Berrak zihinler için yalın, zengin, bağımsız bir Türkçe dijital medya üyeliği.
Ücretsiz Kaydol →
Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.
Uzun süredir dünya ekonomisi için dile getirdiğimiz “Büyük Dönüşüm” ya da “Büyük Reset” sürecinin tek seferlik değil, uzun soluklu bir süreç olduğunu unutmamak gerekiyor. Yaşanan bu gelişmelerin hemen ardından düzenlenen Davos Zirvesi, belki de planlananın çok ötesinde tarihsel bir nitelik kazandı.

Merkez Bankası kasım ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Çok büyük bir sürpriz olmasa da, cari açıkta beklentilerin üzerinde bir artış yaşandığını gördük. Kasım ayında aylık cari işlemler açığı 4 milyar doların üzerine çıkarken, yılın ilk 11 ayındaki toplam cari açık 18 milyar doları aştı.

Ekonomi yönetimi OVP sunumlarında her zaman 2025'i geçiş yılı, 2026'yı ise refah yılı olarak ilan etmişti. Peki Türkiye ekonomisi 2025 yılında nasıl bir geçiş performansı gösterdi, 2026 yılında ise bizleri neler bekliyor?

2025 yılının sonlarına gelmiş bulunuyoruz. Pandemi öncesinde başlayan ve pandemiyle birlikte tüm dünyada daha da belirginleşen bir değişim döneminin içinden geçmeye devam ediyoruz. “Büyük Sıfırlama” ya da uluslararası literatürdeki adıyla The Great Reset tartışmaları hâlen gündemdeyken, bu döneme damga vuran bir yılı daha geride bırakıp yenisine hazırlanıyoruz.

Bu aralar küresel finansal piyasalarda rüzgârlar ara ara ters yönden esiyor. Japonya gibi ülkelerin ekonomik performansına ilişkin kaygılardan, Fed’in faiz indirimlerine ara verme ihtimaline kadar birçok unsur bu ters rüzgârda etkili oluyor. Fakat en önemli unsurlardan birisi, ABD hisse senedi piyasasında “Muhteşem Yedi” olarak da bilinen teknoloji hisselerinin ara ara sert satışlara maruz kalması. Bunda "Acaba yapay zekânın günümüzdeki ve gelecekteki rolü çok mu abartılı?" tartışmalarının da etkisi büyük.

İhracatçının sorunu sanayicinin sorunu demek.Bu hafta başında gelen Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri ise, sanayide 19 aydır daralmanın devam ettiğini gösterdiği gibi, izlenen 12 ana sektörün tamamına da yayıldığını gösterdi.

Bir süredir “acaba nasıl bir karar alacak?” diye merak edilen Merkez Bankamız, dünkü toplantıyla bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını %40,5’ten %39,5’e indirerek 100 baz puanlık bir faiz indirimi yaptı. TCMB’nin politika faizinde sınırlı bir indirime gitmesi yönündeki beklenti yaygındı.

Eylül – Ekim ayları enflasyonun mevsimsel olarak yükseldiği aylardır. Veriler, mevsimsellikten arındırıldığında da fiyat artış eğiliminde bir yükselme olduğuna işaret ediyor. Üstelik bu eğilim, Haziran ayından bu yana devam ediyor.

Merkez Bankası Eylül ayı sektörel enflasyon beklentileri raporunu açıkladı. Peki bu veri, Türkiye ekonomisi açısından neden çok önemli?

Orta Vadeli Program (OVP)’nin makro hedefleri, TCMB’nin enflasyon hedefleri ve para politikası birbiriyle ne kadar uyumlu ve gerçekçi?

