
Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.
Düzenli olarak yayımlanmasa da her an hesaplanabilen reel faiz oranı da belki de en önemli reel ekonomik göstergelerden birini oluşturuyor. Bildiğimiz gibi enflasyondan arındırılmış veriler reel hale gelir. Tüm bu reel hesaplamalarda kritik unsur, hangi enflasyon oranının esas alındığıdır. Karar vericiler açısından bakıldığında, reel değerin beklenen enflasyona göre hesaplanması en doğru yaklaşımdır.

TCMB Haziran ayı toplantısında faizlerde bir değişim yapmayarak pas geçmeyi tercih etti. Ancak gelecek hafta faiz kararını açıklayacak olan Fed, TCMB gibi bir pas geçme yapmayabilir.

Jeopolitik risklerin ve bunların stagflasyon eğilimlerini artıran olumsuz ekonomik sonuçlarının giderek daha net hissedildiği bir dönemdeyiz. Böyle bir ortamda, 19 Mart’ta başlayan ve halen devam eden siyasi risklerin daha da yükselmesi, Türkiye ekonomisinin kırılganlığını artırabilecek yeni bir aşamaya işaret ediyor.

Ortadoğu’da savaş, son derece kritik bir eşikten dönerek ateşkese yöneldi. Savaşın yarattığı sis ve belirsizlik ortamı, bu kez ateşkesin getirdiği yeni bir belirsizlikle yer değiştirmiş durumda.

Ortadoğu’da yaşanan savaş, maalesef büyük belirsizlikler ve artan risklerle devam ediyor. Son bir ayda özellikle ABD’den ve Donald Trump’tan gelen açıklamalar piyasalarda sert iniş çıkışlara yol açsa da, savaşın fiilen sona ermemesi ve Hürmüz Boğazı’ndaki kısıtların sürmesi mevcut kaotik tabloyu daha da derinleştiriyor.

Yanı başımızda yaşanan gelişmeler, savaşların ekonomi üzerinde yaratabileceği en olumsuz sonuçlardan birine bizi her geçen gün daha fazla yaklaştırıyor. Mart ayı toplantısına bu koşullarda giren TCMB, ilk kozunu "bekle-gör" diyerek oynadı.

Beklentilerin makroekonomik teori ve politika oluşturmadaki önemi uzun yıllardır biliniyor. Beklentiler ne kadar doğru ölçülebilirse, tüketicilerden üreticilere ve politika yapıcılara kadar tüm aktörler o kadar rasyonel ve sağlıklı kararlar alabilir. Bu çerçevede Merkez Bankası’nın enflasyon ve enflasyona bağlı finansal göstergelere yönelik beklentileri daha sağlıklı ölçmek amacıyla ayrı ve ülkeye özgü bir Hanehalkı Beklenti Anketi oluşturduğu görülüyor.

Bu haftanın en önemli gündemi, Merkez Bankası’nın yayımladığı Enflasyon Raporu oldu. Raporda en çok merak edilen konu, 2026 yıl sonuna ilişkin %16 olan enflasyon hedefinde ve tahmin aralığında bir değişikliğe gidilip gidilmeyeceğiydi. Başkan Fatih Karahan’ın açıklamalarıyla birlikte tablo netleşti.

Uzun süredir dünya ekonomisi için dile getirdiğimiz “Büyük Dönüşüm” ya da “Büyük Reset” sürecinin tek seferlik değil, uzun soluklu bir süreç olduğunu unutmamak gerekiyor. Yaşanan bu gelişmelerin hemen ardından düzenlenen Davos Zirvesi, belki de planlananın çok ötesinde tarihsel bir nitelik kazandı.

Merkez Bankası kasım ayına ilişkin ödemeler dengesi verilerini açıkladı. Çok büyük bir sürpriz olmasa da, cari açıkta beklentilerin üzerinde bir artış yaşandığını gördük. Kasım ayında aylık cari işlemler açığı 4 milyar doların üzerine çıkarken, yılın ilk 11 ayındaki toplam cari açık 18 milyar doları aştı.


