Finansal piyasalarda tarihi bir hafta

Finansal piyasalar açısından tarihi bir hafta geçiriyoruz demek sanıyorum abartı olmayacak. İçeride sermaye piyasalarımızda yaşanan sarsıntı, dışarıda tahvil faizlerinin zirveleri zorlamasıyla merkez bankalarının daha güçlü harekete geçmesi, hemen hemen her türlü finansal enstrümanda sert hareketlere yol açtı.
Finansal piyasalarda tarihi bir hafta

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Finansal piyasalar açısından tarihi bir hafta geçiriyoruz demek sanıyorum abartı olmayacak. İçeride sermaye piyasalarımızda yaşanan sarsıntı, dışarıda tahvil faizlerinin zirveleri zorlamasıyla merkez bankalarının daha güçlü harekete geçmesi, hemen hemen her türlü finansal enstrümanda sert hareketlere yol açtı.

Aslında piyasa oyuncularının uzun zamandır farkında olduğu, aynı piyasada benzer fonların çok farklı getirilere yöneldiği bir ortamın çok da normal bir akışa işaret etmediği açıktı. MSCI gelişmekte olan ülkeler endekslerinden çıkarılma riskimiz sonunda SPK’yı da harekete geçirdi. Serbest fonların içeriği ve fiili dolaşımı gibi konular başta olmak üzere önemli ve olması gereken adımların atılmaya başlanmasıyla içeride bu hafta yaşadığımız noktaya kadar ulaştık.

Panik, likidite ve güven

Gerçekten de piyasanın geneline yayılmayan ve piyasa yapısı nedeniyle sistematik bir risk oluşturmayan bir sorunun bu boyuta gelmesinde, yatırımcı gözünde oluşan panik ve buna bağlı olarak fon çıkışlarının aşırı yüksek seviyelere ulaşması önemli rol oynadı. Dünyanın neresinde ve hangi finansal piyasada olursa olsun, tasarruf sahiplerinin aynı anda sistemden fonlarını çekmek istemesi durumunda en güçlü olduğu düşünülen finansal piyasalar ya da kurumlar bile böyle bir strese kolay kolay dayanamaz.

Sistem güven ve kredibiliteye dayandığı için finansal kurumlar tasarrufları şeffaf bir şekilde kullandırmak ve bu çerçevede ortaya çıkan kârı tasarruf sahipleriyle paylaşmak durumundadır. Tasarruf sahiplerinin fonlarının farklı varlık sınıflarında kullanılması nedeniyle, her an kolayca likit hâle getirilemeyen bazı varlıklar fon taleplerinin karşılanmasını zorlaştırarak bu hafta yaşadığımıza benzer daha sıkıntılı tablolara yol açabiliyor.

Sonuç olarak, geç kalınıp kalınmadığı tartışması bir yana, SPK’nın ve ilgili düzenleyici ve denetleyici kurumların yaşanan sorunu bastırmak yönünde attıkları adımların temelde doğru olduğunu düşünüyoruz. Bir likidite ihtiyacı var ve bu ihtiyaç fazlasıyla karşılanıyor. Sistematik riskleri ve bulaşmayı engellemek için yapılması gereken budur. Bunun gerektiği ölçüde yapılacağı mesajının verilmesi de güvenin yeniden sağlanmasında önemli bir rol oynar.

Bu çerçevede önümüzdeki süreçte tasarruf sahiplerinin fonlardaki kaynaklarına ulaşabilmesi, fon türüne ve sürecin yürütülme biçimine bağlı olarak zaman alabilir. Fakat büyük oranda mağduriyet yaşanmaması olasılığının yüksek olduğunu düşünüyoruz. Panik olmanın ve paniği artırmanın ne ekonomimize ne de bireysel ve kurumsal yatırımcılara bir faydası var, aksine zararı var. Geldiğimiz noktada sakin olmak ve doğru yönetilmeye başlanan sürecin sonuna kadar sağlıklı biçimde yürütülmesi için gelişmeleri yakından takip etmek gerekiyor diye düşünüyoruz.

Dışarıya döndüğümüzde, geçtiğimiz haftalarda bu köşede de belirttiğimiz gibi, bono ve tahvil piyasalarının fiyatlaması ekonomi yönetimlerini göreve çağırıyordu. Faizlerdeki aşırı artışı değerlendirirken faizin içinde iki temel bilgi bulunduğunu unutmamak gerekiyor: risk ve enflasyon.

Tahvil piyasaları ekonomi yönetimlerini göreve çağırdı ve başardı

Son dönemde jeopolitik gelişmeler başta olmak üzere risklerin çok artması, kamu harcamalarının savunma ve enerji yatırımlarıyla hızla yükselmesi ve teknoloji savaşının büyük teknoloji şirketlerini aşırı fon ihtiyacına yönelterek borçlanmayı artırması gibi faktörler bono ve tahvil getirilerini rekor seviyelere taşıdı. Bunun sonucunda başta ABD Hazinesi ve Fed olmak üzere birçok ülkede bu yükselişe peş peşe tepkiler gelmeye başladı. Piyasaların görünmez eli, bu kez tahvil piyasaları üzerinden ekonomi yönetimlerine gereğini yaptırmaya başladı.

Örneğin %5’ler civarında olan ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %6’lara doğru gitmesinin çok daha büyük sistematik riskler yaratma olasılığı nedeniyle, faizleri aşağı çekecek adımların atılmasına fazlasıyla ihtiyaç bulunuyordu. Bu çerçevede savaşın yarattığı riskler ve buna bağlı olarak artan petrol fiyatlarının düşürülmesi elbette ekonomi yönetimlerinin doğrudan kontrolünde olan bir unsur değil. Bu, ancak siyasetin ve uluslararası ilişkilerin yarattığı risklerin azalmasıyla çözülebilecek bir sorun. Buna karşın bu jeopolitik risklerin yarattığı enflasyonist baskı ve faiz stresiyle baş edebilmek için hazinelerin ve merkez bankalarının kullanabileceği çok sayıda politika aracı bulunuyor.

ABD Hazinesi’nin tahvil geri alımlarıyla başlattığı, Fed’in bilançosuna koyduğu 1 trilyon dolarlık fonla uzun vadeli tahvilleri geri alma stratejisiyle devam ettirdiği adımlar, büyük boyutlu olmasa da önemli bir sinyal niteliği taşıyordu. Hatta Japonya’nın ABD tahvillerini satma riskini azaltmak ve yen’in daha fazla zayıflamasını önlemek amacıyla ABD Hazinesi ile Japonya Merkez Bankası’nın birlikte müdahale etmesi de finans tarihinden önemli bir örnek teşkil etti.

Bununla birlikte, 40 trilyon doları aşan ABD kamu borcunun yarattığı baskıyı 5-10 milyar dolarlık tahvil geri alımları ve benzer müdahalelerle durdurmanın çok zor olduğu da aşikâr görünüyor. Bu çerçevede önümüzdeki süreçte ABD Hazinesi’nin adeta “bazuka” olarak nitelendirilebilecek çok daha büyük boyutlu müdahalelerine ihtiyaç duyulabilir.

Faizin ilacı yine faiz

ABD Hazinesi uzun vadeli faizleri düşürüp kısa vadeli faizlere daha fazla görev verme gayretindeyken topu Fed’e atmıştı. Fed Başkanı Kevin Warsh faiz indirimleri konusunda oldukça istekli olmasına rağmen, yaşanan gelişmeler ve ekonomik gerçekler sonunda onu da daha şahin bir noktaya doğru itti. Piyasaların ima ettiği üç, hatta dört adet 25 baz puanlık artış için yola çıkan bir Fed görüyoruz. Her ne kadar iki faiz artırımı tüm Fed kurulu üyelerinin öngördüğü ve amaçladığı bir adım olsa da, henüz çoğunluk sağlanmamış olmakla birlikte gelecek yıl üç ya da dört artırıma gidecek bir yolun da açık olduğunu görüyoruz.

Aylar önce faiz indirimlerini konuşan Amerika’nın bugün iki faiz artırımını fiyatladığı bir noktaya gelmiş olması, mevcut şartların devam etmesi hâlinde gelecek yıl bu sayının çok daha yukarı çıkabileceği gerçeğini de bize gösteriyor diye düşünüyoruz.

Sonuçta ABD Hazinesi ve Fed, faizleri artıran temel unsurlardan biri olan enflasyonun kontrol altına alınması çerçevesinde önemli adımlar atmaya başladı. Dolayısıyla faizi artıran nedenlerden birisinin etkisi azalmaya başlayınca faizlerin de gerilediğini görüyoruz. Fed toplantısı öncesinde %5’in üzerine tırmanmaya başlayan ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin %4,95’in altına gelmesi de “faizin ilacı faizdir” sözünü bir kez daha destekler nitelikte.

Eğer savaş da bu süreçte, en azından Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması çerçevesinde, sona erme yönünde ilerlerse faizlerdeki düşüşün hızlandığını görebiliriz. Buna bağlı olarak başta hisse senedi piyasaları olmak üzere alternatif finansal varlıkların çok daha coşkulu haftalara doğru yönelme ihtimalini beklemek de çok yanlış olmayacaktır.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu

İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD ara seçim sonuçları: Ekonomide ve siyasette yeni dengeler

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

Eralp Ersoy

·

05 Kas 2026

ABD ara seçim sonuçları: Ekonomide ve siyasette yeni dengeler
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

İSO'da Dalgakıran dönemi: Yeni başkanın programında neler var?

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?

Emircan Yaman

·

04 Kas 2026

İSO'da Dalgakıran dönemi: Yeni başkanın programında neler var?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

TÜYİD raporu: Yerli yatırımcının kaybı yabancının payını artırdı

BIST 100’ün Ağustos ayında 14 bin 600 puanın üzerine çıktığı, ancak Eylül ayında yatırım fonlarında yaşanan likidite krizinin etkisiyle sert biçimde gerilediği üçüncü çeyrekte, Borsa İstanbul’un yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 üçüncü çeyrek sayısında, yerli yatırımcıların portföy değerindeki kayıpların yabancı yatırımcılara kıyasla çok daha yüksek olduğu, yabancıların ise özellikle sanayi ve ticaret şirketlerindeki ağırlıklarını artırdığı görüldü.

Emircan Yaman

·

04 Kas 2026

TÜYİD raporu: Yerli yatırımcının kaybı yabancının payını artırdı
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Haftalık takvim: Enflasyon ve ABD Kongre seçimleri haftası

Bu hafta yurt içinde Ekim ayı enflasyonu, imalat sanayisi PMI verileri ve öncü dış ticaret istatistikleri öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı istihdam verileri, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avro Bölgesi öncü enflasyonu ön planda.

01 Kas 2026

Haftalık takvim: Enflasyon ve ABD Kongre seçimleri haftası
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Kripto tarihinin en büyük saldırısı: 6,3 milyar dolarlık varlık nasıl ele geçirildi?

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik tarihin en büyük saldırılarından birinde 6,3 milyar dolarlık varlık etkilendi. Saldırganlar farklı blokzincir ağlarında varlıkları transfer edip ETH ve Bitcoin'e dönüştürmeye yönelirken, Tether, Circle ve diğer kripto kuruluşlarının müdahaleleriyle yaklaşık 2,7 milyar dolarlık varlık donduruldu. Saldırı, dijital finans sisteminin güvenliğini ve kripto piyasasında merkezî müdahale gücünü yeniden tartışmaya açtı.

Pelin Cengiz

·

30 Eki 2026

Kripto tarihinin en büyük saldırısı: 6,3 milyar dolarlık varlık nasıl ele geçirildi?