iPhone şarj adaptörlerinin ötesinde elektronik atıklar

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Bu hafta gerçekleşen tanıtım etkinliğinde Apple artık iPhone kutu içeriğinde şarj adaptörü ve kulaklık bulunmayacağını duyurdu. Şirketin Çevre ve Sosyal Girişimler Başkan Yardımcısı Lisa Jackson, bu kararın gerekçesi olarak karbon salımlarının ve değerli maden tüketiminin azaltılmasını sunarak hâlihazırda kullanımda olan 2 milyarın üzerindeki şarj adaptörüne dikkat çekti. Daha önce tamir edilebilirlik ve planlı eskitme konularında tepki çeken ve konuyla ilgili sorulara cevap vermekten kaçınan şirket için bunun olumlu yönde bir adım (veya iyi bir pazarlama stratejisi) olduğu söylenebilir. Ne var ki elektronik atık sorunu iPhone adaptör ve kulaklıklarından da öte bir küresel sorun.
- Elektronik atık: Bir durup düşünün, şu anda kullanmadığınız kenarda duran veya çöpe attığınız elektronik eşyalarınız neler? Akıllı olmayan telefonunuz, ince uçlu şarj aletiniz, 3 kiloluk eski dizüstü bilgisayarlarınız, kablolar, hatta tüplü televizyonunuz... İşte 2019 yılında dünyada bu ve bunun gibi 53,6 milyon ton elektronik atık ortaya çıktı ki bu kişi başına 7,3 kilograma denk geliyor. Bu değerin 2030 yılında yıllık 74,7 milyon tona çıkması bekleniyor.
- Geri dönüşüm: Aslında “çöpe” giden bu elektronik atıkların çoğu bir nevi maden. Çoğu elektronik alet; altın, demir, alüminyum, bakır gibi değerli madenlerle üretiliyor. Örneğin bilgisayar, cep telefonu gibi cihazların 1 tonundan 280 grama yakın metal çıkarılabiliyor. Bu atıkların içindeki madenlerin 2019 yılındaki değeri ise 57 milyar dolar. E-atıkların bir kısmı bu ve çevresel sebeplerle geri dönüştürülse de küresel çapta kayıtlı olarak geri dönüştürülen miktar yıllık atıkların %17,4’ü. Yani yaklaşık 10 milyar dolar değerindeki hammade ekonomiye geri kazandırılıyor.
- Geri kalan %82,6’lık kısım ise kayıt dışı şekilde geri dönüştürülüyor, çöpe gidiyor veya daha düşük gelirli ülkelere gönderiliyor. Bu cihazların bir kısmı tekrar kullanılmak üzere satılırken bir kısmı bu ülkelerde insanların geçim kapısı oluyor. Örneğin, Gana’daki Agbogbloshie bu atıkların toplandığı, yakıldığı ve işçiler tarafından geri dönüştürüldüğü dev bir e-atık mezarlığı.
- Sağlık: Elektronik atıklar değerli madenlerin yanında insan sağlığı ve çevre için tehlikeli olabilecek hammadeler de içeriyor. Cıva, BFT, kloroflorokarbonlar gibi kimyasallar; e-atıklar doğru şekilde geri dönüştürülmediği veya çöpe gittiği durumlarda besin zincirine veya atmosfera karışabiliyor.
- Türkiye: Türkiye'de elektronik atıklar Avrupa Birliği WEEE direktifine tabi olarak düzenleniyor. Türkiye’de ise 2019 yılında ortaya çıkan elektronik atık miktarı 847 kilo ton ile kişi başı 10,2 kilograma denk geliyor. Bu atıkları büyükşehir ve ilçe belediyeleri aracılığıyla veya TEGV gibi sivil toplum kuruluşlarına alıcı ödemeli kargoyla bağışlayarak geri dönüştürmek mümkün.
Kaynak: The Global E-waste Monitor 2020
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Quando'dan merhaba. Apple bizi yeni iPhone 12'lerle heyecanlandırdı. Facebook "ifade özgürlüğü" politikasını güncellediğini açıkladı.
15 Eki 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.

Son yıllarda Amazon, Google ve OpenAI gibi pek çok şirket, kendi yapay zeka çiplerini duyurdu. Daha önce sektördeki yaygın eğilim, NVIDIA’nın rüştünü ispatlamış çiplerine güvenmek iken öncü şirketler, yakın zamanda ardı ardına bu eğilimin dışına çıkmaya başladı. Bu furya, oldukça kritik bir soruyu da gündeme taşıdı: Neden tüm teknoloji şirketleri, kendi yapay zeka çiplerini geliştiriyor?

Modern reklam hukuku, mesajın içeriğinin doğru olup olmadığına odaklanır. Ancak yapay zeka, artık mesajı ileten kişinin gerçekten var olup olmadığını da hukukun konusu hâline getiriyor. Ticaret Bakanlığı'nın 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği de dijital kopyaların reklamlarda kullanılmasına kısıtlamalar getiriyor ve bunu yaparken dolandırıcılık içeriklerini esas alıyor. Peki ya amaç dolandırıcılık olmadığında?



