İki başlı Şeytan: The Exorcist - Believer


Nostalji treni yarın kalkıyor: Vintage Festival Hatırlarsın ki zamanda yapacağımız bir yolculuk için takvimlere 7 ve 8 Ekim ’i işaretlemiştik sevgili Duende okuru. O gün geldi çattı. Bu hafta sonu nostalji trenine binmek üzere Vintage Festival ’e, Festival Park Kadıköy ’e davetlisin. Neler var neler? Snap!, nostaljik Türkçe pop konseptiyle Burak Kut, Yonca Evcimik, Çelik ve Mansur Ark, Şatellites, Elektro Hafız, Oldies but Goldies By Babylon ve Nasip Kısmet festival sahnesinde yakalayacaklarının yalnızca bir kısmı. Değerli sanatçı Erkin Koray anısına düzenlenen özel projesiyle Hey! Douglas; Ogün Sanlısoy, Murat Ertel, Ahmet Güvenç ve Deniz Tekin derin sevgi ve saygılarıyla sahnede yerlerini alacaklar. Soğuk Savaş Live , en "soğuk" esprileriyle yarın aramızda olacak. "Vintage Özel" programda aman unutma; gülersen kaybedersin. Pazar günü Ozan Akyol ve Erman Çağlar'ın hazırlayıp sunduğu KALT'ın Podcast'i bu defa tamamen retro bir ruha bürünecek. Geçmişe özlemini gidermek isteyenler dönemin eğlenceli dans figürlerinin sergileneceği performanslar, plak koleksiyonları, nadir kitaplar ve antika eşyaların bulunduğu pazarın keyfini çıkarabilecekler. Ödüllü kostüm yarışmasını da unutmayalım! Kendini “Ahh eski İstanbul” derken bulabileceğin iki günlük nostalji treni için biletler burada .
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Exorcist: Believer
Yönetmen: David Gordon Green
Yapım yılı: 2023
Süre: 111 dakika
Hepimizin bir türlü fırsat bulup da izleyemediği, fazlasıyla popüler filmler vardır. Benimkilerin sayısı da hiç az değil. William Friedkin’in korku klasiği The Exorcist de bunlardan biriydi ve geçtiğimiz aylarda 42. İstanbul Film Festivali’nin yönetmene ayırdığı retrospektif bölüm sayesinde bu ayıbımı sonunda temizlemiştim. Çok da doğru bir zamanmış ki kısa süre sonra önce William Friedkin aramızdan ayrıldı, ardından David Gordon Green’in büyük bütçeli devam üçlemesi duyuruldu. İşte o üçlemenin ilk halkası, filmin oyuncularından Ellen Burstyn’in de birkaç dakikalığına arzıendam ettiği The Exorcist: Believer.

The Exorcist: Believer | Kaynak: UIP Türkiye
1973 yapımı The Exorcist; kökleri yüzlerce, belki binlerce yıl öncesine dayanan ve Şeytan’ın dünyevi bedenleri ele geçirmesiyle sonuçlanan bir tılsımın keşfiyle başlıyordu. Ünlü bir oyuncunun küçük kızının bedenini ele geçiren Şeytan; onun tüyler ürpertici, beklenmedik ve doğaüstü hareketlerde bulunmasına, saldırganlaşmasına, öldürmesine, bir yandan da ağza alınmayacak küfürler savurmasına neden oluyordu. Anne, iki Katolik rahibinden yardım istiyor ve ikonik Şeytan çıkarma sahneleri filme damga vuruyordu. 50. yılında izlemiş olmama, üstelik bugüne dek onlarca parodisine maruz kalmama rağmen The Exorcist ürkütücülüğünü ve korkunçluğunu korumuştu. Filmin IMDb Top250 listesinde 225., Letterboxd Top 250 Korku Filmleri listesinde 35. sırada olmasına hak vermiştim.
The Exorcist’in ardından çevrilen 4 devam filmi ya da öncül filmi izlemedim. David Gordon Green’in Believer ile başlayan üçlemesini de bu filmlerden bağımsız olarak değerlendirmek mümkün zaten. Film günümüzden yaklaşık 15 yıl önce, bebek bekleyen genç bir siyah çiftin Afrika seyahati sırasında açılıyor. Yaşanan depremin ardından babanın anne ve bebek arasında bir Sophie’nin seçimi yapması bekleniyor. Yıllar sonrasında geçen bir sonraki sahnede, babanın seçiminin Angela adını koyduğu evladından yana olduğunu anlıyoruz. Fakat ergenlik sancıları ve hiç görmediği annesini tanıma çabalarıyla asileşmeye meyilli yaşlarda olan Angela, bir gün sınıf arkadaşı Katherine ile ortadan kayboluyor ve iki çocuk üç gün sonra hiç bir şey hatırlamayarak ve psikolojik hasar görmüş bir şekilde bulunuyorlar. Şeytan bir değil, iki çocuğun bedenini eşzamanlı olarak ele geçirince; türlü dinî inanış ve geleneklerden beslenen katmanlı bir Şeytan çıkarma operasyonu Şeytan çıkarıcılar için bir meydan okumaya, aileler için piskolojik bir sınava dönüşüyor. (Letterboxd editörü Gemma Gracewood, film hakkındaki yorumunda bir Avengers göndermesiyle “Exorcists, assemble! / Şeytan çıkarıcılar, birleşin!” diyor.)
Filmin karakterlerine dair iyi bir giriş niteliğindeki ve özellikle Leslie Odom Jr.’ın (baba) performansıyla umut vadeden ilk yarısı kalburüstü bir psikolojik gerilimin sinyallerini veriyor. Fakat Şeytan’ın varlığını hissetirmeye başladığı ve Şeytan çıkarma ritüellerinin (yani filmin asıl vaadinin) devreye girmesiyle her şey tepetaklak oluyor. The Exorcist’in tahmin edilemez ve beklenmedik sahnelerinin yerini, The Exorcist’i izlemiş herkesin tahmin edebileceği, kolaya kaçmış sahneler alıyor. Yatağın havalandığı, küçük kızın dört ayak üzerinde merdivenlerden indiği, kafasını 360 derece döndürdüğü ikonik imajlara yenilerini eklemekte çok zorlanmış yönetmen. Küçük bir kızın dolu dolu, şok edici küfürler ettiği repliklerin yerini ise çok temkinli, basit, kolaya kaçmış cümle ve diyaloglar almış. İmaj ve metnin uygulanışı da bir hayli acemice: İyi bir kurguyla izleyiciyi yerinden zıplatabilecek, dehşete düşürebilecek fırsatlar kaçırılıp durmuş.

The Exorcist: Believer | Kaynak: UIP Türkiye
Kaçırılmış fırsatlar bir yana; filmin çeşitliliği kutlama ve kapsayıcı olma çabası sonuç vermiyor. Siyah ana karakterler ekran süresi daha az olan beyaz karakterlerin izin verdiğince öne çıkabiliyor; Afrika inanç ve gelenekleri göstermelik bir süsleme olmakla yetinirken kontrol Katolik inancında ve geleneklerinde kalıyor. Film, yaşayan en iyi kadın oyunculardan Ellen Burstyn’i dahi kullanmayı başaramıyor; oyuncunun varlığı sanki yalnızca filmin The Exorcist ile ilişkili olduğunu kanıtlamaya yarıyor. Kısacası The Exorcist: Believer; ne yazık ki 50 yıl önce başarılmış olanların hatırasını yaşatamazken, günümüz değerlerine uyum sağlamakta da zorlanıyor. Üç film olarak planlanarak çıkılmış bir yol için, oldukça talihsiz bir başlangıç.
Nerede izleyebilirsin? The Exorcist: Believer, bugün gösterime giriyor.
Alternatif işler:
- The Conjuring (2013, James Wan)
- Talk to Me (2023, Danny ve Michael Pilippou)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Filmekimi seçkisindeki, Oscar yarışında ülkelerini temsil eden yapımlar; bir devam filmi olarak The Exorcist: Believer.
06 Eki 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




