Madalya koleksiyoncusu: Larisa Latynina


Punto'nun 23 Temmuz’da Tokyo’da düzenlenecek Yaz Olimpiyatları için her ayın üçüncü çarşambası yayımlanacak şekilde kurguladığı beş sayılık bülten serisinin üçüncü sayısı; Socrates ve Serbest Atış'ın destekleriyle hazırlandı.
Daha fazlasını öğren →
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
Olimpiyatın televizyonun kapsama alanına pek girmediği dönemlerde üç olimpiyat oyununu domine ederek 48 yıl madalya listesinin en tepesindeki yerini koruyan Larisa Latynina, pek çok popüler ismin gerisinde kalsa da gelmiş geçmiş en büyük olimpiyat efsanelerinden biri.
Dönüm Noktası: Günümüzde jimnastikçiler çok küçük yaşlarda bu spora başlıyorlar. Larisa Latynina ise 11 yaşındayken bale stüdyosunun kapanmasıyla jimnastiğe yöneldi ve bu hem kendisi, hem de Sovyetler Birliği jimnastiği için bir dönüm noktası oldu. O zamanlarda jimnastik akrobatik hareketlerin bu derece yoğun olduğu bir spor olmadığından bu geçiş Larisa Latynina için görece kolaydı.
İlk adım: Larisa Latynina’nın sahneye çıktığı ilk yer Roma‘da düzenlenen 1954 Dünya Şampiyonası. 19 yaşındaki Latynina bu şampiyonada Sovyetler Birliği takımı ile altın madalyaya uzanırken Bireysel Genel Değerlendirme’de ise 14.sırada kaldı. Mükemmeliyetçi bir yapısı olan Latynina için bu daha çok çalışmak demekti. "Zor çocukluğumda çok büyük bir gerçeği öğrendim, iyi şeyler asla gümüş tepside gelmez, yetenek ise esas olarak azim ve sıkı çalışmadır."
Dominasyon: Modern formatına 1952’de kavuşan kadınlar jimnastiği bu tarihten 1980’lere kadar Sovyetler Birliği tarafından domine edildi. Bu dominasyonda en büyük pay sahibi isimlerden biri kuşkusuz Latynina’ydı. 1956’da ilk olimpiyatında 4 altın madalya kazandığında Sovyetler Birliği ilk defa altın madalya sıralamasında ABD’yi geride bırakarak birinci sıraya yerleşiyordu.

Kazanma dürtüsü: Latynina her zaman kazanmayı seven biriydi. 6 yaşında asfaltta yaptıkları koşu yarışında geride kalınca bitiş çizgisine doğru yüz üstü atlayıp birinci gelmiş, elleri yara bere içerisinde kalmasına rağmen birinciliğini kutlamıştı. 4 aylık hamile olması onu 1958 Dünya Şampiyonası’nda altı müsabakanın beşini kazanmaktan alıkoyamayacaktı. 1960 Roma Olimpiyatları’nda Takım, Bireysel ve Yer Hareketleri’nde tekrar altın madalya aldı. Dünya Şampiyonası’nda Bireysel’de geçtiği Věra Čáslavská’ya 1964 Olimpiyatları’nda altın madalyayı kaybetse de Takım Finalleri ve Yer Hareketleri’nde üçüncü olimpiyat altınına uzandı. Latynina emekli olduktan sonra 1977’ye kadar antrenörlük yaptığı Sovyet Millî Takımı’na üç olimpiyat altını kazandırdı.
Olimpiyat efsanesi: 1956’da denge aletindeki dördüncülüğü dışında yarıştığı tüm dallardan madalyayla dönen Latynina, toplamda 18 madalya ile kadın-erkek en çok Olimpiyat madalyasına sahip isimdi. 2012 Londra Olimpiyatları’nda Michael Phelps ona ait rekoru kırarken Latynina rujunu tazeliyordu. Rekoru geçilmişti ama 48 yıl sonra kameralar hiç olmadığı kadar çok ona dönecekti. O bu durumu kendi esprili diliyle karşılıyordu: “Bir erkeğin, bir kadının yıllar önce yaptığı şeyi başarmasının zamanı gelmişti!”

Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Punto Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Nawal El Moutawakel, Larisa Latynina, Dara Torres, Jackie Joyner-Kersee, Çin Kadın Voleybol Millî Takımı. Punto'nun olimpiyat bülten serisinin üçüncü sayısı hazır.
19 May 2021

YAZARLAR

Elif Alper
Tenis yazarı @Punto

Punto
Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Her şeyi kazanan, bütün rekorları kıran ve rakiplerini geride bırakan biri neden hâlâ bırakamaz? "Novak Djokovic: Kış Kurdu" belgeseli, bu soruyla yola çıkıyor ama Djokovic’in karakterini tüm karmaşıklığıyla ele almak yerine çoğu kez onun kendi anlatısına teslim oluyor. Ortaya, zaferi mutlulukla karıştıran ve bütün dünya yenildiği hâlde rahatlayamayan huzursuz, çelişkili ve zaman zaman insanı öfkelendiren bir adam hakkında fazlasıyla huzurlu bir hikaye çıkıyor.

Tadej Pogačar, Paris’te Fransa Turu'nu beş kez kazananların arasına girdiğinde tarihle ve rekorlarla ilgilenmek istemediğini söyledi. Birinci veya beşinci zafer olması fark etmiyordu, Tadej Pogačar o anın tadını çıkarmak istiyordu. Belki gerçekten böyledir. Biz Pogačar’ı Merckx’le, Hinault’yla ve henüz kazanmadığı kupalarla ölçerken o, bisikletin içinde daha yakın şeylere bakıyor: Karşısındaki rakibe, arkasında zorlanan arkadaşına, yol kenarında bekleyen sevdiğine.

Serena Williams’ın dört yıllık aranın ardından Wimbledon’la birlikte kortlara dönüşünü mümkün kılan fiziksel değişim, spor dünyasında yeni bir tartışmanın da kapısını açtı. Serena, profesyonel tenise dönmeye hazırlanırken yeni nesil zayıflama ilaçlarından yararlanarak yaklaşık 15 kilo verdi. Peki bir madde sizi doğrudan daha güçlü veya hızlı yapmıyorsa da ideal kabul edilen vücuda ulaşmanızı kolaylaştırıyorsa doping kapsamına alınmalı mı?

Dünya Kupası futbolcular kadar spor yazarları için de önemli bir kariyer noktasıdır. Futbolcuları takip etmek, maçları stadyumda izleyip yazmak veya anlatmak büyük anlam taşır. The Athletic yazarı Aslı Pelit için mesleki deneyim ve tatminin yanında bir önemi daha vardı 2026 Dünya Kupası’nın. Turnuvayı yeni anne olmuş bir muhabir olarak takip etti. Bir yandan maçlar hakkında yazarken ve basın toplantılarında soru sorarken diğer yandan da altı buçuk aylık kızı Milo’nun bakımını planlamakla meşguldü. Aslı’dan son bir ayın öyküsünü dinledik…

Dünya Kupası'nda Fransa-İspanya, Arjantin-İngiltere maçlarıyla finalistler belirleniyor. Fransa-İspanya eşleşmesi futbolun gördüğü en üst düzey takımlardan ikisini karşı karşıya getirirken Arjantin-İngiltere köklü bir rekabete yeni bir sayfa ekleyecek.




