Berrak zihinler için yalın, zengin, bağımsız bir Türkçe dijital medya üyeliği.
Ücretsiz Kaydol →
Prof. Dr. Burak Arzova
Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.
Savaşın başladığı 28 Şubat tarihinden bu yana Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemi trafiği adeta çökmüş durumda.Savaş bölgesi, hem üreticiler için hem de önemli bir ticaret yolu olarak küresel gübre arzının merkezinde yer alıyor. Artan enerji, gübre ve ulaşım maliyetleri, gıda üretimi, arzı ve fiyatları için riskleri artırıyor.

Deutsche Bank ABD-İran-İsrail savaşının, petrodolar hakimiyetinin aşınması ve petroyuan’ın başlangıcı için önemli bir katalizör olabileceğinden bahsediyor. Savunma ve enerjide kendi kendine daha fazla yeterli hale gelen bir dünyanın, aynı zamanda daha az dolar rezervi tutan bir dünya olabileceğini söylüyor. Peki petrodolar tehlikede mi ve petrodolar sisteminden petroyuan sistemine geçiş olası mı?

Yazdığımız yazının mürekkebi kurumadan bambaşka gelişmelerin olduğu zamanlardayız. 28 Şubat 2026 tarihinden bu yana ABD-İran-İsrail savaşının olası ekonomik etkilerini konuşuyoruz. Karanlığın çok olduğu ortamlarda kesin kanılara varmak imkansız. O nedenle gelecekte olabilecek olasılıklara göre senaryolar üzerinden konuşuyoruz.

Küresel piyasalar geçtiğimiz haftayı kapatmaya hazırlanırken ve gözler tam da Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlere çevrilmişken, ABD Yüksek Mahkemesi piyasaların fay hattını yerinden oynatan bir karara imza attı. Hafta sonu beklentisi Amerika’nın olası İran müdahalesi iken, Türkiye’de borsa kapanış saatlerine denk gelen bu zamanlama, piyasalarda deyim yerindeyse "olumlu bir çalkantı" yarattı.

Geride bıraktığımız haftada Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi ve sanayi üretim endeksi gibi sanayinin nabzını tutan, son derece kritik veriler açıklandı. Peki buu veriler bizlere ne anlatıyor, Türk sanayisi ne durumda?

Geçtiğimiz haftalarda yurt dışından posta veya kargo yoluyla yapılan alışverişlerde uygulanan 30 avro gümrük muafiyet limitinin kaldırılması ve bu alışverişlerin gümrük işlemlerine tabi tutulması kararı alındı. Bu saçma korumacı ve yasakçı akım Türkiye’yi geçmiş dönemlerin Doğu Bloku ülkelerine döndürüyor. Geçmişin Polonya’sı, Bulgaristan’ı oluyoruz. Kimin umurunda acaba?

Dolar dünyanın hiç şüphesiz en önemli para birimi. Bu önem birkaç sebebin bir araya gelmesinden ortaya çıkıyor. Ancak şimdi bu para biriminin arkasında duran dünyanın en büyük merkez bankası olan Fed tehdit altında. Ancak kurumların hala çalışıyor olması, garip başkanlık kararlarına ve siyaseten yargıyı kullanma girişimlerine karşı büyük çoğunluğun Başkan Powell’ın yanında yer alması Amerika ekonomisi için en büyük güvence.

TÜRK-İŞ’in verilerine göre “mutfak enflasyonu” Kasım 2025 itibarıyla katlanılması zor bir duruma dönüşmüş durumda. İstanbul'un yaşam maliyetine baktığımızda durum çok daha vahim. Açıklanan rakamlar çok yüksek, resmi istatistik yayınlayan kurumlar ise inandırıcılıktan uzak.

Uzunca bir süredir Beşiktaş Futbol Takımının en gözde oyuncusu Rafa Silva’nın teknik direktör Sergen Yalçın ile olan sorunlarını, Rafa Silva’nın takımdan ayrılmak istediğini, tarafların her birinin kendini haklı çıkarmaya çalışan açıklamalarını, karşılıklı suçlamalarını takip ediyoruz. Bu noktada aslında ülkede farklı kesimlerin özellikle gençlerin yaşanan süreçler nedeniyle kendini mutsuz hissetmesi ve sonunda ülkeyi terk etmeye kadar giden süreci Rafa Silva Sendromu olarak da adlandırabiliriz.

Beyin göçü ülkenin geleceği için en büyük tehlike haline geldi. "Bırakın gitsinler" demek yerine gitmelerine neden olan unsurları ortadan kaldırmak önceki nesillerin sorumluluğu değil mi?

