Hanedan olmak zor iş


Modern, sportif ve tamamen elektrikli: Yeni BMW i4 Borusan Otomotiv'in Türkiye temsilcisi olduğu BMW, BMW i3 ile başlayan elektrikli mobilite yolculuğuna ilk tamamen elektrikli Gran Coupé modeli Yeni BMW i4 ile devam ediyor. Çarpıcı ve dinamik bir sürüş deneyimi arayanlar için Yeni BMW i4 şimdi Türkiye’d e . Neler var? Markanın efsanevi sürüş keyfini ve üstün performansını tamamen elektrikli modelinde de mükemmel bir şekilde yansıtan Yeni BMW i4’ün 340 bg güç ve 430 Nm tork üreten elektrik motoru, otomobili 0'dan 100 km/s hıza sadece 5.7 saniyede ulaştırıyor. Araç, 11kW gücündeki AC şarjla 8.5 saatten kısa bir sürede tam dolu batarya kapasitesine erişebiliyor ve 590 km yol kat edebiliyor. 200 kW’a kadar çıkabilen DC şarj istasyonunda ise 10 dakikalık şarj ile yaklaşık 164 km menzil sunuyor. Üretim sürecinde yalnızca hidroelektrik santrallerinden elde edilen yenilenebilir enerji kullanılmasıyla dikkat çeken Yeni BMW i4, bu sayede doğal kaynakları daha sorumlu bir şekilde kullanarak karbon ayak izini minimuma indirmeyi hedefliyor. Tasarım: Dinamik sürüş özelliklerini; modern, zarif ve sportif bir tasarımla harmanlayan Yeni BMW i4 , BMW’nin imzası niteliğindeki büyük böbrek ızgaraları, gövdeye entegre edilen kapı kolları ve aerodinamik kusursuzluk için optimize edilen hafif alaşım jantlarıyla çarpıcı bir dış tasarıma sahip. Yeni BMW i4 eDrive40 rüzgâra karşı minimum direnç göstererek tamamen elektrikli otomobiller için oldukça önem taşıyan aerodinamik yapıyı öne çıkarıyor. Yeni BMW i4 eDrive40 Borusan Otomotiv Yetkili Satıcılarında, ayrıntılı bilgi ise burada .
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
NBA’de son 30 yılda hanedanlık kuran takım sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor: Chicago Bulls, Los Angeles Lakers, San Antonio Spurs ve tabii ki Golden State Warriors. 30 takım içinde bir tanesinin sürekli kazanması, üstelik NBA gibi dengelerin sürekli değişmesi üzerine kurulmuş bir ligde, neresinden bakılırsa bakılsın olağanüstü bir başarı. Bununla birlikte ne kadar kuvvetli olursanız olun şansın da yanınızda olması gerekiyor.

Golden State Warriors
2015 yılında başlayan Golden State Warriors hanedanı her şeyi gördü. İlk şampiyonluğunda birinci turdan finale kadar oynadığı hiçbir takımın gardı sakatlık sebebiyle oynamadı, 2019 yılında Kevin Durant ve Klay Thompson’ın sakatlıkları nedeniyle belki de three-peat’i kaçırdı. 2016 Konferansı Finalleri’nde Oklahoma City Thunder karşısında 3-2 gerideyken 11 üçlük ve 41 sayıyla NBA tarihine geçen “Altıncı Maç Klay” performansını gördü, ancak hemen ardından final serisinde Cleveland Cavaliers karşısında 3-1 öndeyken şampiyonluğu kaybetti. Bu hanedanlık üst üste beş şampiyonluk da kazanmış olabilirdi, hiç başlamamış da.
Farklı

Golden State Warriors, Boston Celtics
Warriors’ın kulüp kültürü ve oyun tarzı gibi hanedanlığı da diğer takımlarınkine benzemiyor. 2019’da Toronto Raptors’a kaybedilen final serisi sonrası Kevin Durant’in takımdan ayrılışı ve Klay Thompson’un sakatlığı NBA takip eden neredeyse herkese Warriors hanedanlığının sonuna gelindiğini düşündürmüştü. 2019-2020 sezonun hemen başında Stephen Curry de elinden geçirdiği sakatlık sonucu sezonu kapatınca NBA’in ezici gücü kolay lokmaya dönüştü. Sezonu 15 galibiyet ve ligin en kötü derecesiyle bitirdi.
Hesaplar, 2020-2021 sezonunun Klay Thompson’un dönüşüyle çok daha iyi geçeceği yönündeydi. Ancak Thompson daha sezon başlamadan bu kez de aşil tendonunu kopardı. Artık Warriors hanedanı kesin olarak bitmişti. Warriors bu sezonu da Los Angeles Lakers’a karşı kaybettiği play-in maçıyla noktaladı.
Daha önce hanedanlık kurmuş yapıların hiçbiri dibi gördükten sonra yeniden zirveye çıkamadı. Yıldız oyuncuları ya takımdan ayrıldı ya da zirve performanslarını tekrar yakalayamadı. Warriors’ın süper yıldızı Stephen Curry’den başkası olsa belki bu yapı da aynı kaderi paylaşacaktı. Sıradan bir süper yıldız, bu takımın bir daha eski seviyesine ulaşamayacağını düşünüp, daha kuvvetli bir takımla daha fazla yüzük kazanmak için takasını isteyebilirdi. Ancak Curry sıradan bir süper yıldız değil. Hem sahada hem saha dışında hayal kırıklığını yansıttığı zamanlar tabii ki oldu ama hiçbir zaman takımdan ayrılmak gibi bir niyeti olduğunu göstermedi. Michael Jordan, Kobe Bryant, Tim Duncan ve Stephen Curry gibi tek takımla başarıya ulaşan süperstarların yeri sanki her zaman biraz daha özel.
Öze Dönüş

Stephen Curry
Warriors 2015 yılında şampiyon olurken NBA tarihinin gördüğü en kolektif yapılardan birine sahipti. Sadece sahada top paylaşımına dayalı hücumlarıyla değil, oyuncuların rol paylaşımındaki esnekliğiyle ve pek çok parçadan katkı alabilmesiyle şampiyonluğu elde etti. 2017 ve 2018 takımları taraftar nezdinde yine Curry’nin, ruhani olarak da Draymond Green’in takımlarıydı. Ancak saha içinde o takımların tartışmasız lideri Kevin Durant’ti. Warriors playofflarda pek çok maçı ve seriyi onun durdurulamaz skorerliği sayesinde kazandı. — Kolektif uyumdan uzaklaşmak pahasına.
Warriors dört sene sonra yeniden NBA’in zirvesine çıktı. Ancak aynı zamanda bu geri dönüş yedi sene sürmüş gibi hissettiriyor. Çünkü bu takım, Durant’in sürüklediği 2017 ve 2018 takımları gibi dört ya da beş oyuncusundan çok 2015 takımı gibi yedi-sekiz oyuncusundan katkı alan bir düzen kurmayı başardı. Andrew Wiggins’in çift taraflı muazzam performansı, Draymond Green’in hücumda bazen zorlansa da savunmada her zaman gösterdiği liderliği, Klay Thompson’ın çok iyi bir play-off geçirmese de kritik noktalarda bulduğu isabetler bunu ispatlar nitelikteydi. Yıldızların yanında Jordan Poole’un patlayıcı skorerliği, Gary Payton’ın bezdirici savunması ve açık alan etkinliği, Kevon Looney’nin hücum ribaundu ve çember savunma katkısı yine bu takımın neden 2015 takımını andırdığını kanıtlıyor.

Draymond Green, Klay Thompson, Stephen Curry
Tüm bu kolektif uyuma karşın, Stephen Curry’ye tabii ki ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Warriors’ın bu uyumu sağlayamadığı özellikle Final Serisi’nin ilk dört maçında “Şef”, takımını sırtında taşıdı. 43 sayılık dördüncü maç performansıyla sadece Golden State’in 3-1 geriye düşmesine engel olmadı, NBA tarihine geçecek bir performansa da imza attı. Şampiyonluğun sonunda da tarihin en kolay verilmiş ödüllerinden birini alarak kariyerinde ilk defa Finaller MVP’si oldu. 34 yaşında, 30 sayının üstünde bir ortalama yakalayarak. Bu ödül, zaten mitik bir kariyerin belki de tek eksik parçasıydı.
Şimdi akıllarda Warriors’la ilgili tek bir soru kaldıysa, o da bir kez daha arka arkaya şampiyonluklar kazanıp kazanamayacağı olsa gerek. Bu soruya şu an için evet ya da hayır demek mümkün değil. Ama şunu demekte bir sakınca olmasa gerek: Neden olmasın?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Golden State Warriors şampiyon; Fenerbahçe Beko'nun şampiyonluğuna bakış; VNL: Brezilya
18 Haz 2022

YAZARLAR

Berkhan Günaydın
Yazar @ Punto

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.
07 Tem 2026




