla tanışması, korttan kopmasıyla başlıyor. Ve kendisi hiç sevmese de, maalesef kort dışı hayatında o kendisini içine düşürdüğü problemleri çözemeyen bir kaybeden. Ve işin sonunda aslında dünya değil, bir Boris Becker diğerine karşı. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🎾 Dünya Boris Becker’e Karşı

Becker'ın tartışmalı hayatı ve kariyeri

11 Nis 2023

MG Türkiye ile birlikte
apple.com

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR