Trump'ın gümrük vergileri iptal edildi: Belirsizlik geri geldi

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Küresel piyasalar geçtiğimiz haftayı kapatmaya hazırlanırken ve gözler tam da Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlere çevrilmişken, ABD Yüksek Mahkemesi piyasaların fay hattını yerinden oynatan bir karara imza attı.
Hafta sonu beklentisi Amerika’nın olası İran müdahalesi iken, Türkiye’de borsa kapanış saatlerine denk gelen bu zamanlama, piyasalarda deyim yerindeyse "olumlu bir çalkantı" yarattı.
Ben Amerikan Yüksek Mahkemesi tarafından verilen tarife iptal kararını kendimce "balyoz gibi" bir karar olarak nitelendirdim.
Yüksek Mahkeme, Trump yönetiminin 2025 Nisan ayından bu yana küresel ekonominin üzerine kara bir bulut gibi çöken korumacı gümrük vergilerini iptal etti. Bu, sadece bir vergi düzenlemesinin geri çekilmesi olarak görmek doğru olmayabilir. Amerikan hukuk tarihinin 1952’deki meşhur Youngstown Steel davasından bu yana yürütme erkinin ekonomik yetkilerine indirilmiş en stratejik yumruk desek çok da yanlış bir söylemde bulunmamış oluruz.
Yüksek Mahkeme, 6’ya karşı 3 gibi net bir çoğunlukla, Başkanın Uluslararası Acil Ekonomik Güç Yasası (IEEPA) kapsamında kullandığı "sınırsız yetki" iddiasını reddetti. Kararın en çarpıcı tarafı, Trump’ın bizzat atadığı iki yargıcın da "başkanın yetki aşımı yaptığı" yönünde oy kullanması oldu. Hep söylüyorum; Amerikan hukuk sistemi Amerika’nın en büyük güvencesi.
Mahkeme, IEEPA maddesindeki sadece 16 kelimelik bir fıkraya dayanarak yürütülen bu genişlemeci politikayı anayasal bir gasp olarak nitelendirdi.
Yüksek Mahkeme; "IEEPA’nın ilgili maddesindeki 'düzenleme' (regulation) ve 'ithalat' (importation) kelimeleri, başkanın herhangi bir ürüne, herhangi bir oranda ve süreyle vergi koyma yetkisini taşıyacak kadar ağır bir hukuki yükü kaldıramaz. Vergi koyma gücü anayasal olarak yalnızca Kongre’ye aittir; bu yetkinin yürütme tarafından tek taraflı kullanımı, yetki sınırlarının açık bir ihlalidir," dedi. Karar iptal edildi, ancak kimsenin acaba Başkan bu kararları uygulamazsa diye bir şey aklına gelmiyordur herhalde Amerika’da. Anayasa Mahkemesi’nin kurallarının uygulanmadığı bir ülke vatandaşı sanırım en çok bunu merak ediyordur.
Kararın mali faturasına baktığımızda, gelinen nokta Amerikan Hazinesi için tam bir kabusa dönüşmek üzere. İptal edilen vergilerle hazineye giren yaklaşık 174 milyar dolarlık gelirin iade süreci, şirketler için devasa bir "altına hücum" dönemini başlatmış gözüküyor. Birçok şirket şimdi tarife döneminde fazladan ödedikleri tutarı Amerikan Hazinesi’nden talep edecek ve büyük ihtimalle de bu vergiler geri ödenecek. Devasa bir tutardan bahsediyoruz.
Örneğin; Walmart, Target ve Costco gibi perakende devleri, ödedikleri milyarlarca doları geri almak için hukuki yarışa girerken; bu durum, ithalatçılardan mal alan alt tedarikçilerin de kendi paylarını istemek için dava açtığı bir "zincirleme reaksiyonu" da tetikleyecek gibi gözüküyor.
Hazine Bakanı Scott Bessent, bu toplu iadeleri "idari bir yük" olarak tanımlarken, iade peşinde koşan şirketlere karşı farklı yasal düzenlemelerle "regülatif misilleme" yapılabileceğinin sinyalini verdi. Bu durum, Amerikan Yönetimi ile sermaye grupları arasında yeni bir iç huzursuzluk dalgası yaratabilir. Bu daha önce hiç hesaba katılmamış yeni bir belirsizlik demek.
Karar sonrası borsalarda gerçek bir "kutlama havası" hakim olurken, belirli sektörler maliyet baskısının kalkmasıyla pozitif ayrıştığını da gördük.
İthalat maliyetleri düşen perakende devlerinde %6,3’e varan EBIT (faiz ve vergi öncesi kar) artışı bekleniyor. Yine girdi maliyetleri azalan Caterpillar ve John Deere’ın yanı sıra; Nike, Crocs, Mattel, American Eagle ve William Sonoma gibi üretimini tamamen Asya’ya bağlamış markalar üzerindeki ağır maliyet baskısı da yeni tarife oranı gelmiş olsa da hafifledi.
Hisse senetlerindeki coşkuya karşın, tahvil piyasası temkinli. ABD 10 yıllık hazine tahvil faizlerinin kararın açıklanması akabinde %4,10 seviyesine yükselmesi, 174 milyar dolarlık iadenin yaratacağı "bütçe kara deliği" ve uzun vadeli mali disipline dair derin bir endişeyi yansıtıyor olabilir.
Trump yönetimi her ne kadar bir "B Planı" olduğunu duyursa da (şu an için Bölüm 122 üzerinden gitmeye karar verdiler), masadaki seçeneklerin hiçbiri "kolay yol" değil.
Bölüm 301 ve Bölüm 122, ABD tarafından küresel ticareti şekillendirebilme imkânına sahip en sert iki araç.
Bölüm 301, 1974 Ticaret Yasası'nın bir parçası. ABD'nin "haksız" bulduğu yabancı ticari uygulamalara karşı kullandığı en temel yetki aslında. Bu uygulamanın amacı, ABD ihracatını kısıtlayan, ABD fikri mülkiyet haklarını ihlal eden veya "ayırımcı/mantıksız" görülen yabancı ülke uygulamalarını ortadan kaldırmak. Fakat bunun uygulanması için ABD Ticaret Temsilcisi’nin (USTR) soruşturma açması gerekiyor. Bu soruşturma sonucunda eğer ihlal tespit edilirse, Başkan'a gümrük vergilerini artırma veya ticaret anlaşmalarını askıya alma yetkisi veren bir uygulama. Halihazırda, ABD'nin Çin'e karşı teknoloji transferi ve fikri mülkiyet hırsızlığı iddialarıyla başlattığı ve milyarlarca dolarlık ek gümrük vergisi uyguladığı süreç Bölüm 301 kapsamında yürütülüyor. Ama uzun bir süreç ve soruşturmanın sonlanmasını beklemek gerekiyor. Her ülkeye aynı madde üzerinden uygulamada bulunmak pratikte mümkün de değil.
Bir diğer önlem Bölüm 122: "Ödemeler Dengesi" tedbiri. Bu uygulama da yine 1974 Ticaret Yasası kapsamında yer alıyor, ABD'nin ciddi bir ekonomik kriz veya ödemeler dengesi açığı ile karşı karşıya kalması durumunda devreye giriyor. Bu uygulamanın amacı, ABD'nin dış ticaret açığını hızla kapatmak ve doların değerini/rezervlerini korumak için ithalata geçici engeller getirmek. Başkan bu uygulamayı herhangi bir soruşturmaya dayanmaksızın kendi yetkisine dayanarak hemen uygulamaya geçebiliyor. Uygulama, ABD Başkanı'na, 150 günü aşmamak kaydıyla (ki bu uzatılabilir), ithal edilen ürünlere %15'e kadar ek gümrük vergisi koyma veya miktar kısıtlaması (kota) uygulama yetkisi veriyor. Başkan Trump, B planı olarak Bölüm 122 uygulamasını tercih etti ve tüm ülkelere %15 vergi uygulayacağını açıkladı.
Fakat burada da süre sınırı var. Evet, bu süre uzatılabilir, yani 150 günü aşacak şekilde uzatmak teknik olarak mümkün, ancak bu da şarta bağlı.
Öncelikle Başkan’ın, 150 günlük süre dolmadan önce bu önlemlerin neden devam etmesi gerektiğini gerekçeleriyle birlikte Kongre'ye bildirmesi gerekiyor. Sürenin uzatılması için Kongre’nin ikna edilmesi şart. Fakat Kasım 2026’da ara seçime giden bir Amerika’da Kongre ve Senato yapısının ne olacağını, nasıl şekilleneceğini bilemiyoruz. Trump Yönetimi, Kongre’de güç kaybına uğrarsa, bu ikna çok kolay olmayabilir.
Uzatma kararı ancak "ödemeler dengesi açığının" veya "rezervlerdeki ciddi azalmanın" hala devam ettiği ve ABD ekonomisi için tehdit oluşturduğu kanıtlanırsa meşruiyet kazanabiliyor. Uzatmaya rağmen, kanun metni sonsuz bir yetki vermiyor Başkan’a. Uzatma genellikle kriz kontrol altına alınana kadar "geçici" bir süre için daha (örneğin bir 150 gün daha) yapılıyor.
Bu maddenin tasarımı ve kullanım senaryosu, spesifik bir ülkenin "haksızlığına" karşı değil, ABD ekonomisinin genel "sağlığına" yönelik bir acil durum freni olarak yapılmış. O nedenle sürekli bir uzatma ile devam etmek mümkün gözükmüyor. Bu da çok ciddi bir belirsizliğin ortaya çıkması demek.
Zaman ilerledikçe neler olacağını hep beraber göreceğiz ancak küresel piyasalar yeniden belirsizlik sarmalı içine girmiş gözüküyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova
Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
İş Bankası’nın ana destekçiliğinde 2017'den bu yana süren Workup Girişimcilik Programı’nın 14. dönemi, çevrimiçi düzenlenen Demo Day etkinliğiyle tamamlandı. Yapay Zekâ Fabrikası’nın yürüttüğü bu dönemde 10 teknoloji girişimi mezun oldu. Dönemi öne çıkaran iki gelişme var: Mezunların 10'da 8'i işini doğrudan yapay zeka üzerine kuruyor ve seçim süreci bu kez bilinçli olarak İstanbul, Ankara ve İzmir’in dışına açıldı. Yeni mezunlarla birlikte programın toplam mezun sayısı 198'e ulaştı.
05 Kas 2026

Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Zirvesi 29-30 Ekim'de Ankara'da yapıldı. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan TDT'nin üyesi; Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemcisi. Zirvenin sonunda üye devletler 163 maddelik Ankara Bildirisi'ni kabul etti. Bildiri ortak alfabeden küp uyduya, savunma sanayisi kolejinden ulaşım koridorlarına kadar pek çok konuyu kapsıyor.

ABD’de 2026 ara seçimlerinin Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato’da çoğunluğu elde etmesiyle sonuçlanması, Amerikan ekonomisi ve küresel finansal piyasalar açısından yeni bir siyasi denge oluşturdu. Ancak seçim sonuçlarının ekonomi politikalarında radikal bir yön değişikliğinden ziyade, yürütme ve yasama organları arasındaki anlaşmazlıkları artırması bekleniyor.

ABD'de 2026 ara seçimleri, Trump'ın ikinci döneminin kalan son iki yılının çerçevesini belirlemiş durumda. Resmi olmayan sonuçlara göre demokratlar hem temsilciler meclisinde hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi. Temsilciler meclisini demokratların kazanması beklenen bir sonuçtu. Sürpriz, cumhuriyetçilerin yıllardır elinde tuttuğu eyaletlerde de koltuklarını yitirerek senato tarafını da kaybetmesi oldu. Bu sonuç Washington'da Trump'ın gücünün yeniden dengelenmesi sürecini başlatırken, önümüzdeki iki yılın maliye, ticaret ve dış politika gündemini doğrudan etkileyecek

İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) 13 yıldır devam eden Erdal Bahçıvan dönemi sona erdi. 4 Kasım'da yapılan seçimlerde Adnan Dalgakıran, Bahçıvan'ın desteklediği Ender Yılmaz'ı 67'ye karşı 86 oyla geride bırakarak İSO'nun 2026-2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Peki yeni İSO Başkanının programında hangi başlıklar var?




