iSpace'in Ay'a iniş denemesi başarısızlıkla sonuçlandı

QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Japonya merkezli özel uzay taşımacılığı şirketi iSpace'in Ay'a iniş çabaları "büyük ihtimalle" hüsranla sonuçlandı. Görevin başarılı sonuçlanması durumunda tarihte Ay'a iniş yapan ilk özel şirket olacak olan ispace, Hakuto-R görevi kapsamında Ay'a iniş için geliştirdiği M1 isimli uzay aracıyla iletişimin, aracın dün Ay yüzeyine iniş yapmasına sadece dakikalar kala koptuğunu bildirdi.
Detaylar: iSpace CEO'su Takeshi Hakamada planlanan inişten yaklaşık 25 dakika sonra yaptığı açıklamada "İniş aracıyla iletişimi teyit edemedik" ifadelerini kullanarak aracın Ay yüzeyine çakıldığını ve inişi tamamlayamadıklarını varsaymak zorunda olduklarını aktardı.

M1 tarafından hafta sonu çekilen bir fotoğraf/iSpace/BBC
- Bununla birlikte, Hakamada, görevi başarılı bir şekilde tamamlamayı zaten beklemediklerini; ancak buna rağmen şirketin iniş aşamasını gerçekleştirerek büyük miktarda veri ve deneyim elde ederek bu görevin önemini tam olarak yerine getirdiğini de sözlerine ekledi.
- Aralık ayında SpaceX tarafından fırlatılan; 2 metrelik boyu ve 340 kilogramlık ağırlığıyla Ay uzay aracı standartlarına göre nispeten küçük olan M1 uzay aracı, Ay toprağını, jeolojisini ve atmosferini analiz etmek amacıyla bir keşif gezginin yanı sıra Transformers'ı yaratan oyuncak şirketi TOMY tarafından geliştirilen tenis topu büyüklüğünde bir robotunu Ay yüzeyine konuşlandıracaktı.
Neden önemli: iSpace'in önümüzdeki birkaç yıl içinde her biri bir öncekinden daha iddialı bir dizi ticari iniş aracı olmasını umduğu ilk deneme olan Hakuto-R görevinin asıl amacı, Ay yüzeyine gelecekte gerçekleştirilecek ticari fırlatmaların uygulanabilirliğini değerlendirmek olarak öne çıkıyor.
- iSpace, Ay yüzeyinde uzun vadeli bir insan varlığını mümkün kılmak hedefiyle madencilik ve roket yakıtı üretimi Ay'a ekipman göndermek gibi ticari hizmetler sunma vizyonuyla uzay taşımacılığını daha uygun maliyetli bir hâle getirmeyi amaçlıyor. Buna ek olarak, şirketin hedefleri arasında Ay keşif görevleri gibi uzay misyonlarına bir alternatif sağlamak da bulunuyor.
- Projeye dahil olmayan uzay danışmanlık firması Rocket Engineering'in yöneticisi Dr Adam Baker, başarılı olması durumunda bu görevin uzay araştırmalarına ticari katılım alanında büyük bir adım olacağını belirtiyor. Baker, konuya ilişkin oalrak BBC'ye verdiği demeçte "Eğer uygun fiyatlıysa ve tekrarlanabilirse, Ay'ın yüzeyine bir şey indirmenin bedelini ödemeye hazır olan herkes için kapı açılmış olur" ifadelerini kullanıyor.
- Japonya'nın en üst düzey hükümet sözcüsü Hirokazu Matsuno ise görevin başarılı olamamasının üzücü olduğunu ancak ülkenin, çabalarının yerli bir uzay endüstrisinin gelişimi için önemli olması nedeniyle ispace'in "denemeye devam etmesini" istediğini aktarıyor.
Öte yandan: 2020'lerin sonuna kadar Ay'a astronot göndermeyi hedefleyen Japonya, son zamanlarda bu hedefi gerçekleştirmekte bazı aksaklıklar yaşıyor. Ulusal uzay ajansı geçtiğimiz ay, ikinci kademe motorunun ateşlenememesi nedeniyle H3 roketini uzaya ulaştıktan sonra imha etmek zorunda kalmış; Ekim ayında fırlatılan katı yakıtlı Epsilon roketi ise arızalanmıştı.
Bilgi notu: Hakuto-R görevinin de başarısızlıkla sonuçlanması, henüz hiçbir özel şirketin Ay'a iniş yapmayı başaramadığı anlamına geliyor. Bu noktada, Ay'a yumuşak iniş yapan ülkeler, tamamı devlet destekli programlar kapsamında olmak üzere ABD, Rusya ve Çin olmaya devam ediyor.
- 2019'da İsrail'in Beresheet görevi, özel bir şirketin Ay'a iniş için yaptığı ilk girişim olmuş; ancak bu deneme, uzay aracı Ay'ın yörüngesine girmeyi başardıktan sonra kaybolmasıyla başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Aynı yıl Hindistan da Ay'a sonda indirme girişiminde bulunmuş ve bu görevin de sonu hüsran olmuştu.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kullanıcılar artık, günün giderek daha büyük bir bölümünü düşünmekten, alışılmışın dışına çıkmaktan ve kendi yolunu çizmekten uzaklaştıran sistemlerin içinde geçiriyor. Fakat uzmanlara göre karşımıza çıkan her engeli aşılması gereken bir sorun olarak görmemek gerekiyor. Hayatın içinde her zaman engeller, bekleme anları ve aksilikler oluyor. Fakat tam da bu sürtünmeler, insanı düşünmeye, mücadele etmeye, problem çözmeye, sabretmeye ve kendi yolunu çizmeye zorluyor.

Yapay zeka devi Anthropic, milyonlarca ikinci el kitabı satın aldı. Ciltlerini hidrolik bıçaklarla kesti, sayfaları yüksek hızlı tarayıcılardan geçirerek dijitalleştirdi ve kağıt kopyaları imhaya gönderdi. Yapay zeka şirketleri, kitaplar yok olsa da metnin milyonlarca insana cevap veren bir sistemin içinde yaşadığını savunuyor. Asıl soru ise şu: İnsanlığın en az 200 yıllık kolektif entelektüel birikimi özel modellere aktarılırken, bunun ne kadarı kamuya geri dönecek ve buna kim karar verecek?

Tüketici elektroniği pazarında kullanıcıları ekrana maruz bırakan ürün sayısı her geçen gün artıyor. Ekran, pazarda doyum noktasına ulaşırken teknoloji şirketleri, ardı ardına ekransız ürün geliştirme furyasına katılıyor. Meta’nın Brain2Qwerty isimli yapay zeka teknolojisi ise ekran bağımlılığı sorununa çok daha inovatif bir çözüm sunuyor.

Influencerlık kendi döngüsünü geleneksel reklama dönüştürerek tamamladı. Pazar hâlâ büyüyor belki ama güven günden güne azalıyor. Tüketiciler ise bu kurgusal samimiyet ve aşırı tüketime karşı zırhlarını kuşanırken dijital kapitalizm illüzyonunun kalesini keşfetmekte gecikmedi elbette. Onun da adı yalnızlık. İşte tam bu noktada “yalnızlık influencer’lığı (loneliness / solitude influencer) adı verilen yeni bir içerik üreticisi profili yükselişe geçti.

Son birkaç yılda teknoloji arenası, pek çok işin yapay zekaya devredilmeye çalışıldığı bir atmosfere sahne oldu. Maliyet tasarrufu ve verimlilik artışı vaatleriyle gelen yapay zeka, birkaç yıl boyunca toplu işten çıkarmaların da ana gerekçelerinden biriydi. Yapay zekanın hâlâ gideri kadar gelir üretemediği 2026 yılında ise CEO’lar, işten çıkardıkları çalışanların, harcadıkları token’dan daha fazla maliyet yarattığını fark ettikleri bir eşiğe geldi.



