'Late Shift': Emek sömürüsü ve kazanç hırsının kıskacındaki sağlık sektöründen manzaralar

Leonie Benesch’in Floria karakterine hayat verdiği Late Shift, İsviçre’de özel bir hastanenin gece vardiyasında çalışan Floria’nin bir gecelik vardiyasını merkeze alıyor. İlk andan itibaren bizi morg soğukluğunda bir atmosferle karşılayan film, ilerleyen dakikalarda türlü aksilikler olacağının sinyallerini daha başından veriyor. Bu da karşımızda alıştığımız türden bir medikal drama olmadığını hissettiriyor.
Medikal drama, çok uzun yıllardır kendi meraklılarını yaratmış, kendi kalıplarını oluşturmuş bir tür. Ancak şimdiye dek aynı tür altında izlediğimiz yapımlardan hiçbiri böylesi soğuk ve seyircisine bu denli mesafeli bir anlatımı benimsememişti. Son olarak aynı türün beğenilen bir örneği olan The Pitt dizisi de yapı olarak kendinden önceki yapımları tekrar ederken Late Shift, bunların hepsinden kendisini ayırıyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Musa Bölükbaşı
Sinema yazarı. Hikaye anlatma tutkusu sebebiyle öğretmenliği bırakıp 2014’te Mersin Üniversitesi’nde Radyo, Televizyon ve Sinema eğitimi almaya başladı. 2018’den beri çeşitli reklam ajanslarında metin yazarlığı yapmasının yanı sıra; Arka Pencere Mecmua, Film Hafızası, The Magger ve Filme mi Gitsek? gibi mecralarda sinema yazarlığı/editörlüğü yapmaktadır. Üzerinde çalıştığı bir distopya dizisi ve bir uzun metraj film projesi bulunmaktadır.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.




