Laboratuvar ortamında sentetik insan embriyoları geliştirildi


EBRD x Aposto Radyo sunar: Rota Dijital Rota Dijital : EBRD ve Aposto Radyo iş birliğiyle, J.P. Morgan ’ın desteğiyle hazırlanan Rota Dijital podcast serisi, dijital dönüşüme dair en çok merak edilenlere, dijital dönüşümün temel bileşenlerine ve KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğuna ışık tutuyor. Rota Dijital ’de üçüncü bölüm “Mesleklerin Dönüşümü”: Podcastin bu haftaki bölümü ; dijitalleşmenin bireylerin ve firmaların iş yapış şeklini nasıl değiştirdiğini ve gelecekte mesleklerin nasıl şekilleneceğini aktararak KOBİ’leri bekleyen değişimleri ve fırsatları inceliyor. EBRD Dijital Barometre Türkiye’de ekonominin belkemiği olan küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ), günümüzün zorlu koşullarının yanı sıra küresel rekabetten kaynaklı olarak dijitalleşme ihtiyacı duyuyor. Ancak dijital dönüşüm birçok KOBİ için hâlâ oldukça karmaşık ve belirsiz bir süreç. Neler oldu? KOBİ’lerin dijital dönüşümünü hızlandırmalarına yardımcı olmayı amaçlayan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ; yol haritası, mentorluk, eğitim ve danışmanlık hizmetleri aracılığıyla rehberlik sağlamak üzere EBRD Dijital Barometre aracını geliştirdi. Nedir? EBRD Dijital Barometre, KOBİ’lerin farklı alanlardaki dijital olgunluk seviyelerini anlamalarına yardımcı olan çevrim içi bir öz değerlendirme anketi. EBRD Dijital Barometre anketini ücretsiz olarak cevaplayıp sonuç raporunuzu almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilir, Rota Dijital podcast serisini ise buradan dinleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Laboratuvar ortamında, yumurta ya da sperm kullanmadan; kök hücrelerden yararlanarak başarılı bir şekilde sentetik insan embriyoları oluşturulduğu bildirildi. Atan bir kalp ya da başlangıç aşamasında bir beynin bulunmadığı; tipik olarak plasenta, yumurta kesesi ve embriyonun kendisini oluşturacak hücreleri içerdiği belirtilen, insan gelişiminin ilk evrelerine benzeyen bu yapıların, genetik bozuklukların etkisi ve tekrarlayan düşüklerin biyolojik nedenlerine ilişkin yeni bilgiler sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Geniş açı: Cambridge Üniversitesi ve California Teknoloji Enstitüsü'nden Prof Magdalena Żernicka-Goetz, söz konusu çalışmanın detaylarını Uluslararası Kök Hücre Araştırmaları Derneği'nin geçtiğimiz hafta Boston'da gerçekleşen Boston'daki yıllık toplantısında paylaştı.
- Toplantıda "[Embriyonik kök] hücrelerin yeniden programlanmasıyla insan embriyosu benzeri modeller yaratabiliriz," ifadelerini kullanan Żernicka-Goetz, Guardian'a verdiği demeçte ise tamamen embriyonik kök hücrelerden geliştirdiklerini belirttiği insan modelini, "yumurta ve spermin öncü hücreleri olan amniyon ve germ hücrelerini belirleyen ilk üç aşamalı insan embriyo modeli" olarak tanımlıyor.
- Bu model yapıların, embriyonun sürekli bir hücre tabakasından farklı hücre hatları oluşturmaya ve vücudun temel eksenlerini kurmaya dönüştüğü gastrulasyon olarak bilinen gelişimsel bir dönüm noktasının başlangıcına ulaştığını aktaran Żernicka-Goetz, embriyoların doğal bir embriyo için 14 günlük gelişimin hemen ötesinde bir aşamaya kadar yetiştirildiğini ifade etti.
Bir adım geriden: Geçtiğimiz yıl moleküler genetikçi Joseph Hanna liderliğindeki İsrail Wizemann Bilim Enstitüsü'nden bir grup araştırmacı, laboratuvarda döllenmiş yumurta ya da rahim olmaksızın sentetik bir fare "embriyosu" yaratmayı başarmış; ancak embriyo modeli, 20 günlük fare embriyonik döngüsünün yalnızca sekizinde hayatta kalabilmişti.
- İnsan hamileliğinin erken evrelerinde neler olduğuna dair bir fikir edinmemizi sağlayan bu gelişme için Melbourne Üniversitesi'nden kök hücre araştırmacısı Megan Munsie, insanlarda birçok gebeliğini bu aşamada düşükle sonuçlandığını ve bu durumun nedeninin bilinmediğini belirterek "Modellere sahip olmak, neyin yanlış gidebileceğini daha iyi anlamanın bir yolunu ve muhtemelen bu konuda neler yapabileceğimize dair içgörü sağlar." ifadelerini kullanmıştı.
Öte yandan: Bilimsel açıdan çığır açıcı nitelikte olan bu gelişme, etik ve yasal açıdan ise oldukça sıkıntılı olarak karşımıza çıkıyor. Buna göre, laboratuvarda yetiştirilen varlıkların, Birleşik Krallık ve diğer birçok ülkedeki mevcut mevzuatın dışında kaldığı ifade ediliyor.
- Sentetik embriyoların klinik olarak kullanılmasına ilişkin yakın vadeli bir beklenti olmadığı gibi, bu yapıların rahme yerleştirilmesinin de yasadışı olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte, bu yapıların gelişimin ilk aşamalarının ötesinde olgunlaşmaya devam etme potansiyeline sahip olup olmadığı henüz net bir şekilde bilinmiyor.
Amaç: Çalışmanın motivasyonu, bilim insanlarının gelişimin "kara kutu" olarak adlandırılan dönemini anlamaları olarak öne çıkıyor. Mevcut durumda bilim insanlarının embriyoları laboratuvarda yalnızca 14 günlük yasal bir sınıra kadar yetiştirmelerine izin veriliyor. Bu sürenin dolmasının ardından bilim insanları, embriyoların gelişiminin gebelik taramalarına ve araştırma için bağışlanan örneklere bakarak takip edebiliyor.
- Konuya ilişkin olarak Londra'da bulunan Francis Crick Enstitüsü'nden kök hücre biyolojisi ve gelişimsel genetik bölüm başkanı Robin Lovell-Badge, "Fikir şu ki, kök hücreleri kullanarak normal insan embriyonik gelişimini gerçekten modellerseniz, araştırma için erken embriyoları kullanmak zorunda kalmadan, gelişime nasıl başladığımız, nelerin yanlış gidebileceği hakkında çok fazla bilgi edinebilirsiniz." ifadelerini kullanıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rekabet Kurulu'ndan Google'a soruşturma. Blue aboneleri için artan karakter sınırı. Laboratuvar ortamında sentetik insan embriyoları. Yapay zekanın "babasından" açıklamalar.
22 Haz 2023

YAZARLAR

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Haziran ayında İstanbul’daki Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nde açıklanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı, Resmî Gazete’de yayımlanmasıyla kamu kurumları için resmî bir yol haritasına dönüştü. Plan, yetkinliklerin yaygınlaştırılmasından işlem gücü yatırımlarına uzanan 16 adımlık bir çerçeve sunuyor ancak sınırlı eğitim hedefleri, özel sektöre yönelik teşvik ihtiyacı, yönetişim ve çevre alanındaki boşluklar, planın geliştirilebilecek yönlerine işaret ediyor.

Google, yapay zeka alanında bugüne dek her zaman sessiz, istikrarlı, kendini kanıtlamış ve olgun bir şirket imajı çizdi. Fakat Ağustos ayı başlarında şirket, yapay zeka yönetiminde bugüne kadar yaptığı en köklü değişikliklerden birine gitti. Eski şirket çalışanları tarafından yapılan açıklamalar, bu yönetim değişikliğinin ardında şirketin yapay zeka alanında hangi yöne ilerlemesi gerektiğine dair önemli bir fikir ayrılığı olabileceğine işaret etti.

Son günlerde yapay zeka modellerinin yaygın kullanıma açılmak için yeterince güvenli olup olmadıklarını anlamak üzere yapılan testler, başlı başına bir güvenlik riskine dönüşüyor. Şirketler tarafından bir prestij göstergesi gibi sunulan kaçış vakaları, test ortamları ve prosedürlerinin de en az modeller kadar hızlı güçlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Yapay zeka üretimiyle insan üretimini birbirinden ayırmak giderek zorlaşırken Spotify’dan Anthropic’e teknoloji şirketleri, etiketler ve filigranlarla kökeni yeniden görünür kılmaya çalışıyor. Ancak bu önlemler kolayca aşılabiliyor; üstelik bir içeriğin yapay zeka ürünü olduğunu öğrenmek ona biçtiğimiz değeri de değiştiriyor. Belki de asıl mesele artık sahte içeriğe kanıp kanmayacağımız değil, otantikliği nasıl tanımlayacağımız olacak.

Yapay zeka şirketleri için rekabet, artık yalnızca kimin daha güçlü bir model geliştirdiği üzerinden yürümüyor. Milyonlarca insanın günlük yaşamına giren bu şirketler, teknoloji laboratuvarlarından tüketici markalarına dönüşürken insanların yalnızca ürünlerini kullanmasını değil, markalarıyla bağ kurmasını da istiyor. Fakat OpenAI’ın ilk influencer gezisine gelen tepkiler, bu stratejinin beklenen etkiyi yaratmadığını ortaya koyuyor.



