

Robot süpürgeler uzmanı: iRobot Roomba Küçük parçaların toplamıyla, daha büyük değerle oluşturmak amacına hizmet eden nesnelerin interneti teknolojisi; fiziksel nesnelerin internet üzerinden birbiriyle iletişim kurmasını mümkün kılıyor. Bu teknoloji, özellikle robotikle birleştiğinde üretim süreçlerinde insana olan ihtiyacı ve hata payını azaltarak verimliliği üst düzeye çıkarıyor. Elbette endüstriler için geliştirilen teknolojilerin son kullanıcıya, tüketiciye de doğrudan faydası oluyor. Peki, nesnelerin interneti ve robotik teknolojileri günlük yaşamımızı nasıl dönüştürüyor? Aklımıza en güncel örneklerden biri olan robot süpürgeler geliyor. Grand View Research'ün verilerine göre robot süpürgelerin 2019'da 2,56 milyar dolar olarak belirlenen pazar payının 2020-2027 arasında %17,7 oranında büyüyeceği tahmin ediliyor. Robot süpürgelerin mucidi iRobot’un ürünlerini anlatmak son teknoloji ürünleri keşfetmeyi sevdiklerini bildiğimiz Quando okurları için robot süpürgelerin bugününe ve geleceğine dair ipuçları verebilir. iRobot: iRobot'un hikâyesi 1990 yılında uzay araştırması için ABD Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi'yle çalışarak geliştirdiği ilk robotlarla başlıyor. İlerleyen yıllarda çeşitli barış ve uzay görevleri için robotlar geliştirmeye devam eden şirket, kurucularının "robotik sektörünün dünyayı değiştirebileceği" vizyonuyla son kullanıcı için ilk robot süpürgeyi 2002 yılında tasarlıyor. Roomba adını alan bu ürün serisi, yıllar içinde gelişimini aralıksız sürdürüyor ve şimdiye dek 30 milyondan fazla satışla birçok ev ve ofiste hayatı kolaylaştırmaya devam ediyor. 2019 sonbaharında Türkiye pazarında da faaliyet göstermeye başlayan ABD merkezli şirket, ürünleriyle Türkiye'deki temizlik anlayışını da değiştiriyor. iRobot Roomba: iRobot'un robot süpürgesi Roomba, Türkiye'de farklı modelleriyle farklı ihtiyaçlar için sunuluyor. Her bir ürün kaliteli temizlik için üst düzey performans ve kolay kullanımlarıyla öne çıkarken özellikle serinin son ürünlerinden Roomba i7 ve Roomba i7+ , ev temizliğini bir iş olmaktan çıkarıyor. Akıllı haritalama özelliği Imprint ile evin haritasını çıkaran, bir mobil uygulama üzerinden tek tuşla kontrol edilebilen, mobilyaların altına dahi girebilen Roomba i7; sert zemin ve halılardaki üstün performansı, yıkanabilir toz haznesi ve akıllı temizlik planlama seçenekleriyle evdeki en büyük yardımcınız olmayı vadediyor. iRobot Roomba'ları iRobot güvencesiyle alabileceğiniz satış kanallarını öğrenmek ve ürünleri yakından incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
“Korkusuzca konuşabilmek, iş hayatında ve günlük hayatta çok önemli olmasının yanı sıra yeni bir dil öğrenmenin de en önemli adımıdır” diyen BukyTalk, İngilizce konuşmanıza olanak sağlayan bir platform. Hem de korkusuzca!
Nasıl? 3 adımda. Takvimden uygun olduğunuz gün ve saati seçiyorsunuz, WhatsApp ya da e-posta üzerinden katılımınızı belirtiyorsunuz ve son olarak ödemenizi de tamamlayıp sizinle benzer seviyedeki diğer katılımcılarla birlikte konuşmaya başlıyorsunuz.
Kullanıcıların en çok beğendiği üç şey:
- Seansta geçen kelimelerin seans sonrasında otomatik olarak e-posta kutunuza gelmesi.
- Her seans sonunda seanstaki performansınızla ilgili konuşmacıdan geri bildirim almanız.
- Seanslarda kendi seviyenize uygun dört katılımcıyla konuşabilme imkânına sahip oluşunuz.
Kurucu: Hasan Can Üretmenoğlu, 1994 yılında İzmir’de doğmuş. 2013 yılında Yeditepe Üniversitesi’nde Reklam Tasarımı ve İletişimi eğitimi almak için İstanbul’a gelmiş. O zamandan beri BukyTalk ile hayalini gerçekleştiriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Unicorn olma tanımının 1 milyar değerleme ve üzeri yerine 100 milyar değerleme ve üzeri olarak değiştirilmesi gerektiğine inandığımız bir halka arz dönemini geride bıraktık.
17 Ara 2020

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Televizyonda sunucuların “50 milyon bizi izliyor” dediği günlerden herkesin kendisi için üretilmiş başka bir içerik akışında yaşadığı "yankı odaları" dünyasına geldik. Sosyal medya ortak metni parçaladı, üretken yapay zeka ise kişiselleştirmeyi başka bir aşamaya taşıdı. Peki bu ortamda kitle iletişimi tamamen öldü mü? Belki de buradaki asıl krizi erişimin azalması değil, ortak gerçekliği kuran sistemlerin giderek daha az hesap verebilir hâle gelmesi olarak okumalıyız.

Kanada’da bir okul saldırganının ChatGPT hesabının sekiz ay önce şiddet içerikli kullanım nedeniyle işaretlendiğinin ortaya çıkması, sohbet botlarının kullanıcılarını ne ölçüde izlemesi ve hangi noktada yetkililere bildirmesi gerektiği tartışmasını büyüttü. British Columbia’nın OpenAI’a karşı açtığı dava, mahremiyet ile güvenlik arasındaki sınırın nerede çizileceğini tartışmaya açarken Türkiye’de okul saldırıları sonrası alınan önlemler benzer bir sorunun başka bir yüzünü gösteriyor.

Yapay zekanın insanlığı yok edeceğine dair felaket senaryoları, genellikle kontrolden çıkan süper zekalara ve “katil robotlara” odaklanıyor. Oysa uzmanların daha olası gördüğü risklerin çoğunda yapay zeka tek başına hareket etmiyor. Özellikle beş olası senaryo, kontrol zincirini geri dönüşü olmayacak şekilde kırma potansiyeli taşıyor.

Yapay zeka patlamasının da etkisiyle artık ürünlerin pazarlama materyallerinde sürekli aynı kelimeler tekrarlanıyor: Ajan tabanlı, AI destekli, kurumsal düzeyde, akıllı, uçtan uca, yeni nesil, ekosistem… Yıllar önce pazarlama ekiplerinin temel problemi, insanların üründen haberdar olmasını sağlamakken bugün bunun önünde çok daha kritik bir problem yer alıyor: İnsanların ürünün ne olduğunu anlamasını sağlamak.

Son birkaç yıldır yapay zeka yarışında geçerli olan kural basitti: Daha güçlü modeli daha hızlı geliştiren kazanır. Son günlerde sektörün öncü isimleri tarafından yapılan açıklamalar ise bu denklemin değişmeye başladığını gösteriyor. Modellerin siber saldırılardan biyolojik silah geliştirme girişimlerine uzanan riskli kullanım alanlarında sahneye çıkması, yarışın öncülerini ilk kez açık bir biçimde frene basma olasılığını tartışmaya itiyor.



