Hoş geldin Avustralya Açık!


İlham verici bir geri dönüş hikâyesi: Unbroken Bir olimpiyat sporu oluşu 2014 Kış Oyunları'na uzanan slopestyle; sporcuların rayları, atlamaları ve diğer çeşitli engelleri aştığı bir snowboard alt disiplini olarak öne çıkıyor. Punto’nun kış mevsimini yaşarken ve kar yağışlarını beklerken ilham alacak bir hikâye arayanlar için bir belgesel önerisi var. Daha önce Punto'da vazgeçmeyenlerin ve başarmak için çabalayanların hikâyelerini konuk etmiştik. Slopestyle ve big air stillerinde uzmanlaşmış bir snowboard sporcusu olan Kanada doğumlu Mark McMorris de böyle bir isim. Slopestyle stilinde yarışan McMorris'in 2010 yılında başlayan başarılarla dolu profesyonel kariyeri, 2017 yılının mart ayında geçirdiği ölümcül bir kazayla bölündü. Kırık bir çene, kol, leğen kemiği ve kaburgalar ve tedavi sürecini izleyen varoluşsal bir kriz; onu zirveye geri dönmekten alıkoymadı. Zira McMorris; kazadan tam 11 ay sonra, 2018 Kış Olimpiyatları'nda kendi dalında bronz madalya almayı başardı. Red Bull, McMorris’in ölümcül bir kazayı izleyen büyük ve ilham verici geri dönüş hikâyesini 45 dakikalık bir belgesele dönüştürdü. Unbroken isimli filmi bu bağlantıdan izleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Teniste yıllık bir puanlama sistemi olsa da başarılı bir kariyerin en büyük anahtarı istikrar. Yılın ilk Grand Slam’i Avustralya Açık’ta şampiyonluk adayları, yılların dominasyonunu sürdürenler ve yakaladıkları ivmeyle istikrarlı bir gelişim içinde olanlar arasından gösterilirken 20 yıldan fazladır tenisin en büyük sahnesi Grand Slam’lerde boy gösterenler de istikrarın bir başka boyutunu ortaya koyuyor.
- Ne olmuştu? Vaka sayısını sıfırlayan Avustralya’ya varışlarından itibaren günde 5 saatlik antrenman süresi dışında 14 gün karantinayı kabul eden oyunculardan 72’si, uçaklarında Covid-19 vakalarına rastlanması sebebiyle yakın temaslı sayılarak 14 gün sıkı karantinaya tabi tutuldu. Bu sırada Djokovic, Nadal, Thiem, Serena Williams gibi oyuncuların Adelaide’de daha iyi ve daha serbest koşullarda bir fanusun içinde olması tartışmalara yol açtı. Planlandığı tarihte başlayan turnuvanın ilk haftasında, kısıtlı da olsa seyircilerin de katılımıyla, özlenen Grand Slam atmosferi yeniden canlanıyor.
- Dominasyon: Erkekler tenisinde son 10 Grand Slam’in yalnızca biri bu ikili tarafından kazanılmadı. Söz konusu isimler Novak Djokovic ve Rafael Nadal. İkilinin Avustralya Açık karnesi de bu dominasyonu yansıtır derecede parlak.
- Novak Djokovic: 8 şampiyonlukla Avustralya Açık’ı en çok kazanan tenisçi konumunda. Ayrıca Djokovic, %90,58 ile Avustralya Açık’ta maç kazanma yüzdesi en yüksek olan tenisçi. 2019 ve 2020’de Avustralya Açık’ta şampiyonluğu elde eden Djokovic bu yıl da şampiyonluğa uzanırsa üst üste üçüncü, toplamda dokuzuncu Avustralya Açık şampiyonluğunu kazanacak. Avustralya Açık’ta aldığı sonuç ne olursa olsun Novak Djokovic, 8 Mart’ta açıklanacak sıralamalarla, sakatlığı nedeniyle 1 yıldır kortlardan uzak kalan Roger Federer’e ait en uzun süre 1 numarada kalma rekorunu geçecek.
- Rafael Nadal: Bir kereyle en az kazandığı turnuva olan Avustralya Açık’ta son 4 yılda iki çeyrek final, iki final gördü. Geçtiğimiz yıl 13'üncü Roland Garros şampiyonluğuyla toplamda 20'inci Slam şampiyonluğunu elde ederek Federer’le eşitlenen Nadal, Avustralya’ya gelmeden hemen önce ATP sıralamasında kesintisiz olarak ilk 10’da yer aldığı 800'üncü haftayı geride bıraktı. Nadal burada şampiyon olursa açık dönemde en çok Grand Slam şampiyonluğu elde etmiş erkek tenisçi olacak.

- Yeni nesil: 2021 Avustralya Açık, alışılagelmiş şampiyonluk adaylarının yanında genç tenisçilerin de üst sıralara aday olarak gösterildiği bir Grand Slam oluyor. Pandeminin de etkisini gösterdiği 2020'de istikrarlı seriler yakalayan genç raketler, yılın ilk Grand Slam’inin ilk haftasında kendilerinden beklenen performansı ortaya koyuyor.
- Dominic Thiem: Fransa Açık’ta iki yıl yarı final, iki yıl final oynadıktan sonra 2020 yılına Avustralya Açık finaliyle başlayıp yılı Amerika Açık şampiyonu olarak tamamlayan Dominic Thiem burada kupaya uzanabileceği düşünülen tenisçilerden biri. Thiem bunu başarırsa Büyük Üçlü döneminde üst üste iki Grand Slam kazanan ilk tenisçi olacak.
- Daniil Medvedev: Şampiyonluk adayı olarak görülen bir diğer isim ise Daniil Medvedev. 2019 yılında Amerika Açık’ta final gören Medvedev, 2020 yılının son bölümünde Paris Masters ve ATP Finalleri’ni kazandı. Dünya 1, 2 ve 3 numaralarını yenerek ATP finali kazanan ilk tenisçi oldu. 2021’e Rusya'yla ATP Cup’ı kazanarak başlayan Medvedev, on altı maçlık galibiyet serisinin onunu ilk 10’daki oyunculara karşı elde etti.
- Andrey Rublev: 2020'de 5 turnuva ve 41 maçla en çok kazanan isim olan Andrey Rublev de Grand Slam performansı merak edilen isimlerden biri. Rublev 2020’de en iyi sıralama derecesini yedi kere geliştirdi ve ilk 8’e kadar girmeyi başararak ATP Finalleri’nde oynadı. 2020’de Amerika Açık’ta ve Roland Garros’ta çeyrek final gördü. 2021 başında Rusya ile ATP Cup’ı kazandı.
- Savaşçı ruhlar: Kadınlar ve erkekler tenisinde birer isim var ki onlar savaşçı ruhları, azimleri ve oyuna olan sevgileriyle yıllardır Grand Slam seviyesinde oynamaya devam ediyor. İlk Grand Slam maçına bundan 23,5 yıl önce 1997 yılında çıkan Venus Williams toplamda 88 Slam katılımıyla kadın-erkek tüm tenisçiler arasında rekoru elinde bulunduruyor. Erkeklerde ise Feliciano Lopez, 2001'den bu yana üst üste 75'inci Grand Slam’ini oynuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Pep Guardiola, Marko Gudurić, Tampa Bay Buccaneers ve Novak Djokovic. Cuma spor gündeminiz hazır.
12 Şub 2021

YAZARLAR

Elif Alper
Tenis yazarı @Punto

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?




