

Bitpanda’da takas yarışmalarıyla kazancınızı katlayın Daha küçük pazarlar, daha ucuz birim fiyatlar, daha az işlem ücretleri, daha az risk gibi faktörler; kripto para dünyasına giriş yapmak isteyenler ya da portföyünü farklı birimlerle genişletmek isteyenler için altcoin'leri değerli kılıyor. Bu durumun farkında olan Avrupa’nın önde gelen kripto para platformlarından Bitpanda da ekosistemini her geçen gün genişletiyor ve listelediği kripto para birimlerini artırıyor. Ayrıca Bitpanda düzenlediği takas yarışmalarıyla yatırımcıların yaptıkları işlemler karşılığında dikkate değer ödüller kazanmasını mümkün kılıyor. Bitpanda yarışmaları: Listelediği dijital varlık sayısını her geçen gün çoğaltan Bitpanda, yeni listelediği token'lar için düzenlediği takas yarışmalarında, ilgili kripto para birimini kullanarak alım satım yapan kullanıcılara işlem hacimlerine göre dikkate değer oranlarda ödül kazanma şansı sunuyor. Bitpanda, her yeni varlık listelemesini kullanıcılarıyla kutluyor. En son Şubat ayında düzenlediği DigiByte (DGB) takas yarışmasıyla işlem hacimlerine göre ilk ondaki katılımcıya sırasıyla 20 bin DGB, 12 bin 500 DGB, 6 bin DGB gibi hediyeler veren Bitpanda; aynı yarışmada rastgele seçtiği 25 yatırımcıyı da 80 avro değerinde Bitcoin'le ödüllendirdi. Şubat ayında düzenlediği bir başka takas yarışmasında ise Avalanche (AVAX) token'ı ile işlem yapan kullanıcılar toplamda 5 bin avro değerinde olan ödülün bir kısmını kazanma şansı yakaladı. Son olarak, geçtiğimiz hafta sonuçlanan Algorand (ALGO) takas yarışmasına katılan kullanıcılar, 15 bin avro değerinde harika ödüllerin sahibi oldu. BEST VIP olmak neden avantajlı? Geçtiğimiz hafta yer verdiğimiz Bitpanda içeriğinde Bitpanda'nın ekosistem token'ı BEST'i anlatmış, BEST'in bir anlamda bir kripto sadakat programı olduğundan söz etmiştik. Bitpanda topluluğunun BEST'le yaptıkları işlemlerde daha az işlem ücreti ödediğinden, her yıl kazançlarını %12 oranında artırabildiğinden ve yararlandığı diğer avantajlara dair ayrıntılar paylaşmıştık. Bitpanda'daki yüksek güvenlikli cüzdanlarında en az 5 bin BEST token'ı bulunduran ve bu sayede BEST VIP kategorisine dâhil olan yatırımcıların sahip olduğu avantajlar arasında takas yarışmalarında çekilişle verilen Bonus ödüllerini kazanma fırsatı da yer alıyor. BEST VIP Seviye 1 ve üzeri olan ve ilgili takas yarışmasındaki kripto para birimiyle herhangi bir hacimde işlem yapmış yatırımcılar; yarışma kapsamında düzenlenecek çekilişe koşulsuz katılma hakkı kazanıyor. Bitpanda ekosistemiyle tanışmak ve Avrupa’nın önde gelen kripto para borsasının avantajlarından yararlanmak için hesabınızı saniyeler içinde oluşturabilirsiniz. Bitpanda: Kripto paraların ve blok zinciri teknolojisinin yenilikçi gücüne inanarak 2014 yılından bu yana kişisel finansın önündeki engelleri kaldıran ve geleneksel finansal ürünleri 21'inci yüzyıla uygun hâle getirmek için çalışan Bitpanda, 2020'nin sonundan bu yana Türkiye'de de hizmet veriyor. Viyana'da kurulan ve bugün 330'u aşkın ekip üyesiyle 1,8 milyonu aşkın kullanıcıya hizmet veren Bitpanda; PSD2 lisansı, Avrupa regülasyonlarına uyumlu platformu, yatırımcıların hayatını kolaylaştıran ürünleri, her geçen gün genişleyen dijital varlıkları, sunduğu çok sayıda para yatırma/çekme sağlayıcısı, desteklediği para birimleri ve topluluk olmaya verdiği önemle kullanıcılarının güvenini kazanmayı başarıyor. Bitpanda’da işlem yapmaya başlamak için hesabınızı bu bağlantıdan saniyeler içinde oluşturabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
50 yıl önce Çin dünyanın en fakir ülkelerinden biriydi.
Bugün ise Çin, teknolojisi en ileri seviye toplumlardan biri. Blockchain, siber güvenlik, sanal gerçeklik ve yapay zekâ dâhil olmak üzere dünyayı değiştirebilecek teknolojileri geliştirmeye son hız devam ediyor.
Akıllardaki soru ise, yapay zekâ yarışını Çin mi kazanır, ABD mi?
2017'de Pekin, Çin'in 2030'da yapay zekâ alanında lider ülke olacağını hedefledikleri planı duyurdu. Her ne kadar ABD'nin bu alanda dominant güç olduğu düşünülse de, Çin'in durumu değiştirebileceğinin oldukça açık olduğunu düşünüyoruz.
Aşağıdaki grafikte, yapay zekâ üzerine yayımlanan bilimsel makalelerde Çin'in ABD'yi daha 2005 yılında yakaladığını görebiliyoruz. Günümüze gelirken Çin'in yapay zekâ alanında araştırma ve patentte ABD'yi geride bıraktığı aşikâr.
Kaynak: HBR
Yapay zekâyla ilgili belirtmemiz gereken şey şu ki, hakkında en fazla araştırma yapan ülke olmak bu alanda oldukça önemli bir yer edinmek anlamına gelmiyor. Nedeni ise yapay zekâ araştırmalarının ve yazılmış kodların daha çok "açık kaynaklı" oluşu. Yani yapay zekâyla ilgili bilimsel araştırmaların ve algoritmaların hemen hemen hepsi herkes tarafından ulaşılabilir konumda.
Bu alanı domine etmenin yolu ise, herkese açık olan bu verileri analiz etmek için gerekli olan insan kaynağına sahip olabilmek diyebiliriz.
Çin gün geçtikçe akıllanıyor
Aşağıdaki grafikte, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik alanlarında mezun olan insan sayısının ülkelere göre dağılımını görebilirsiniz:
Kaynak: ForbesÇin'in 4,7 milyon mezunla diğer ülkelerin oldukça önünde olduğunu görebilmek çok kolay ki bu araştırma 2016 yılına ait. Çin gün geçtikçe akıllanıyor ve çok daha yetenekli insanlar yetiştiriyor.
Yapay zekâ çağında iki kritik varlığın önemini biliyoruz: büyük veri ve mühendislik yeteneği.
Çin'de her ikisi oldukça bol. Nüfus fazlalığı, Çin'e büyük veri üretme ve onu kullanma konusunda avantaj sağlıyor. Ve insanlarını teknoloji ve mühendisliğe teşvik etme konusundaki onlarca yıllık çabası, yüksek kaliteli bilgisayar bilimcileri ve mühendislerinden oluşan zengin bir insan kaynağına erişmesini sağlıyor.
Çin pazarı ve yapay zekâ
Bugün geliştirilen henüz dar ve sınırlı sorunları çözebilen yapay zekâ algoritmalarını iyileştirmek için alana özel bilgi ve o alandaki kullanıcılar tarafından oluşturulan fazla veriye ihtiyaç var. Yani yapay zekânın genellikle belirli iş senaryolarına göre özelleştirilmesi gerekir. Önce yapay zekânın desteklediği bir ürün geliştirip ardından birçok kullanıcıyı bu ürüne çekerek onların veri üretmesini sağlamak ise algoritmanın gelişiminde oldukça önemli. Daha sonra yapay zekâyı daha da iyileştirmek için makine öğrenimini kullanabiliriz. Yapay zekâdaki iyileştirmeler bu döngü aracılığıyla gerçekleşir.
Çin pazarı, yapay zekânın benimsenmesi ve iyileştirilmesi için de oldukça elverişli. Yapay zekâda yenilik için büyük veri kümelerinin önemi düşünüldüğünde Çin’in devasa pazar büyüklüğünün duruma katkısı oldukça büyük.
Bu pazarın hacmi Çin merkezli firmalara oldukça büyük veri tabanı oluşturmak için iyi bir fırsat sunuyor. Uber’in muadili ve bugün dünyanın en büyük araç paylaşım şirketi olan Çin merkezli Didi’yi düşünelim. CEO'su Liu Qing'e göre Didi her gün 70 TB'tan fazla veri işliyor, günde 9 milyar rota planlanıyor ve saniyede 1.000 araba talebi işliyor.
Güçlü teşvik politikalarına ve zayıf gizlilik düzenlemelerine sahip olmak
Çin, son yıllarda yapay zekânın gelişimini teşvik etmek için birçok politika geliştirdi. "Çin Malı 2025", "Büyük Verinin Geliştirilmesini Teşvik Etmek İçin Eylem Planı", "Yeni Nesil Yapay Zekâ Geliştirme Planı" bu politikalardan bazıları. Bu yaklaşım girişimciler, yatırımcılar ve hatta araştırmacılar dâhil olmak üzere farklı yapay zekâ paydaşlarına yapay zekânın hükümet tarafından desteklenen ve yatırım yapmaya değer bir alan olduğuna dair net bir sinyal gönderiyor.
Çin’in gizlilik gibi alanlardaki politika ve düzenlemelerinin eksikliği ise belli yapay zekâ uygulama alanlarındaki hızlı gelişimini açıklar niteliğinde. Örneğin Çin'de, güvenlik kameralarının hemen hemen her yerde bulunması yüz tanıma konusunda uzmanlaşmış yapay zekâ firmaları için büyük bir pazar yaratıyor. Bu pazarın gizlilik konusunda daha sıkı düzenlemelerin olduğu diğer birçok ülkede bu kadar hızlı büyüyemeyeceğini öngörmek yanlış olmaz.
Kopyacı kopyalanan oluyor
Kai-Fu Lee, AI Superpowers adlı kitabında Çin'in bu alanda ne kadar hızlı büyüdüğünü anlatıyor. Bu büyümenin ise ABD merkezli teknoloji devlerinin uygulamalarını kopyalayarak başladığına dikkat çekiyor. WhatsApp'tan ilham alan ve onu geride bırakan WeChat örneklerden biri. Ancak günümüzde bu durum tersine dönmeye başladı bile. Bunun en büyük örneği App Store ve Google Store'da 1,5 milyardan fazla indirilen TikTok diyebiliriz. Bu büyük başarıdan sonra birçok ABD merkezli teknoloji devinin TikTok benzeri uygulamalar ürettiğini biliyoruz. Yani ilham alma durumu tersine dönmeye başladı bile.
Her şey bir yana, kazanan kim olacak?
ABD ile Çin arasındaki yapay zekâ ve teknoloji rekabetinin kazananı kim olur bilinmez ancak Çin'in yapay zekâ konusunda ciddi düşündüğünü biliyoruz.
Ancak kazanan günün sonunda insanlık olur demek fazla mı iyimser olur?
Yapay zekâdaki bu güç oyunu, toplamı sıfır olan bir oyun değil bizce. Yani Çin kazanınca ABD kaybedecek ya da tersi gerçekleşecek bir durum olmamalı.
Hükümetlerin ve özel sektörün desteği ve çalışmaları insanlığa fayda sağlar nitelikte olduğu müddetçe kazanan hep insanlık olur demek fazla mı iyimser olur?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Çin'in 2030 planları ve ABD ile yapay zekâ yarışları
11 Mar 2021

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?



