Sanayimiz ve ihracat verilerinde genel gidişat

Bu hafta başında gelen Satınalma Yöneticileri Endeksi (PMI) verileri, sanayide 19 aydır daralmanın devam ettiğini gösterdiği gibi, izlenen 12 ana sektörün tamamına da yayıldığını gösterdi. Ülkemizin mal ihracatının neredeyse %97-98’i sanayi ürünlerinden oluşuyor. Aslında ihracatçının sorunu, sanayicinin sorunu demek. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren bağımsız ve kendi kendine yeterli bir sanayiye sahip olma çerçevesinde oluşturulan ekonomi politikalarımız, çok güçlü ve bölgesinde rekabet gücü çok yüksek bir sanayi oluşturmayı başardı. Yüksek teknoloji ürünler grubunda savunma sanayii hariç istediğimiz noktadan oldukça uzak olmamıza rağmen, bunun dışındaki alanlarda oldukça rekabetçi, ürün çeşitliliği yüksek ve dünyada birçok pazara ulaşabilen bir sanayi ve ihracata sahip olduk. Son yıllarda bu gücün ciddi baskı altında olduğunu da izliyoruz. Faiz indirimiyle başlayan yüksek enflasyon döneminin getirdiği maliyet baskısı ve enflasyonu indirmekte kur politikasını devreye sokunca, reel olarak değerlenen TL’yi ana araçlardan birisi haline getirince, ülkemiz TL bazında pahalılaşma kadar döviz bazında da pahalılaşan bir noktaya geldi.
Tüm dünyada teknolojik gelişmelerin de etkisiyle baskı altında kalan enflasyona karşın, bizim fiyat rekabetine giremememiz, değil fiyat indirmek, döviz bazında artırma ihtiyacı duymamız, rekabet gücümüze ciddi zarar vermeye başladı. İhracatçılarımız mevcut anlaşmalarını sürdürmek, piyasa paylarını korumak amacıyla da belki düşük kârlarla, belki bir kısmı zararına da olsa satışlarına devam ediyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Fed, üç yılı aşkın aranın ardından politika faizini 25 baz puan artırarak %3,75-4,00 aralığına yükseltti. Yeni projeksiyonlar, 2026 sonuna kadar bir faiz artışının daha gündemde olduğunu, 2027’de ise faizin mevcut seviyesinde kalabileceğini gösteriyor. Yükselen tahvil getirileri ve enflasyon baskısı, Fed’i piyasaların beklediği daha sıkı para politikalarına doğru ittyor.

Finansal piyasalar açısından tarihi bir hafta geçiriyoruz demek sanıyorum abartı olmayacak. İçeride sermaye piyasalarımızda yaşanan sarsıntı, dışarıda tahvil faizlerinin zirveleri zorlamasıyla merkez bankalarının daha güçlü harekete geçmesi, hemen hemen her türlü finansal enstrümanda sert hareketlere yol açtı.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül gün içinde yayımladığı bültende Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls olmak üzere yedi portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu, katılma payları TEFAS’ta işlem gören bütün yatırım fonlarını platformda alım ve satıma kapattığını duyurdu. Aynı kararla unvanları tek tek yazılan 130 fonun da SPK tarafından tayin edilecek yöntemle tasfiye ettirilmesine hükmedildi. Peki tasfiye kararı verilen bir fonda yatırımcının payına ve parasına ne olacak?

Serbest fonlarda yatırımcıların parasını ne zaman alacağı, fonun değerleme ve iade koşullarına göre belirleniyor. SPK’nın 28 Ağustos tarihli düzenlemesi, likidite riski kapsamında iade taleplerinin karşılanması için bu koşulların önceden ilan süresi beklenmeden değiştirilmesine izin veriyor. Atlas Portföy’ün DFI fonunda satış işlemlerini aylık değerleme tarihine bağlayan uygulaması da bu hüküm kapsamında yapıldı.

TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Dünya gazetesinden Recep Erçin’e verdiği söyleşide, Türkiye’nin kamu öncülüğünde hazırlanacak ve uygulaması yakından izlenecek 10-15 yıllık sanayi planlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye halihazırda beş yıllık kalkınma planları hazırlıyor. Peki planlar ve destekler mevcutken neden yeniden planlamayı konuşuyoruz? Türkiye’nin geçmişte fabrikalar kurarak başladığı planlama deneyiminde ne değişti ve bugün hazırlanacak bir planın üretim kararları üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?




