Gezegenimizin Baharatı: Biyoçeşitliliğin Önemi ve Koruma Çabaları

3.8 milyar yıllık Dünya mirası!
Gezegenimizin Baharatı: Biyoçeşitliliğin Önemi ve Koruma Çabaları

Ocak/Şubat - BMW - Dünyahali
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Prof. Dr. Utku Perktaş

Çeşitlilik hayatın tuzu biberi ise, o zaman biyolojik çeşitlilik ya da kısaca biyoçeşitlilik yaşadığımız gezegeni cidden baharatlı yapıyor ve yaşanabilir hale getiriyor. Biyoçeşitlilik, yalnızca bilim insanlarının değil, aynı zamanda dünya çapındaki politika yapıcıların da büyüyen bir ilgi konusu ve sıra Türkiye’de, geç kaldık ama daha geç olmadan çevremizdeki biyoçeşitliliği özenle korumamız gerekiyor.

Gezegenin insan hakimiyeti, evcilleştirme ile insanların vahşi hayvanlardan çok daha ağır bastığı bir dünya anlamına geliyor. İllüstrasyon: Valero Doval

Gezegenin insan hakimiyeti, evcilleştirme ile insanların vahşi hayvanlardan çok daha ağır bastığı bir dünya anlamına geliyor. İllüstrasyon: Valero Doval

Biyolojik Çeşitliliğin Kökeni: 3.8 Milyar Yıllık Dünya Mirası

İlk kez 1985 yılında Walter Rosen tarafından ortaya atılan biyoçeşitlilik “Dünyadaki yaşam çeşitliliği ve onun oluşturduğu doğal modeller” olarak tanımlanır. Benim çok sevdiğim bir başka ifadeyle de gezegenimizde yaşamın var olmaya başladığı 3.8 milyar yıl öncesinden elimize ulaşan bir miras olarak da tanımlanabilir; yani 3.8 milyarlık Dünya mirası.

Birleşmiş Milletler ve Biyolojik Çeşitlilik

1988 yılında Birleşmiş Milletler Çevre Programı, biyolojik çeşitlilik konusunda bir sözleşme oluşturma ihtiyacını ortaya koymak için uzmanlardan oluşan bir çalışma grubu kurdu. Konu hakkında bir dizi yönerge oluşturmak için uzun süre çalıştıktan sonra, Birleşmiş Milletler sözleşmeyi 29 Aralık 1993’te resmi olarak kabul ettiğini açıkladı. Bugün bu sözleşme, “Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi” olarak biliniyor.

Sözleşme, biyolojik çeşitliliğin korunması, biyolojik çeşitlilik bileşenlerinin sürdürülebilir kullanımı ve genetik kaynakların kullanımından elde edilen faydaların adil paylaşımını merkezde tutan uluslararası bir anlaşma esasında. Ayırca sözleşmeye toplam 196 ülke taraf olduğu için bu sözleşme evrensel bir protokol niteliğinde. Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, biyoçeşitlilik ve ekosistem hizmetlerine yönelik tüm tehditleri ele almayı amaçlıyor.

2000 yılında, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 22 Mayıs’ı Uluslararası Biyoçeşitlilik Günü olarak resmen ilan etmişti. Bu tarih, sözleşmenin ilk taslak metninin kabul edilmesini kutlamak için 22 Mayıs 1992’de seçilmişti ve 1992 yılındaki toplantıya neredeyse tüm ülkelerden katılımcılar iştirak etmişti. Bugün gezegenin birçok alanı artık öncelikli doğa alanlarının ve biyolojik çeşitlilik sıcak noktalarının bir parçası olarak korunuyor. Sözleşme, bilimsel raporlar üreterek ve koruma çabalarına yardımcı olacak araçlar geliştirerek biyolojik çeşitliliğe yönelik tehditleri ele almaya devam ediyor. 22 Mayıs 2018’de Uluslararası Biyoçeşitlilik Günü’nün 25. yıl dönümü dünya genelinde katılımcı ülkeler tarafından kutlandı.

Gezegenimizin Zengin Çeşitliliği: Tanımlanan ve Keşfedilmeyi Bekleyen Türler

Starship Enterprise'ın uzaylı bir versiyonu Dünya'yı ziyaret ederse, ziyaretçilerin ilk sorusu ne olabilir? Bence şöyle olurdu: ‘Gezegeninizde kaç farklı yaşam formu - tür - var?’ Utanç verici bir şekilde, en iyi tahminimiz 5 ila 10 milyon ökaryot (virüsleri ve bakterileri saymayın) aralığında olacaktır, ancak 100 milyonu aşan yüksek sayıları veya en az 3 milyon gibi sayıları savunabiliriz.” -Robert May 2010. Science.

Şu anda gezegenimizde yaklaşık 2.13 milyon farklı tür tanımlanmış durumda. Bu türler, karmaşık bitki ve hayvanlardan mikroorganizmalara ve diğer basit organizmalara kadar geniş bir yelpaze içinde yer alıyor. IUCN Kırmızı Listesi, tarif edilen türlerin sayısını düzenli olarak izler ve taksonomistlerin en son çalışmalarına dayanarak bu rakamı yıllık olarak günceller. 2021 yılı itibariyle, gezegende 1.05 milyon böcek, 11.000'den fazla kuş, 11.000'den fazla sürüngen ve 6.000'den fazla memeli türü bulunmakta. Bu sayı her yıl eklenen yeni türlerle güncelleniyor. Bugünlerdeki sayı 2.2 milyona ulaşmış durumda. Tabii unutulmaması gereken en önemli nokta da henüz keşfedilmeyi bekleyen milyonlarca tür olduğu. Biyoçeşitlilik çok ama çok önemli, çünkü bir ekosistemdeki tüm organizmalar birbiri ile etkileşim içinde. Bu nedenle, bir ekosistemdeki organizmaların çeşitliliği azaldığında, ekosistemin işlev görme ve hayatta kalma yeteneği de azalır.

Biyoçeşitlilikteki Kayıplar: İnsan Etkisinin Hızlı Artışı

Biyoçeşitlilik evrimsel süreçler nedeniyle genellikle yavaş bir şekilde artsa da, aniden dramatik bir şekilde azalabilir. Bilim insanları, şu anda yaşadığımız gezegende gözlemlenen biyoçeşitliliğin milyarlarca yılda meydana gelen evrimsel ve doğal süreçlerin sonucu olduğunu kanıtlamış durumda. Yine de biyoçeşitlilik, gezegenin zengin tarihinin değerli parçalarını da içerecek şekilde son 20 yılda azalmaya devam etti, hem de çok hızlı bir şekilde. Dünya Yaban Hayatı Fonu tarafından yayınlanan 2016 tarihli bir rapora göre, 1970 ile 2012 yılları arasında omurgalı hayvan popülasyonları yüzde 58 oranında azaldı. Aynı şekilde tatlı su türleri de yüzde 81 oranında düşüş yaşadı.

“Günümüzde türlerin yok olma oranı insanın bu denli etki etmediği bir zaman dilimine göre 100 kat daha hızlı.”

Yok olma süreci doğal bir süreç olsa da, kirlilik, ormansızlaşma, yaşam alanlarının tahribatı, küresel ısınma sonucu ortaya çıkan iklim değişimi ve doğal kaynakların aşırı kullanımı gibi insan faaliyetleri, biyoçeşitliliği etkileyen yok olma oranlarındaki artışa katkıda bulunuyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı yakın zamanda türlerin yok olma oranının insanın bu denli etki etmediği bir zaman dilimine göre 100 kat daha hızlı meydana geldiğini de belirtti. Bilim insanları, bu ivmenin önümüzdeki on yıllarda 1.000 ile 10.000 arasında bir orana kadar artış göstereceğeni tahmin ediyor. Aslında bu oran çok daha yüksek olabilir, zira insanın olmadığı bir dünyada yok olma hızının milyon yılda 1 ila 10 tür arasında olduğunu biliyoruz.

Geldiğimiz noktada çok sayıda bilim insanı küresel biyoçeşitlilik kayıplarını belgelemiş durumda. Biz bilim insanlarına göre doğal yaşam kolaylıkla restore edilemez ve yeniden yaratılamaz, sadece yok edilir. Biyoçeşitlilik söz konusu olunca kaybettiğimizi tekrar kazanma şansımız yok. Bilim insanları sayesinde, yalnızca biyoçeşitliliği ölçmeye değil, aynı zamanda biyoçeşitliliği korumaya yardımcı olmak için karar vericilerin sorumluluk almasına da ihtiyacımız var. Bu sorumluluk farklı çevresel problemlere maruz kalan ve eşitsizliklerin yüksek düzeyde olduğu Orta Doğu coğrafyası için de öncelikler arasında olmalı.

Biyoçeşitlilik Koruma Sözleşmesi: Kamuoyu Bilinci ve İnsiyatif

Karar vericileri ortaya koydukları insiyatifle imzalanan uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, tür çeşitliliğini tehdit eden faaliyetler hakkında kamuoyu bilincini yaymaya odaklanan, yasal olarak bağlayıcı küresel bir anlaşmadır. Sözleşme aynı zamanda katılımcı hükümetlerin tür kaybını önlemek için stratejilerini oluşturdukları çerçeveyi de netleştirir. Sözleşme, aşağıdakiler dahil olmak üzere, biyolojik çeşitlilik ve ekosistem hizmetlerine yönelik tüm tehditleri ele almayı amaçlamaktadır:

  • Bilimsel değerlendirmeler yoluyla iklim değişikliğinden kaynaklanan tehditler,
  • Uygulama araçlarının, teşviklerin ve bilimsel süreçlerin geliştirilmesi,
  • Teknolojilerin ve iyi uygulamaların transferi ve
  • Sözleşmede belirtilen süreçlere halkın, yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarının ve iş dünyası dahil olmak üzere ilgili paydaşların tam ve aktif katılımı.

Sözleşme, 2050 için dört uzun vadeli hedefi ve 2030’a kadar ulaşılması gereken 23 acil hedefi özetleyen Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesini de benimsedi. Tabii bunlar iyi bir adım olsa da her birimiz de “Ne yapabilirim?” sorusunu kendimize sorarak biyoçeşitlilik için sorumluluk almalıyız. Böylece iklim değişimi dahil gezegenin karşı karşıya olduğu birçok sorunu çözüme ulaştırmak için adım atmış olacağız. Bu yazının devamı biyoçeşitlilik kavramını biraz daha açtığım bir yazıyla gelecek. Bunu da not düşerek noktayı koyayım.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

123: Gezegenin Baharatı 🦚

Hastalıklarla Geçen Kış, Karı Kaybetme Hissi, 2023 Değerlendirmesi

02 Şub 2024

BMW i ile birlikte
123: Gezegenin Baharatı 🦚

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR