Turun tarihi ve sözlüğü

Tour de France’ın öyküsünün kesin olarak ne zaman başladığı hakkında konuşabilmek zor. Ancak net olan şey, ilk Tur’un 1 Temmuz 1903’te koşulduğu.
Turun tarihi ve sözlüğü

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Fransa Turu bugün bisikletin en değerli yarışı olarak tanımlanıyor. Turun tarihine start veren ilk pedallar ise 1903'te dönmeye başladı.

L’Auto

Le Vélo gazetesinin editörü Pierre Giffard’ın, gazeteye reklam veren sanayici Jules-Albert de Dion’la Dreyfus olayı yüzünden çatışması Dion’un reklamlarını çekerek bir grup iş adamıyla L'Équipe’in temeli olan ve Tur’u yaratacak L’Auto-Vélo’yu kurmasıyla sonuçlandı. Yarışın gidişatını ve kazananı öğrenebilmenin tek yolu gazetelerken tiraj için bisiklet yarışı düzenlemek dönemin pazarlama stratejisiydi. Fakat, Henri Desgrange ile ekibe katılan Géo Lefèvre’in daha iyi bir fikri vardı: Tüm Fransa’yı dolaşan ve selamlayan bir yarış: La Grande Boucle

Grande Boucle

Desgrange, Fransa’yı bir velodroma dönüştürme düşüncesini beğendi. 31 Mayıs’tan 5 Temmuz’a Paris-Lyon-Marsilya-Bordeaux-Nantes-Paris rotasında 5 etap yapılacaktı. Etaplar, gece koşulacak ve öğleden sonra bitecekti. Ancak, böyle bir yarışa girmeyi çoğunluk istemiyordu. Plan gözden geçirilerek basit hâliyle Tur oluşturuldu: 1-19 Temmuz arasında geçen 19 günlük bir yarış. Etaplarda belirlenmiş hız limitine ulaşanlara çalıştıkları yerde kazandıkları kadar ücret teklif edildi, katılım ücreti 20’den 10 franka düşürüldü. Etap kazananlara 3 bin verilecek şekilde 20 bin frank dağıtılacaktı. Bir işçinin yıllık kazancının 10 katı kadar kazanma şansı yaratıldı. Böylece, 2400 kilometrelik Paris-Lyon-Marsilya-Toulose-Bordeux-Nantes-Paris rotası çizildi.

İlk Defa: 1 Temmuz 1903

6 etaplık, 2428 km’lik, günlük 400 km’den fazla etap mesafeleriyle gece sürüşlerinin gerektiği Tur’a çoğunluğu Fransız, Belçikalı, İsviçreli, Alman ve İtalyan 60 kişi katıldı: İşsizler, amatörler, profesyoneller ve maceracılar… 21 kişi tamamlayabilirken Maurice Garin selede 93 saatten fazla zaman geçirdiği Tur’un ilk galibi ve 6 bin frangın sahibi oldu. Zafer turunu ise o sene bitiş için kullanılması planlanan ama kullanılamayan Parc des Princes velodromunda attı.

L’Auto


Bugüne dek Tur

1904’te yaşanan  sabote etme çalışmaları, bisikletçilerin taşıtları kullanması ve yabancılardan yardım alması 19 yaşındaki Henri Cornet Tur’un en genç kazananı yaparken skandallara dayanamayan Desgrange, Tur’u sonlandırmayı düşünüyordu. Ama, dünya savaşları harici eksiksiz devam eden Tur, zamanla modern hâlini aldı. 1905 Tur’uyla yarışlar gün içinde yapılmaya başlandı ve ilk dağ etabı çıkıldı: Ballon d’Alsace. Bugün vazgeçilmez olan Pireneler 1910’da, Alpler 1911’de eklendi. Mesafeler kısaltıldı, ulusal takımlardan sponsorluk temelli takımlara geçildi, dinlenme günleri düzenlendi, mekanik problemlerde bisikletçilerin yardım almasına izin verildi ve puan yöntemiyle belirlenen genel klasman zaman odaklı hâle getirildi.

L'Équipe

1904’te kapanan Le Vélo’nun aksine L’Auto’nun tirajı yıllar içinde yükseldi. 1923’te yarım milyona ulaşılırken 1933 Turu sırasında rekor kırarak 800 bin geçildi. Desgrange’ın 1940’taki ölümünün ardından Jacques Goddet sorumluluğu aldı. Ancak, Alman sempatizanlığı nedeniyle 1944’te L’Auto kapatıldı ve varlıklarına el konuldu. Goddet ise yeni bir spor gazetesi kurdu: L'Équipe. Goddet’nin uğraşlarıyla L'Équipe 1947’de Tur’u düzenleme hakkını elde etti. Savaş sonrası yaşam normalleşirken Tur da döndü ve bugüne gelecek şeklini aldı.

Tour de France


Formatın belirginleşmesi, bisikletin bireyselden kolektif bir hâle dönüşmesi ve modernleşmeyle klasmanlar-mayolar, peloton, etap ve bisikletçi tipleri için çeşitli kavramlar sporun bir parçası olmaya başladı:

Grand Départ: Büyük çıkış/başlangıç, Tur’un başlangıcı. 1954’te ilk defa Fransa dışına çıkıldı. Bu sene 7. kez başlangıç bölgesi olan -Tur’a 150’den fazla bisikletçi göndermiş- Breton, toplamda 11 sarı mayoya sahip 4 ismin adresi: “Otel görevlisi Lucien Petit-Breton, fırıncı çırağı Louison Bobet, tesviyeci Bernard Hinault”* ve Jean Robic. Eddy Merckx, Miguel Indurain ve Jacques Anquetil ile birlikte Hinault, Tur’u en çok kazanan efsane isimlerden. 

Peloton: Yarışın kalabalık ana grubu.

Maillot Jaune (Sarı Mayo): Tur’u en kısa sürede tamamlamayı -genel klasmanı kazanmayı- başaran bisikletçiye verilen mayo 1919’da tanıtıldı. Sarı rengin sebebiyle ilgili çeşitli iddialar var: Bisikletçinin ayırt edilebilmesini sağlaması, savaş sonrası terzilerin sarı harici renkli bir kumaşının kalmaması ve en muhtemeli L’Auto’nun basıldığı kâğıt rengi sarıdan esinlenilmesi.

Maillot Vert (Yeşil mayo): 1953’ten beri verilen düz etap sonları veya ara sprintlerle toplanan puanlarla kazanılan puan mayosu, bir nevi sprinter mayosu. Renginin kaynağı ise bir diğer sponsor: La Belle Jardinière.

Maillot à Pois Rouges (Puantiyeli mayo): Dağlık etaplarda en çok puanı toplayan -dağların kralı klasmanı- için verilen mayo. Klasman, 1933’te eklendi ama mayo 1975’e kadar tanıtılmadı. Dönemin sponsoru Chocolat Poulain’in çikolata paketlerinin tasarımı, beyaz plan üzerine kırmızı puantiyeler, formaya yansıtıldı.

Maillot Blanc (Beyaz mayo): Genel klasmanın 26 yaş altı en başarılı bisikletçisine 1975’ten beri veriliyor.



Combativité: Çeşitli ataklar ve yarattığı heyecanla etkili bir Tur geçiren, jüri tarafından seçilen bisikletçiye verilen ödül.

Kaçış: Etabı isteyenlerin ve/veya sponsorunu göstermek isteyenlerin veya liderinin olası ataklarında yardım edebilmek için gidenlerin oluşturduğu grup, pelotondan kaçanlar topluluğu.

Zamana karşı: Dağlık, yokuşlu ve düz etaplar gibi bir diğer etap çeşidi. Bireysel veya takım olarak kronometreye karşı verilen kısa mesafeli mücadele.

Domestik: Takım liderine -beslenmesinden mekanik bir probleme- herhangi bir durumda yardım eden bisikletçi. Süper domestik, yokuş veya düz yol domestiği gibi çeşitlendirilebilir. Örneğin; Luke Rowe, Jonathan Castroviejo…

Rouleur: Uzun süre istikrarlı giden, tempo belirleyebilen bisikletçi. Bu nedenle pelotonu çekebilen-arkasında götürebilen- özellikte değerlendirilen bir domestik de olabilir. Ayrıca, iyi bir zamana karşı performansı sergileyebilirler. Örneğin, Tony Martin.

Grupetto: Özellikle dağlarda pelotonun gerisinde kalan -düşen- bisikletçilerin oluşturduğu mini grup. 

Flamme Rouge: Son kilometreyi belirtmek için sallanan kırmızı bayrak.

Echelon: Çapraz rüzgâra karşı maksimum verim için bisikletçilerin konumlanarak yarattığı çapraz form. Takımlar -mesela Deceuninck-QuickStep- rüzgârlı etaplarda tempoyla echelonlar oluşturarak pelotonu bölebilir.

Tour de France

*Mignot, Jean-François. (2015). Fransa Turu Tarihi. (Çev. Şule Ünsaldı). Notabene Yayınları.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🚴 108.Tour de France'a doğru

Bu yıl Brest şehrinde başlayan Fransa Bisiklet Turu 21 etaptan oluşurken 22 takımdan 184 bisikletçi toplam 3383 kilometre boyunca pedal çevirecek.

23 Haz 2021

Cenk Güngör

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi
Punto Punto

HİKAYE

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.

Deniz Kaynak

·

02 Tem 2026

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?