İklim krizine son verebilecek belki de son nesiliz!


Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Aylin Alagöz
Gezegene verdiğimiz zararın tüm dünyada en önemli gündem maddesi haline geldiği, “Küresel Liderlik” kavramının son yıllarda “İklim Liderliği” olarak tanımlandığı ve Dünya Meteoroloji Örgütü’nün yayımladığı Küresel İklim Raporu’na göre de dünyanın en sıcak yıllarını yaşadığımız tarihi bir döneme tanıklık ediyoruz.
Dünya genelinde yakın zamanda yaşanan afetler, çevre felaketleri, can kayıpları, ekonomik krizler, toprak, gıda ve su kayıpları dolayısı ile farklı platformlarda en çok tartışılan konu başlıklarının, atık yönetimi, iklim krizi, sürdürülebilirlik, sıfır atık ve düşük karbon yaklaşımları olması, konunun ciddiyetini açıkça gözler önüne seriyor. İklim meselesi, günümüzde geldiği noktada hayatımızın her alanında varlığını ve etkisini göstermeye başladı.
Dünya genelinde, "al-kullan-at" ekonomisi olarak da tanımlanan doğrusal ekonomi modellerinin hayatlarımıza çok ağır bedellerle dönüşünü deneyimleyerek gördük. Atığı azaltacak, üretim süreçlerini karbonsuzlaştıracak, kaynak ve enerji verimliliğini önceliklendirecek ve ürün ömrünü uzatacak Döngüsel Ekonomi Modeli’ne geçilmesi şimdi her zamankinden daha da kritik.
Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Panel'nin 8 Ekim'de açıkladığı raporu; “gelecek 20 yıl içinde küresel ısınma, sanayi öncesi dönemin ortalama sıcaklık derecesine göre 1.5 derecelik bir artışta durdurulamadığı takdirde, iklim krizinin insanlık ve gezegen için geri döndürülemez bir sürece gireceğini” açıkça belirtiyor. Mevcut küresel iklim eylemleri ise, küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutma hedefini dahi yerine getirmek için yeterli değil.
Son haftalarda ülkemizin önemli gündem maddesi olan, Marmara Bölgesi’nden başlayarak yayılan müsilaj probleminin her gün şiddetini arttırarak nasıl büyük ölçekli bir probleme dönüştüğünü, kirlenen alanın hızla büyüdüğünü ve denizdeki canlı yaşamına zarar verdiğini görüyoruz. Müsilaj problemi, beklenmeyecek yerlerde son bulan atık zincirlerinin sebep olduğu, küçük bir alanda başlayarak hızla bölgesel probleme dönüşen ve endişe veren çevresel problemlerden sadece biri. Ülkemizden kilometrelerce uzakta ortaya çıkan Covid virüsünün hızla yayılarak tüm ülkeleri nasıl etkilediğini hepimiz üzücü sonuçları eşliğinde yaşıyoruz. Benzer ve daha tehlikeli bir şekilde, iklim değişikliğinin de hızla tüm dünyayı etkileyecek büyük bir tehdite dönüşmesi kaçınılmaz.
“Paris Anlaşması” ve “Avrupa Yeşil Mutabakatı” ile AB’ye ihraç edilen ürünlerin karbon içerik ve salımlarına bağlı olarak uygulamaya geçmesi beklenen sınırda karbon vergileri, ülkelerin büyük bir dönüşüm içinde olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Dünyanın en güçlü ekonomilerini yöneten devlet liderlerinden 2050 yılı sıfır emisyon hedeflerine ilişkin ardı ardına gelen açıklamalar; akıllı/sürdürülebilir şehirler, elektrikli araçlar, enerji verimli binalar, yenilenebilir enerji yatırımları gibi bir dizi strateji ve dönüşüm planını ve trilyonlarca dolarlık ek yatırım ihtiyacını gerektiriyor.
Avrupa Yeşil Mutabakatının en çok etkileyeceği ülkelerden biri olan Türkiye’nin,
- Tüm dünya ülkeleri ile ortak hareket etmek,
- Gerçekleştirilecek eylemler ve alınacak karar mekanizmalarının içerisinde aktif olarak yer almak,
- Oluşabilecek riskleri fırsata çevirmek için, Paris Anlaşması’nı bir an önce imzalaması ise öncelikli hedefler arasında.
Kamu kurumları ve şirketler, varlıklarını devam ettirebilmek için yeni düzenlemeleri ve sürdürülebilir iş modellerini mevcut modellerine entegre etmeye başlamış durumda. Şirketler, “Sınırda Karbon Düzenlemesi” ile karşı karşıya kalacak. Bu nedenle, faaliyetlerini sürdürülebilir büyüme stratejisi için önemli bir araç olarak kabul edilen ve finansal, çevresel, sosyal ve yönetim konularında yarattıkları değer ve verileri içeren “Entegre Faaliyet Raporu” çerçevesinde açıklamaları, uluslararası platformlarda kendilerine önemli bir rekabet avantajı sağlayacak.
Hiç bir paydaşın geride bırakılamayacağı adil, kapsayıcı, kalkınmayı destekleyici bir dönüşümle, uzun dönemli stratejik yol haritalarının ve eylem planlarının belirlenmesi her zamankinden çok daha önemli. Sıfır karbon hedeflerini yakalayacak tedbir ve teşviklerin geliştirilmesinde ve ilgili çalışmaların yürütülmesinde kamu, özel sektöre, akademi ve sivil toplum kuruluşlarına ve bireysel olarak ise hepimize büyük sorumluluklar düşüyor.
Unutmamalıyız ki; dünya kirlenmiyor, biz kirletiyoruz. Denizleri biz kirletiyoruz. İklim kendiliğinden değişmiyor, biz değiştiriyoruz. Yarattığımız tüm bu felaketler kendiliğinden çözülmeyecek, biz çözmek zorundayız. İklim krizine son verebilecek belki de son nesiliz. Bu nedenle acilen, şu andan itibaren değişmek ve farklı bir bakış açısı ile yarattığımız problemlerin sorumluluğunu üstlenmek zorundayız. Aksi takdirde; dünyayı bu hızla tüketmeye ve kirletmeye devam ettiğimiz sürece, sadece çocuklarımızın değil; bizim dahi sağlıklı bir geleceğe ulaşabilmesi mümkün olamayacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026








