John Wilson’ın kamerası: How to with John Wilson


Çoklu evrende hız trenine biniyoruz: Loki ikinci sezonuyla Disney+’ta Ekim ayıyla şöyle bir ürperdik, biraz üşüdük, kışlıkları hafiften hazırladık. Modumuzu evde, ekran karşısında yakalamaya ise çoktan başladık. Sonbaharı bir kenara bırakırsak, nedenimiz elbette belli: Loki ikinci sezonuyla şimdi Disney+’ta ! Neler oluyor? Bir önceki sezonun şok edici finalini hatırlayanlar olarak burada mıyız? Dizi, Loki’nin kendisini Zaman Değişim Otoritesi’nin ruhu için verilen bir savaşta bulmasıyla şimdi kaldığı yerden devam ediyor. Uzay ve zaman arası çıktığı yolculukta kendini büyük tehlikelerle karşı karşıya bulan Loki; Mobius ve Hunter B-15’le birlikte yeni ve geri dönen karakterlerden oluşan bir ekiple beraber birlikte yola çıkıyor. Sürekli genişleyen ve giderek tehlikeli hâle gelen bu çoklu evren yolculuğu için tahmin edersiniz ki heyecanımızı gizleyemiyoruz. Tom Hiddleston ’ın hayat verdiği ve ikonik Fesatlık Tanrısı Loki’nin maceralarını aktaran dizi, her cuma yeni bölümleriyle bizlerle. En iyisi Loki için kaldığımız yerden Disney+ ’ta devam edelim.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
“Merhaba New York.” diye başlıyor konuşmasına dış ses. Fondaki dev çöp konteyneri Manhattan silüetinden rol çalıyor. “Büyük bir şehirde havadan sudan konuşmak için sayısız fırsatınız olur…” diye devam ediyor. Değişen görüntüde, bir binanın önünde havadan sudan konuşan insanlar görüyoruz. “…oysa bazı insanlar ne pahasına olursa olsun bundan kaçınırlar.” Tekrar değişen görüntüde bu kez bir bankta yan yana oturan iki kişiden birinin montuyla kafasını örtüp gizleniyor.
Duyduğun dış ses, John Wilson’a ait - ki dizinin adından dolayı bunu tahmin etmek çok da zor olmasa gerek. Bu belgesel-komedi dizisinin yaratıcısı ve yıldızı olan John Wilson, doğup büyüdüğü şehri de en az kendisi kadar odağa yerleştiriyor. Ama Manhattan’ın önünü kesen çöp konteynerinden anlayabileceğin gibi, en albenisiz hâlleriyle. Bu arada yanlış okumadın, belgesel ve komedi janrlarını birleştirip tek bir alt-tür olarak kullandım. Çünkü bu yapımı tarif edebilmenin tek yolu bu. John Wilson’ın kamerasının belki de yıllardır New York sokaklarından topladığı tuhaf, ilginç, anlam verilemez, saçma, komik ama her ne olursa olsun doğal ve gerçek görüntüler; her bölümde farklı başlıklardaki hayat tavsiyelerine eşlikçi olarak kurgulanıyor. İlk bölümün başlığının belirmesine kadar geçen 57 saniye boyunca New York şehri ve insanlarına dair onlarca görüntü gözlerinin önüne serilmiş oluyor bile.
Mevzu nedir? How to with John Wilson, şehir yaşamı ve gündelik yaşama dair basit konularda tavsiye veren bölümlerden oluşuyor: Nasıl havadan sudan konuşulur?, Hafıza nasıl geliştirilir?, Hesap nasıl bölüşülür?, Piller nasıl çöpe atılır?, Rüyalar nasıl hatırlanır?… Fakat pek tabii ki mesele hiçbir zaman bu kadar basit değil. Dizi boyunca John Wilson’ın kişisel yaşamına, kırılgan ruhuna, tuhaf alışkanlıklarına (bir de tanıdığınıza çok sevineceğiniz harikulade bir yaşlı kadın olan ev sahibine) dair de çok şey öğreniyorsun. Onun kendisiyle, insanlarla ve şehirle kurduğu ilişkiler aracılığıyla kendine dair de çok şey öğreniyorsun belki de. How to Make Small Talk adlı ilk bölümde şöyle diyor örneğin John: “Havadan sudan konuşurken insanlara evindeki süs bitkisinden de söz edebilirsin. Ama onun eski sevgiline dair bir hatıra olduğunu, çünkü onu sana seni sevdiği için hediye ettiğini ama senin duygusal olarak ona karşı asla erişilebilir olmadığını asla söyleme.”

John Wilson | Kaynak: The Rolling Stone
John Wilson. 1986,Queens, New York doğumlu John Wilson, ergenliğinde babasının aldığı kamerayı kullanarak etrafını bir lensin ardından gözlemlemeye başlamış. Üniversiteden mezun olduktan sonra bir özel dedektif için çalışmaya başlamış. (İnan ki How to with John Wilson’da tanık olacakların seni onun rızalı ya da rızasız görüntü alma konusundaki kabiliyetine hayran bırakacak ve kariyerinin bu dönemini çok anlamlı kılacak.) Belgesel sinemacılık konusundaki ilham kaynakları arasında Les Blank, George Kuchar ve Bruce Brown’u gösteren Wilson, 2015 yılında Vimeo için Sundance Film Festivali hakkında bir belgesel yapması istendiğinde komedyen ve senarist Nathan Fielder’ın dikkatini çekmiş. Fielder’ın ortak-yapımcılarından olduğu How to with John Wilson’ın yolculuğu da böylece başlamış. İlk bölümü 23 Ekim 2020’de HBO’da yayınlanan dizinin ilk iki sezonu arasına pandeminin girmiş olmasının etkisinin olumlu yönde olduğunu söyleyebilirim. How to with John Wilson’ın üçüncü ve final sezonu ise 1 Eylül 2023’te sona erdi.

How to with John Wilson’ın yıldızlarından, John'un ev sahibi | Kaynak: HBO Max
Gözü olmak ve görmek. Herkesin gözü varken ne denli farklı görülebileceğini kanıtlayan How to with John Wilson görme biçimleri hakkında düşünmene, günlük yaşamın rutininde ve şehir yaşamının karmaşasında gözünden kaçan detayların farkına varmana ve hiç tanımadığın insanlarla duygusal bağlar kurmana vesile olacak. John Wilson’ın etrafındaki detayları görme biçimi bir yana, bunları kurgulama başarısı da takdire şayan. Görüntülere yazdığı metinlerin ya da metinlerle eşleştirdigi görüntülerin ardında yatan hınzırlık da cabası...
Benzer işler:
- Faces Places / Visages villages (2017, JR ve Agnès Varda)
- The Rehearsal (2022-..., Nathan Fielder)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Filmekimi’nde kaçıranlar ve tekrar izlemek isteyenler için gelecek programdakiler; “Televizyonda ne var?” köşesinde How to with John Wilson.
27 Eki 2023

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026




