Halkın enflasyonu ile resmi enflasyon arasında uçurum var

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
TÜRK-İŞ tarafından, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay düzenli olarak yapılan ve bizlerin “açlık ve yoksulluk sınırı” olarak bildiğimiz araştırmanın sonuçlarına göre Kasım ayında;
Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 29.827,78 TL’ye,
Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 97.158,89 TL’ye,
Bekâr bir çalışanın “yaşama maliyeti” de aylık 38.751,69 TL’ye yükselmiş durumda.
Aslında açlık sınırı diye bilsek de hesaplanan rakam “dengeli beslenmek için gerekli olan tutar”.
Bizlerin temelde kaçırdığı nokta da bu zaten. Beslenmek mi? Doymak mı?
Siyasetçilere sorduğunuzda aç insan yok. Bu kısmen doğru. Ancak sağlıklı beslenen insanımız var mı? İşte o da hemen hemen yok. Sağlıklı beslenememenin maliyeti geleceğe ötelenmiş bir maliyet. İçerisinde sağlıktan tutun da muhakeme gücünün kaybına kadar varan sürecin temeli olduğu için aslında ulusal güvenlik boyutunda bir tehlike. Fakat gel gelelim bu kimin umurunda.
Keynes’in dediği gibi, “Uzun zamanda hepimiz ölmüş olacağız.”
Kasım ayı verileriyle birlikte bir kişinin yaşama maliyeti ile asgari ücret arasında oluşan fark da 16.648,00 TL’sine yükselmiş durumda. Asgari ücrete %40 zam yapılsa ancak Kasım ayı yaşam maliyetini karşılamış oluyor. Enflasyonla mücadele adına ücretli çalışanların gözden çıkarıldığını zaten biliyorduk ama fark o kadar büyüdü ki bu farkın kapatılması için hiçbir şey yapılmıyor olması da sosyal anlamda bir tehlike. Suç oranlarının artması, boşanma vakalarındaki artış hatta ve hatta kadın cinayetlerinin de nedenlerinden biri. Ücretler artmıyorsa ek desteklerle hane halklarını desteklemek, ücret vergi dilimleri arasındaki farkı açarak ücretli çalışanları rahatlatmak da yapılabilecekler arasında.
Ülkede derin bir yoksulluk var. Bu yoksulluğu her yerde her alanda görmek mümkün. Ülke “vasatlığın” normal kabul edildiği bir süreci yaşıyor.
TÜRK-İŞ’in verilerine göre “mutfak enflasyonu” Kasım 2025 itibarıyla katlanılması zor bir duruma dönüşmüş durumda.
Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin “gıda için” yapması gereken asgari harcama tutarındaki artış bir önceki aya göre %4,98 oranında gelmiş. On iki aylık değişim oranı %45,07 olmuş. Yıllık ortalama artış ise %40,27 olarak gelmiş. On bir aylık artış oranı ise %41,48 oranında olmuş.
İstanbul yaşam maliyetine baktığımızda durum çok daha vahim.
İstanbul Planlama Ajansı tarafından yapılan araştırmanın sonuçlarına göre Ekim 2025’te İstanbul’da yaşamanın maliyeti geçen yılın aynı ayına göre %42,30 artmış durumda. İstanbul’da dört kişilik bir ailenin ortalama yaşam maliyeti 104.927 lira olarak hesaplanmış.
Bunlar çok yüksek rakamlar.
Yine araştırmalar gösteriyor ki hane halklarının enflasyon beklentilerine etkili olan en temel konu gıda fiyatları, barınma, ısınma (soğutma) ve ulaşım harcamaları.
Hal böyleyken aylık gelecek enflasyon verisine göre Merkez Bankası’nın faizi indireceği ya da indirimin ne kadar olacağı konusu hane halklarının konusu değil. Faizin inmesi onların yaşam maliyetlerine kısa dönemde etki yapmıyor.
Aslında Merkez Bankası’nın en zorlandığı alan da burası. Talep eden kesimi oluşturan hane halklarını enflasyonun düşeceğine ilişkin olarak ikna edemiyor Merkez Bankası. Fiyat koyma gücü olan reel sektör temsilcilerinin de enflasyon beklentileri ile Merkez Bankası’nın enflasyon tahmini arasında uçurum var. Herkes kendi yaşadığı enflasyonu gerçek enflasyon olarak görüyor, düşünüyor ve buna göre fiyatları koyuyor ya da konulmuş fiyat kendince uygunsa alışverişe devam ediyor.
Resmi istatistik yayınlayan kurumlar ise inandırıcılıktan uzak.
Örneğin 2025 Kasım ayında İstanbul’da perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi aylık artışı %1,19 oldu. Güzel. Bunda bir sıkıntı yok. Ancak detaylara baktığımızda:
2025 Kasım ayında ulaştırma harcamaları grubunda % 0,03 azalış izlendiği raporlanmış. Akaryakıt zamlarının (benzin, motorin) peş peşe geldiği, ara tatil nedeniyle ulaştırma hizmetlerine talebin yoğunlaştığı bir ayda eksi değer bulmak gerçekten şapkadan tavşan çıkarmak kadar zordu. Tebrik etmek lazım.
Hane halkı neden ikna edilemiyor dediğimizde bunları göz ardı etmemek gerekiyor.
Benzer şey TÜİK tarafından açıklanan TÜFE enflasyonunda da mevcut. Piyasa beklentisi aylık %1,20 civarında bir artış iken açıklanan aylık enflasyon %0,87. Aşağı yönlü bir sürpriz her zaman olabilir ama bu kadar büyük bir fark ya da yanılsama mümkün mü?
Resmi veriler bu şekilde gelirken, gerçek hayattaki fiyat artışlarından bu kadar kopukken Merkez Bankası’nın çıkıp da “neden reel kesim ve hane halkı enflasyon beklentilerinde bu kadar ayrışıyor” deme hakkı da kayboluyor.
Kaş yapayım derken göz çıkarmak herhalde böyle olsa gerek.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova
Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.
05 Kas 2026

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?




