Furiosa: İntikam ateşinin kaynağı


Ters Yüz PƎRⱯ : Mekânlar ve Metinlerde Denemeler
Nedir? Sergi . Bauhaus Üniversitesi Weimar’dan Prof.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Furiosa: A Mad Max Saga
Yönetmen: George Miller
Süre: 148 dakika
Yapım yılı: 2024
Evden çalışmaya yeni başlamış olmanın tadını çıkarmaya yeni başladığım dönemde, 2015 Mayıs'ında sıradan bir salı günüydü. Telefonların ekran ışığından, konuşmalardan uzak bir gündüz seansında haftanın filmini izliyordum: Mad Max: Fury Road bir hafta önce gösterime girmiş ve herkesin aklını başından almıştı. Belki George Miller’ın 80’lerdeki Mad Max filmlerini hiç merak edip izlememiş olduğumdan, belki de sadece sıradan bir blockbuster izleyeceğimi düşündüğümden koltukta yayılmış boş boş ekrana bakıyordum. Junkie XL’in davulları yükseldikçe kalp atışlarım hızlanmıştı. İzlediğim şey her neyse, sıradan bir blockbuster’dan olabildiğine uzaktı. Akisyon sinemasının zirvesiydi bu. Bana göre, henüz ortalarında olduğumuz 2010’ların en iyi filmini izlediğimin o an farkında değildim.
Yıllardır Mad Max: Fury Road’un devam filminin yolunu gözlüyor, bir yandan da “Ya Fury Road kadar iyi olmazsa?” korkusunu yaşıyorum. Oysa George Miller, cüsseli motorlu taşıtlarını, postapokaliptik Avustralya’da hayatta kalmaya çalışan çılgın insanlarını hiç beklemediğim bir yoldan çıkarıyor karşıma. Mad Max: Fury Road’da Charlize Theron’un kariyerinin en iyi performanslarından birini vererek canlandırdığı Furiosa karakterinin orijin hikayesini ve geçmişini öğrendiğimiz öncül film Furiosa: A Mad Max Saga’nın önce haberi, sonra fragmanı, son olarak da Cannes’dan gelen olumlu tepkileri yüzümü güldürüyor.

Furiosa: A Mad Max Saga | Kaynak: TME Films
Salondan beklentimin altında bir film izleyerek çıkmama rağmen, hemen ardından Mad Max: Fury Road’u yeniden izleyince Furiosa: A Mad Max Saga’nın ne kadar iyi bir öncül film olduğunu anlıyorum. Filmin görkemli efektler ve aksiyonun dozu anlamında beklentilerinin altında kalabileceğini kabul ediyorum fakat birçok devam filmi ya da öncül filmde bulamadığımız bir hikaye derinliği, bütünlüğü ve (varacağı noktayı çok iyi bildiğimiz) karakter gelişimi var. Üstelik esas malzemeye kancayı takışı ve hemen hemen onun başladığı yerde bitiyor olmasıyla yarattığı tatmin duygusu da tarif edilemez.
Furiosa: A Mad Max Saga, Fury Road’da Furiosa’nın aradığını bildiğimiz evinden, kadınların hükmettiği o verimli topraklardan kaçırılmasıyla başlıyor. Filmin ilk yarısı boyunca genç oyuncu Alyla Browne’a emanet olan karakterin gördükleri, içinde biriktirdikleri, yaşadıkları ve elbette aldığı psikolojik ya da fiziksel yaralar, Charlize Theron’un mimiklerine ve performansına yansıyan Furiosa’yı sahne sahne inşa ediyor. Filmin ortasında rolü devralan Anya Taylor-Joy’un ise o mimikleri ve performansı çok iyi çalıştığı belli. Gittikçe tanıdığımız Furiosa’ya benzemeye, ona dönüşmeye başlıyor.

Furiosa: A Mad Max Saga | Kaynak: TME Films
Furiosa: A Mad Max Saga, Fury Road’un aksiyonunu bir sakız gibi uzatıp kısa yoldan paraya çevirmek yerine o filmdeki karakterlerin ve dünya düzeninin derinliğini inşa etmeyi seçiyor. Başarıyor da... Fury Road’un sonunda tanıştığımız o kadınların topraklarını neden bir sır gibi saklamaya çalıştığını ve küçük yaştaki Furiosa’nın dahi bu sırrı korumak için neleri göze aldığını sadece görmüyor, anlıyoruz da. Erkeklerin egemenliğindeki bir postapokaliptik dünyada Furiosa’nın bir kadın olarak nasıl olup da kendini kabul ettirebildiğini, nasıl üst rütbeli bir savaşçı olabildiğini de takip edebiliyoruz. Öte yandan kaynakları elinde bulundurduğu için tanrılaşmış, halkını acımasızca sömüren bir hükümdarın kurduğu düzenin politik arka planına da hakim olabiliyoruz. Gastown ya da Bullet Farm gibi yerleşimleri Fury Road’daki gibi temsilcileri aracılığıyla değil, fiziksel olarak görmek de bu postapokaliptik düzendeki ticari ilişkileri ve politik dinamikleri kavramamıza yardımcı oluyor.
Chris Hemsworth’ün canlandırdığı, kendini İsa-vari bir lider sanan Dementus başta olmak üzere erk sahibi karakterlerin sadece anı düşünerek verdiği, fevri kararların türlü örneğini görmek, dünyanın nasıl kıyamete sürüklendiğini açıklar nitelikte. Ya da Mad Max: Fury Road’da genç kadınların hapis tutulduğu odadaki ‘Who killed the world?’ duvar yazılarını...
Filmin sanatsal ve teknik işçiliği Mad Max: Fury Road’u aratmıyor: Simon Duggan’ın John Seale’den devraldığı kameranın görüntüleri de, bir kez daha Jenny Beavan’ın tasarladığı kostümler de, yeni mekanlar yaratırken tanıdık mekanları yeniden canlandıran prodüksiyon tasarımı da, makyaj tasarımları da harika. Filmin yine Tom Holkenberg, namıdiğer Junkie XL’e emanet olan müzikleri ise bu kez sadece aksiyon sahnelerindeki görkemi ve kalp atışlarını hızlandırmayı amaçlamıyor; karakterlerin derinine inmemizi kolaylaştıran melodilere de dönüşüyor.
Furiosa: A Mad Max Saga, esas filmi daha da yücelten bir öncül film olmakla kalmıyor, serinin devam filmleri için heyecanı ve umudu da artırıyor.
Nerede izleyebilirsin? Furiosa: A Mad Max Saga, bugün gösterime giriyor.
Benzer işler:
- The Rover (2014, David Michôd)
- The Revenant (2015, Alejandro González Iñárritu)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
4-8 Haziran’da düzenlenecek 3. Kaş Uluslararası Kısa Film Festivali’ne bir bakış, Furiosa: A Mad Max Saga incelemesi.
24 May 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Köklü rock grupları yıllardır büyük ölçüde aynı şarkı listeleri ve sahne düzenleriyle konser veriyor. Bir grubun geniş bir müzik kataloğuna sahip olması, dinleyiciye her konserde bu zenginliğin farklı bir bölümünü sunması için yeterli değil mi?

Bir düzeni reddetmekle onun yerine başka bir düzen kurmak arasındaki mesafe neden bu kadar büyük? Romain Gavras’ın 2022 yapımı "Athena"sı bu soruyu cevaplamaktan çok, bütün şiddetiyle önümüze koyuyor. Film, öfkenin nasıl kolektif bir enerjiye dönüşebildiğini, kalabalıkların kadraja her girişinde büyüyen bir hareket duygusu ve baş döndürücü bir kurgu temposuyla gösteriyor.

İstanbul ve Ankara ayakları sona eren, bu hafta sonu İzmir ve Mersin’de sürecek Filmekimi seçkisinde ölüm, yas, ahlaki ikilemler ve gerçek hayatlardan beslenen hikayeler öne çıktı.

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.




