Kuvvetli Bir Alkış: Berkun Oya’dan bir varoluş komedisi

Berkun Oya imzalı mini-dizi Kuvvetli Bir Alkış’ı, oyuncuları Aslıhan Gürbüz, Fatih Artman ve Cihat Süvarioğlu ile konuştuk.
Kuvvetli Bir Alkış: Berkun Oya’dan bir varoluş komedisi

1 Mart - Reflect Studio - Duende
Reflect Studio ile birlikte

Kırmızı kalbi takip et: Reflect Studio X Keith Haring

Sevgili Duende okuru, Kalbin kadar temiz bu sayfayı , kocaman bir kalbe sahip olan bir isme; Keith Haring ’e ve onun kırmızı kalbini takip edebileceğin Reflect Studio iş birliğine ayırıyoruz. 1980'lerin başında New York sanat sahnesinin…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

“Keşke hiç doğmamış olsaydım” diye düşündüğün oldu mu hiç? Bu hayattaki meseleni ya da amacını hiç bulamayacağını... Ebeveynlerine seni dünyayı getirdikleri için kızdın mı ya da? Ve tüm bunlara rağmen hayatta kalmayı ve bir birey olarak var olmayı başarabildiğin için kuvvetli bir alkışı hak ettiğini? 

2010’ların başında KREK’in Santralistanbul’daki mekanında izlediğim, hiç alışık olmadığım bir tiyatro deneyimi sunan oyunlarıyla tanımıştım Berkun Oya’yı. 2020’de senaryo yazmaktaki ve toplumu gözlemlemekteki yetkinliğini Bir Başkadır ile evlerimize taşıyan Berkun Oya’nın yeni dizisi Kuvvetli Bir Alkış da dün Netflix kataloğundaki yerini aldı. Yaklaşık yirmişer dakikalık altı bölümde yaşama ve ölüme, var olmaya ve var olmak istememeye, romantik ilişkilere ve çocuk-ebeveyn ilişkilerine dair çok şey söyleyen Kuvvetli Bir Alkış trajikomik anları, absürt mizahı ve bilhassa oyuncu yönetimiyle dikkat çekiyor. Uzun zamandır kahkahalarımın gözyaşlarıma karıştığı bir şey, hele ki anadilimde, izlemediğimi düşünüyorum. 

Kuvvetli Alkış’ı, düşündürdükleri ve hissettirdiklerini üç oyuncusu, Aslıhan Gürbüz, Fatih Artman ve Cihat Süvarioğlu ile konuşuyoruz.

Aslıhan Gürbüz | Kaynak: Netflix Türkiye

Bir yandan bu kadar kahkaha attıran, bir yandan da varoluşunu ve hayatını sorgulatan diziler kolay bulunmuyor. Siz bu hikayede kendinizi daha sık Zeynep ve Mehmet’in yerine mi yoksa Metin’in yerine mi koyarken buldunuz? 

Aslıhan Gürbüz: Ne güzel tanımladın işi teşekkür ederim öncelikle; bu Berkun Oya’nın başarısı. 

Ben genelde hikayelerde oynadığım karakterin yerine koyarım kendimi ama bahsettiğin diğer karakterleri de anlamıyor değilim. Yalnız kalamadığı için sevgili olan, ayrılamadığı için evlenen, boşanamadığı için çocuk yapan ve dahası ne istediğini bilmeyen bir kadının evlilikte ve sonrasında anneliğinde, eşine ve çocuğuna etkisi o kadar büyük ki ve aslında toplum bunlarla o kadar dolu ki, Kuvvetli Bir Alkış tam da bu noktada tatlı bir eleştiri yapıyor ve ben o tatlı eleştirinin her karakterdeki yansımasında varım ve hak veriyorum… 

Fatih Artman: Evet, hikayeyi sadece komedi olarak değerlendirmek de doğru olmaz. Varoluşun sancılarını ve toplum kurallarının hepimiz üzerinde yarattığı baskıyı mizahi bir dille dengede tutan bir hikaye. Özgün bir ruhun ortaya çıktığına inanıyorum. Bu dengeli ve özgün tutum hikayedeki karakterler için de geçerli tabi. Benim için Kuvvetli Bir Alkış’ın en güzel ve özel taraflarından biri de tek bir karakterle özdeşleşip empati yapmıyor oluşumuz. Mehmet özelinde elbette hissiyatım daha farklı, çok objektif olamayabilirim belki ama bir seyirci olarak bütün karakterlerle empati içinde oldum. Aynı durumların içinde kalmamış olsam da kendi hayatımla başka özdeşlikler kurarak Mehmet’i anladım, Zeynep’e hak verdim yer yer Metin’i ve ailemle kurduğum ilişkiyi de gördüm kendimde.

Kuvvetli Bir Alkış | Kaynak: Netflix Türkiye

Peki dahası, bu senaryo aracılığıyla kendi ebeveynlerinize hak verdiğiniz oldu mu?

Fatih Artman: Elbette, hem kendi ebeveynlerime hem de tüm ebeveynlere ve çocuklara hak verdim. Bireyin önemi üzerinden başlayan ilişkinin, hem çocuk hem ebeveyn açısından ne kadar mümkün olabileceğini sorguladım daha çok. Her bir karakterin ayrı ayrı varoluşsal düşünceler içinde olduğunu, çocuk ya da yetişkin olmasından bağımsız birey ile kurulan ilişki dengesinin kıymetini ve mutlak başarının zorluğunu hissettirdi bana.

Aslıhan Gürbüz: Ben ebeveynlerine hak veren bir çocuktum hep, bu yaşa geldim ailemdeki her bireyi hep anladım. Anne-baba olmak aile olmak inanılmaz zor bir iş bence ve emekliliği yok! Sürekli eleştirilip, sürekli vicdan azabı duyulan bir yapı gibi bana göre. Kabul edip anlamak mühim sanki ve hazır olmadan oraya girmemek, ki toplum için de önemli bir düşünce gibi geliyor bana bu bilinç seviyesi. Aksini her daim görüyoruz işte.

Aslıhan, Berkun Oya’nın iyi kadın karakterler yazdığını düşünüyor musun? Zeynep karakterinin bir kadın ve bir birey olarak, annelik görevinin ötesinde bir karakter olarak var olması için senaryo üzerinde birlikte çalıştığınız ya da fikir alışverişi yaptığınız oldu mu?

Aslıhan Gürbüz: Düşünmesem oynamazdım, kadın neredeyse sadece kadınlar tarafından yazılırken Berkun’un Zeynep’i benim için su katılmamış bir özellikteydi. Eksiksiz, kusursuz yaratılmıştı ve dolayısıyla benim bir ekleme yapmak ya da bir şey istemek haddime değildi. Ben yeterince iyi anlamanın derdinde belki çok soru sormuş olabilirim ama set öncesi... 

Fatih Artman | Kaynak: Netflix Türkiye

Fatih, daha önce Berkun Oya ile çalışırken neler öğrenmiştin, Kuvvetli Bir Alkış’ta bunları nasıl kullandın ya da hangi açılardan farklı bir deneyim oldu? 

Fatih Artman: Berkun Oya ile Bir Başkadır’ın öncesinde ve sonrasında yaptığımız çeşitli projelerimiz oldu. Bütün bu sürecin toplamında çok değerli deneyimler ve farklı bakış açıları kazandım elbette. Kuvvetli Bir Alkış dünyası ise diğer projelere nazaran komedi kısmının daha yoğun olduğu bir hikaye. Özgün bir mizah anlayışıyla oldukça sıradışı ve yenilikçi bir sunum. Kurulmak istenen ilginç ve aynı zamanda herkesin hızlıca kabul edebileceği kadar sıradan olan bu dünyayı, oyuncu olarak da hem organik hem de ilgi çekici bir şekilde yaratmaya çalışmak oldukça farklı ve keyifliydi. Zorlu olduğu kadar çok keyif aldığım, gurur duyduğum bir hikaye oldu.

İlk bölümlerdeki Zeynep ile Mehmet ve son bölümlerdeki Zeynep ile Mehmet arasındaki farklılıklarda en çok ne dikkatinizi çekti ve bunu performanslarınıza nasıl yansıtmaya çalıştınız?

Aslıhan Gürbüz: İlk bölümlerdeki Zeynep daha çok Mehmet’le didişip, ne istediğini bilmemenin rüzgarında savrulurken son bölümlerde bir kabullenişi oldu. Anneliğin de etkisiyle o kabulleniş kendisini sorgulamaya ve yaptığı yanlışları görmesine vesile oldu. Ha değiştirebildi mi? Hayat gibi, hepimiz gibi. Seneler geçtikçe değişiyoruz ya da değişmeyi kaçırıyoruz…

Fatih Artman: Mehmet çekirdek ailedeki “baba” rolünü oynayan bir karakter. Varoluşsal sorunlar yaşayan, günümüz orta sınıfı standart bir insan. Hikayede Mehmet’in iyi bir birey yetiştirme çabası olsa da ebeveyn olarak kurduğu ilişki şekli başta olmak üzere, kendi varoluşsal sorunları, eşiyle yaşadığı içsel çatışmalar gibi birçok sebep onu değiştiriyor. Ben de oyuncu olarak bu durumun içinde kalmaya çalıştım sadece.

Cihat Süvarioğlu | Kaynak: Netflix Türkiye

Cihat, dizide çok tuhaf bir karakteri canlandırıyorsun bana kalırsa. Hani “büyümüş de küçülmüş” bile diyemiyorum, anne karnında yetişkin bir adam görüyoruz. Senaryoyu eline aldığında bu konudaki tepkin ne oldu? Sonraki bölümlerde gerçek bir yetişkini canlandırdığında karakteri bu sahnedekinden farklı bir şekilde mi ele aldın?

Cihat Süvarioğlu: Evet ben de ilk okuduğumda alışık olmadığımız ama bir yandan da çok gerçek olan durumlar buldum. Metin karakterinin ilginçliği beni hem şaşırttı hem de çok heyecanlandırdı. Altından kalkabilecek miyim acaba diye de düşündürdü. Oyuncu için kolay denk gelebilecek şeyler değil böyle senaryolar. Başka nerede karşılaşabilirim ki böylesi bir dünyayla diye geçirdim içimden.

Anne karnıyla yetişkini birbirinden çok ayırmadım. Metin tutarlı bir karakter, başından beri güçlü bir şekilde portakaldaki vitamin haline dönme isteği var. Öncesi ile ilgili elimde çok materyal vardı senaryoda. 30’lu yaşlara geldiğinde neler biriktirdiğine baktım aslında. Onu bu şekilde davranmaya iten sebeplere, o yaşlara geldiğindeki isteğine yoğunlaştım. Bu da yetişkin hâlini anlamamı kolaylaştırdı.

Öncesi ile ilgili çok materyal var demişken... Dizide farklı yaşlardaki Metin’i canlandıran iki çocuk oyuncu da var. Onlar ve performansları hakkında ne düşünüyorsun? Karakterin sürekliliği ve tutarlılığı için ortak bir çalışma yaptınız mı?

Cihat Süvarioğlu: Rezdar (Taştan) ve Eyüp (Mert İlkiş) çok başarılılar. Metin’in yetişkin hâline giden yolda karakteri çok güzel sahiplenmişler ve derdini çok iyi anlatmışlar. Beraber öyle bir çalışma fırsatımız olmadı ama ortak dili yakalamak adına Berkun Oya yönlendirmesiyle öncesinde çok prova yaptık.

Kuvvetli Bir Alkış | Kaynak: Netflix Türkiye

Dizideki o telefon konuşması iletişimsizlik ve söylenmeyenlerin neleri değiştirebileceğini göstermesi açısından beni çok yaraladı. Bu sahne sizin için ne ifade ediyor?

Fatih Artman: İlişkideki erkek figürü olarak Mehmet’in toplumsal anlamda benimsenmiş belirli sorumlulukları ve rolleri var elbette, iyi bir eş ve iyi bir baba olmaya çabalarken Zeynep’e ihtiyacı olan duygusallığı gösterememiş belki de. Bu sebepten dolayı aralarında bir iletişimsizlik oluşmaya başlıyor. O sahne ile belki de ilk defa gerçek bir iletişim görüyoruz. Benim için de en değerli en özel sahnelerden biri bu. Birçoğumuzun yaşadığı ilişki sarmalının içinde hayal ettiği bir gerçek gibi sanki. Bu hayalin çok özgün ve sade yorumlanmış bir sahneye dönüşmesi ve hikayede gerçekle iç içe geçmesi hem oyuncu hem de seyirci olarak çok etkileyiciydi benim için.

Aslıhan Gürbüz: Benim için de en özel sahnelerden biridir. İletişimsizlik ne acı bir şey ki yüze söylenemeyecek, uyurken söylenmek istenenlerin olduğu başka sahnelere de sirayet ediyor bu işte… Hayatta da öyle, ifade edilemeyen hisler, söylenmemiş sözler, anlaşılmayan istekler silsilesi…. Çoğumuz ne kendimizi yani özümüzü ne de iletişim kurduğumuz bir başkasını dinleyemiyor, anlayamıyoruz. Bir çoğumuz “kimiz” onu bile bilmiyoruz. İnsan olma yolculuğu diyorum ben buna ve sanırım dünyada geçirdiğimiz zamanla, tecrübelerle, olaylarla ve insanlarla ya gelişiyor ya gelişir gibi olup geriliyor. 

Çoğu zaman her birey kendini gerçekten bilseydi dünya nasıl olurdu diye soruyorum kendime. Ben ne kadar biliyorum? O da meçhul. Ya da ne kadar dinliyorum? Temelde iletişimdeki sorunun da dinlemek olduğunu düşünüyorum ayrıca, karşımızdaki konuşurken kendi savunmamızı mı düşlüyoruz zihinde ya da vereceğimiz yanıtı mı? Yargı mı yoksa içimizden geçen? Tam olarak dinledik mi karşımızdakini yoksa onun anlattıklarının altındaki saçma sapan varsayımda mıyız? Neredeyiz o konuşurken? 

Aynı şey kendimiz için de geçerli. Dizide Mehmet’in dediği gibi “Ben de dinlemezdim ki kendimi, dinleseydim spora başlardım, anneannemi daha sık ziyaret ederdim” vs. diyor ya... Öyle bir hâl işte.

Nerede izleyebilirsin? Berkun Oya’nın yazıp yönettiği, oyuncuları arasında Aslıhan Gürbüz, Fatih Artman ve Cihat Süvarioğlu’nun yer aldığı altı bölümlük mini-dizi Kuvvetli Bir Alkış, dün Netflix’te yayınlandı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🪱 Dune’da ikinci perde, Netflix’ten “Kuvvetli Bir Alkış”

Denis Villeneuve’den "Dune: Part Two", Berkun Oya imzalı “Kuvvetli Bir Alkış”ın oyuncularıyla sohbet.

01 Mar 2024

Reflect Studio ile birlikte
Kaynak: TME Films

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sahneler farklı, konserler aynı: Büyük rock grupları neden şarkı listelerini değiştirmiyor?

Köklü rock grupları yıllardır büyük ölçüde aynı şarkı listeleri ve sahne düzenleriyle konser veriyor. Bir grubun geniş bir müzik kataloğuna sahip olması, dinleyiciye her konserde bu zenginliğin farklı bir bölümünü sunması için yeterli değil mi?

Eda Solmaz

·

19 Eki 2026

Sahneler farklı, konserler aynı: Büyük rock grupları neden şarkı listelerini değiştirmiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Romain Gavras’ın 'Athena'sından 'La Commune'e: Öfke var, devrim neden yok?

Bir düzeni reddetmekle onun yerine başka bir düzen kurmak arasındaki mesafe neden bu kadar büyük? Romain Gavras’ın 2022 yapımı "Athena"sı bu soruyu cevaplamaktan çok, bütün şiddetiyle önümüze koyuyor. Film, öfkenin nasıl kolektif bir enerjiye dönüşebildiğini, kalabalıkların kadraja her girişinde büyüyen bir hareket duygusu ve baş döndürücü bir kurgu temposuyla gösteriyor.

Romain Gavras’ın 'Athena'sından 'La Commune'e: Öfke var, devrim neden yok?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Filmekimi’nde neler izledik?

İstanbul ve Ankara ayakları sona eren, bu hafta sonu İzmir ve Mersin’de sürecek Filmekimi seçkisinde ölüm, yas, ahlaki ikilemler ve gerçek hayatlardan beslenen hikayeler öne çıktı.

Emre Eminoğlu

·

19 Eki 2026

Filmekimi’nde neler izledik?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında

Adalet, gerçeklik ve güvenlik sarsılırken yapay zeka yeni bir faili sahneye çıkarıyor. Netflix'in "Instadocs" serisi, kendi yarattığı sistemlerle yüzleşmek zorunda kalan insanlığın hikayesini anlatıyor.

Instadocs: Kendi canavarlarını yaratan çağ sıcağı sıcağına kayıt altında
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine

Süleyman Doğru'nun dilimize kazandırdığı "Latin Amerika Patlaması - Boom Mektupları", kitabın editörlerinin imece usulü yazdığı "giriş" yazısı, yaklaşık 207 mektup ve mesaj, yazarların birbirleriyle yaptıkları söyleşiler, eserleri hakkında kaleme aldıkları deneme, eleştiri ve makalelerle bizi Latin Amerika ve İspanyolca edebiyatın dört çığır açan isminin dünyasına davet ediyor.

Soner Can

·

15 Eki 2026

Dünya edebiyatının zarif devrimcileri: 'Latin Amerika Patlaması' üzerine