IOC’de Coventry dönemi: İlklerin başkanı eski düzenin koruyucusu mu?

Spor dünyasının patronu IOC'nin başkanlığına "ilk kadın" ve "ilk Afrikalı" sıfatlarıyla seçilen Kirsty Coventry'nin liderliğinde vadedilenler o kadar da heyecanlı olmayabilir.
IOC’de Coventry dönemi: İlklerin başkanı eski düzenin koruyucusu mu?

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Uluslararası Olimpiyat Komitesi’nin (IOC) 144. oturumu ve tarihî başkanlık seçimi 41 yaşındaki Zimbabveli Kirsty Coventry’nin zaferiyle sonuçlandı. Zimbabve’nin beyaz azınlığına mensup, ülke tarihinin en çok madalya kazanan olimpik sporcusu olan Coventry, IOC tarihinin ilk kadın ve ilk Afrikalı başkanı oldu. Coventry görevi selefi Thomas Bach’tan “Olimpiyat Oyunları Günü” olan 23 Haziran’da devralacak. O güne kadar, aynı zamanda kendisinin sağlam bir destekçisi olan Bach’la yakın temas içinde kalacak ve bir nevi başkanlık stajı yapacak.

  • Ayrıntılar: Coventry seçimde oy kullanan 97 üyeden 49’unun tercihi oldu ve çoğunluğu ilk turdan sağlayarak başkan seçildi. 2. Samaranch 28, 3. Coe 8 oy aldı.

Mugabe’nin ‘altın kız’ı

Ailesi, Zimbabve’nin Büyük Britanya sömürgesi olduğu yıllarda ülkeye gelen ve burada büyük bir kimya fabrikası olan Kirsty Coventry’nin yüzücü olarak çıkışını yaptığı dönem ülkeyi yaklaşık 40 yıl yöneten Robert Mugabe’nin beyazlara ait arazileri “kamulaştırdığı” ve buna ciddi bir şiddet politikasının eklendiği dönemdi. Aileden yüzücü olan Coventry genç yaşında olimpiyat oyunları vizesi alırken ülkede ırksal gerilimin had safhada olduğu bir dönemde başarılarıyla siyah çoğunluğun da teveccühünü kazandı ve uluslararası baskı altında olan Mugabe yönetimi için “zamanlaması harika” bir PR aracına dönüştü.

  • Geniş açı: Mugabe’nin “O bizim altın kızımız” dediği Coventry, 2004 Atina ve 2008 Pekin’de kazandığı 2 altın, 4 gümüş, 1 bronz madalyayla ülkenin bir numaralı spor yüzü oldu.

IOC başkanı olursa ABD lideri Donald Trump’la nasıl bir ilişki kuracağı sorulan Coventry, “20 yaşından beri yüksek mevkilerdeki zorlu erkekleri idare ediyorum” ifadesini kullanmış ve göründüğü kadar “renksiz”, “bürokrat” bir karakter olmadığını hissettirmişti. Aslında Coventry’nin 17-18 yaşından itibaren Mugabe ve yönetimiyle kurduğu “dengeli” ilişki onun iyi bir politikacı olacağının sinyallerini veriyordu. Bu dönemde Coventry bir yandan topraklarına el konulan ve eski ayrıcalıklarını kaybeden aynı zamanda fiziki saldırıların da hedefi olan beyaz azınlığın sorunlarını dile getirirken diğer yandan yoksulluk içindeki bir ülkede Mugabe’nin verdiği para ödüllerini kabul ediyor ve bunun bir kısmını yardım kampanyalarına bağışlıyordu.

Post-Mugabe rejiminin spor bakanı

2017’de Mugabe’nin devrilmesi sonrası en az onun kadar baskıcı bir lider olan Emmerson Mnangagwa’nın iktidara yükselişini selamlayan ve neticesinde Eylül 2018’de spor bakanlığı görevine getirilen Coventry, bu süreçte bir yandan hükümetin antidemokratik politikalarının yürütücülerinden olmakla suçlanırken diğer yandan spor bakanı olarak da yetersiz kaldığına yönelik çok sayıda eleştiri aldı. Ama üst düzey spor bürokrasisi aynı zamanda bir aristokrasi. Burada mevcut işinizi ne kadar iyi yaptığınızdan çok meseleleri “ne kadar idare edebildiğiniz”, güç odaklarıyla nasıl ilişkiler kurduğunuz, havayı nasıl kokladığınız, ne kadar iyi bir politikacı olduğunuz daha kritik. Coventry de olimpik aile içinde rolünü çok iyi buldu. Hem aynı zamanda IOC’nin namlı otokratları arasına adını yazdıran Thomas Bach’ın kanatları altına girdi hem de değişen spor hiyerarşisinde Hint Ambani ailesi gibi yeni güç odaklarıyla bağlarını geliştirdi.

Sporun değişimi adına beklenti düşük

Bu politik becerileri, onu seçim öncesi adaylar arasında en muhafazakar isim olarak konumlanmaya itti. Evet “ilk kadın”, “ilk Afrikalı” başkan apoletleri de kurucu başkan Pierre de Coubertin’dan bu yana en genç başkan sıfatına sahip olması da havalı. Ama Coventry’nin diğer özellikleri geçen hafta belirttiğimiz gibi “Sırlar İmparatorluğu” olarak anılan -bu “sırlar”a sadece kurum için antidemokrasi değil yolsuzluklar da dahil- IOC için bir değişim umudunu da hayal ettirmiyor. Maalesef herkes Coventry’nin önümüzdeki en az 8 yıllık başkanlığının ilk gündeminin Ambani ailesi ve Narendra Modi’nin katkılarıyla 2036 Olimpiyat Oyunları’nın ev sahipliğine Hindistan’ı taşımak olduğunu biliyor. Üyelere daha çok söz hakkı, sporculara daha iyi koşullar sağlanması, olimpiyat oyunları ev sahipliği süreçlerinin ve sponsorlukların şeffaflaştırılması ve ev sahibi ülkelere getirilen maddi/çevresel yüklerin azaltılması gibi hususlarda Coventry’den yakın zamanda bir ses çıkması olası değil.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Punto Punto

BÜLTEN SAYISI

🤪 Mart çılgınlığı, ilk kadın başkan

Kirsty Coventry, Uluslararası Olimpiyat Komitesi'nin 131 yıllık tarihindeki ilk kadın başkanı oldu. NCAA'de "Mart Çılgınlığı" olarak anılan basketbol şampiyonası turnuvaları başladı.

21 Mar 2025

AA

YAZARLAR

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Alp Ulagay

·

15 Tem 2026

Aslı Pelit ile bir spor yazarının anne olduktan sonraki Dünya Kupası macerası
Punto Punto

HİKAYE

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.

Yarı final heyecanı: Dünya Kupası'nda dört şampiyon sahnede
Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi
Punto Punto

HİKAYE

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.

Deniz Kaynak

·

02 Tem 2026

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?