Kuyruğunu Kovalayan Yavru Kedi: Yeni Yıl ve Hayata Dair İlham


Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar.
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Bir zamanlar, sessiz bir köyde, neşeli bir yavru kedi dünyaya gelmiş. Merak dolu, enerjik ve her şeyden keyif alan bu kedi, hayatını çevresini keşfetmekle geçirirmiş. Rüzgârda sallanan yapraklar, çimenlerin yumuşaklığı, güneş ışığının ağaç dalları arasından süzülüşü, her şey onun için büyülüymüş. Fakat bir gün, yavru kedi çok ilginç bir şey fark etmiş: kendi kuyruğu. Kuyruğunu ilk kez fark ettiğinde, hareket edişi onu büyülemiş. “Bu nedir?” diye düşünmüş ve kendi kuyruğunu yakalamaya karar vermiş. “Eğer onu yakalarsam, tamamlanacağım. Sonsuza kadar mutlu olacağım!” Ve kovalamaca başlamış. Dönmüş, sıçramış, yuvarlanmış. Ama ne kadar hızlı veya çevik olursa olsun, kuyruğunu bir türlü yakalayamamış. Yorulunca bir süre durmuş, ama kuyruğunun tekrar hareket ettiğini gördüğünde heyecanla peşine düşmüş. Bu sonsuz bir oyun gibiymiş onun için: ne kazandığı ne de bırakabildiği bir oyun. Yavru kedinin annesi, bilge bir kediymiş. Yavrusunun bu telaşını sessizce izliyormuş. Kendi gençliğini hatırlamış; o da bir zamanlar kuyruğunu kovalayan bir kediymiş. Mutluluğun bir şeyleri “yakalamakta” olduğunu sanmış, ama sonunda bunun bir yanılgı olduğunu anlamış. Anne kedi yavrusunun yanına gelerek sakin bir sesle sormuş: “Evladım, neden böyle döne döne kendini yoruyorsun?” Yavru kedi, nefes nefese bir şekilde cevap vermiş: “Anne! Kuyruğumu yakalamaya çalışıyorum. Eğer yakalarsam çok mutlu olacağım. Ama ne kadar denesem de ona ulaşamıyorum!” Anne kedi yumuşak bir gülümsemeyle yavrusuna bakmış ve şöyle demiş: “Ah, küçük yavrum. Kuyruğunu yakalamaya çalışmana gerek yok. Çünkü kuyruk zaten senin. Nereye gidersen git, o da seninle gelir. Sadece yürümeye devam et, o zaten hep seninle olacak.”
Hepimiz zaman zaman bu yavru kedi gibi hissetmez miyiz? Hayatın yoğun temposu içinde, mutluluğun ve tatminin bir şeyleri “elde etmekte” olduğunu düşünürüz. Daha fazla başarı, daha fazla sevgi, daha fazla rahatlık… Ama ne kadar çok şey elde edersek edelim, eksiklik hissi geçmez. Tıpkı kuyruğunu yakalamaya çalışan yavru kedi gibi yoruluruz. Yeni yıl, bu kısır döngüyü sorgulamak için mükemmel bir zaman. Şunu kendimize sorabiliriz:
Ben neyi kovalıyorum? Mutluluğu dışarıda mı arıyorum? Gerçekten ihtiyacım olan şey zaten bende olabilir mi?
Yavru kedinin kuyruğu, aslında hayatta sürekli peşinden koştuğumuz hedeflerin bir metaforu, para, kariyer, ilişki, statü. Bu hedeflerin bize mutluluk getireceğini düşünürüz, ama çoğu zaman, onları elde ettikten sonra yine de bir eksiklik hissederiz. Peki neden böyle düşündünüz mü? Mutluluk dışarıda değil, içimizde saklı aslında.
Yavru kedinin annesi, bu kovalamacanın boşuna olduğunu anlamış bir bilge. Ona şu önemli mesajı veriyor: “Kuyruğunu yakalamaya çalışmana gerek yok. Çünkü kuyruk zaten senin. Nereye gidersen git, o da seninle gelir. Sadece yürümeye devam et.” Bu sözler, mutluluğun dışarıda bir şeyleri yakalamakta değil, hayatın akışına güvenmekte olduğunu hatırlatıyor.
Yeni yılda huzuru bulmak için, kendimize biraz daha nazik davranabiliriz; peşinden koştuğumuz hedefleri sorgulayabiliriz; şu anda sahip olduklarımızın değerini anlamaya çalışabiliriz.
Anne kedinin öğüdüyle, yürümeye devam ettiğimizde aradığımız mutluluk bize doğal bir şekilde gelecektir. Mutluluk, kovalamayı bıraktığımızda bize kendini gösteriyor.
2025, yepyeni bir yıl ve yeni bir başlangıç. Bu yıl farklı bir şey deneyelim. Hedeflerimizi belirlerken, dış dünyada neyi başarmak istediğimiz kadar iç dünyamızda neye ihtiyacımız olduğunu da soralım. Mutluluk ve tatmin, bir varış noktası değil, bir yolculuk.
Bu yıl, daha az kovalayalım, daha çok hissedelim; daha az yapalım, daha çok olalım; daha az endişelenip, anın tadını çıkaralım; daha çok doğada vakit geçirip, doğanın güzelliklerini keşfedelim.
Paulo Coelho’nun Simyacı eserinde söylediği gibi: “Eğer bir şeyi gerçekten istersen, tüm evren onu gerçekleştirmek için iş birliği yapar.” Ancak bu “istek,” dışarıdaki bir şeye duyulan açgözlü bir arzu değil, içsel bir keşif yolculuğu olmalı. Simyacı bize en büyük hazinenin, her zaman kendi içimizde olduğunu öğretir. 2025’te, gerçek hazineyi dışarıda aramaktansa, içimize dönelim. Gerçek hazine, kendimizle olan derin bağımız. Kuyruğunu kovalayan bir kediden daha fazlası olmaya başladığımızda hem kendi içimizdeki huzuru hem de hayatla olan uyumu buluruz. Yeni yılda kendimize en güzel hediyeyi verelim: Anı yaşamanın, elimizde olanın tadını çıkarmanın ve mutluluğu içimizde bulmanın bilincini.
2025 size huzur, mutluluk ve keşiflerle dolu bir yıl getirsin!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2024'te neler oldu?, ağaç portrelerinde bu sayıda "fıstık çamı", tüketim çılgınlığı, alışkanlık kazanmak için stratejiler, yeni yıla dair ilham, kitap önerisi ve çok daha fazlası...
27 Ara 2024

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







