

Globalleşmek için Company Global
Bu kadar basit. Küreselleşen dünyanın avantajlarından yararlanarak uluslararası pazarlarda şirket kurmak ve sınırların ötesinde şirketinizi büyütmek isterseniz doğru adres: Company Global .
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Meta, kısa bir süre önce karma gerçeklik gözlüğü Quest Pro’yu tanıttı.
Meta’nın bir diğer karma gerçeklik gözlüğü olan Quest 2’nin devamı olmayan; Quest 2’de bulunmayan üst düzey teknolojilerle donatılmış tamamen yeni bir ürün serisi olan Quest Pro, Meta’nın sanal gerçeklik ve metaverse hedeflerinin tam ortasına konuşlandırılmış ve şirket tarafından büyük umutlarla lanse edilmiş yeni bir teknoloji olarak karşımıza çıktı.
Gelin Meta’nın yeni karma gerçeklik setinin kullanıcılara ne vadettiğine ve sektördeki en dişli rakibinden farkının ne olduğuna biraz yakından bakalım.
Başlangıç için: Karma gerçeklik nedir?

Unsplash
En anlaşılır hâliyle karma gerçeklik, sanal gerçeklik (VR) ve artırılmış gerçekliğin (AR) bir arada olmasına verilen isimdir. Karma gerçeklik gözlüğü ile sadece VR ya da sadece AR özellikli cihazların aksine, her iki teknolojiden de yararlanmak mümkün hâle gelir. Başka bir deyişle, karma gerçeklik gözlüğü ile sanal gerçekliği vadettiğini yapıp tamamen dijital bir ortamda bulunabilirken aynı zamanda da gerçek, fiziksel ortamı cihaz ile yeniden yapılandırarak bu ortama yeni dijital öğeler ekleyebilir ve artırılmış gerçeklikten faydalanabilirsiniz.
Gelelim Quest Pro’ya: Meta’nın en yeni teknolojisi bizlere neler sunuyor?

Meta
Meta Platforms bünyesindeki Reality Labs tarafından geliştirilen Quest Pro’nun en öne çıkan yeni özellikleri; göz ve yüz takibi, yüksek kaliteli karma gerçeklik ve pancake lensler ile yeni form faktörü olarak karşımıza çıkıyor.
Göz ve yüz takibi
Quest Pro’nun sensörleri, avatarlar arasında doğal göz teması olmasını ve yüz ifadelerinin gerçek zamanlı olarak sanal gerçeklik ortamına aktarılmasını sağlıyor. Duyguların hissedilmesini ve dijital ortamdaki sosyal etkileşimlerin daha gerçekçi bir hâle gelmesini sağlayan bu yenilik, sanal ortamda “gerçekten” var olduğunuzu, etrafınızdaki diğer avatarlarla sanki gerçek dünyada bir odada bulunuyormuşsunuz gibi hissetmenize yardımcı oluyor.
Yüksek kaliteli karma gerçeklik
Meta Quest 1 ve 2’de de fiziksel ortamı yeniden yapılandırmak mümkün; ancak bu cihazlarda gerçek dünyanın dijital görüntüsü oldukça grenli ve siyah-beyaz olduğu için çoğu ayrıntıyı seçmek imkansızdır. Meta Quest Pro’da ise bu özellik bir üst seviyeye atlamış olarak, hatta Meta’ya göre Quest 2’nin 4 katı çözünürlükte karşımıza çıkıyor ve cihazdaki yeni sensör mimarisi ile fiziksel ortam renkli, üç boyutlu ve yüksek çözünürlüklü bir şekilde yeniden yapılandırılabilir.
Pancake lensler ve yeni form faktörü
Quest Pro, aynı zamanda Meta’nın “pancake” lensleri kullanan ilk karma gerçeklik seti. Işığın ekrara daha yakın yerleştirilmesine olanak tanışan pancake lensler, Meta’nın Fresnek optiklere sahip eski cihazlarına kıyasla daha dar bir profile imkan tanıyor. Meta, Quest 2’ye oranla optik yığının Quest Pro’da %40’a kadar azaltılabileceğini belirtiyor.

Öte yandan, pancake lenslerin artıları sadece bununla da kalmıyor: Cihaz, netlik açısından da iyileştirilmiş olarak öne çıkıyor. Konuya ilişkin Meta, Quest Pro’nun şimdiye kadarki tüm Meta setleri arasındaki en iyi optiklere sahip olduğunu aktarıyor.
Quest Pro × HoloLens 2
Bütün bunlarla birlikte Quest Pro aslında profesyonel hayata hizmet eden bir cihaz olmayı ve geliştiriciler ile şirketlere hitap ederek iş hayatının bir parçası hâline gelmeyi amaçlıyor. Hatta bazı erken test uzmanları, cihazın daha çok bir geliştirici kiti gibi hissettirdiğini belirtiyor. Buna ek olarak, Meta’nın Zoom ve Microsoft Teams, Office ve Windows ile entegre olabildiğini düşündüğümüzde, şirketin odağının nerede olduğu daha da belirginleşiyor.
Cihazın odak noktası ise üretkenlik ve sanal işbirliği olarak belirtiliyor. Meta’nın uzun vadeli vizyonuna göre gelecek nesil Quest Pro’nun Chromebook ve dizüstü bilgisayar anlayışını değiştireceği ve kullanıcıların gittikleri her yere “ofislerini götürmelerine” olanak tanıyan birincil iş cihazı hâline geleceği değerlendiriliyor.
Profesyonel yaşam fikriyle tasarlandığını göz önünde bulundurduğumuzda Quest Pro’nun en büyük rakibi, Microsoft tarafından geliştirilen HoloLens 2 olarak karşımıza çıkıyor.

HoloLens
Aslına bakacak olursanız Microsoft, HoloLens ile yıllardır karma gerçeklik alanına hükmediyor. Ve tıpkı Quest Pro gibi Microsoft’un son teknoloji karma gerçeklik gözlüğü HoloLens 2 de bir bakıma odağına iş hayatını alıyor.
Modern bir ortamda inovasyonu ve işbirliğini sağlamlaştırmak amacıyla tasarlanan HoloLens 2 ile uzaktaki iş arkadaşlarınızla daha gerçekçi bir şekilde bağlantı kurmak mümkün hâle geliyor. HoloLens’in özellikleri arasındaysa mekansal ses haritalama, dahili sesli komutlar, göz ve el takibi ve ses ve video aracılığıyla anında işbirliği gibi kimileri Quest Pro’da da bulunan özellikler yer alıyor.
Peki ya farkları?
Meta Quest Pro ile Microsoft HoloLens 2 arasındaki en büyük fark, iki cihazın fiyatı. HoloLens 2, ABD standartları için bile pahalı denebilecek 3,500 dolarlık bir fiyat etiketine sahipken Quest Pro 1,499.99 dolarlık bir etikete sahip.
Öte yandan, Quest Pro’nun çoğu karma gerçeklik, VR ya da AR cihazından daha iyi performans ve konfor sunduğunu söylemek mümkün; ancak bu, Quest Pro’nun alanının en iyisi olduğu anlamına gelmiyor. Aksine, Quest Pro’nun HoloLens 2 gibi piyasadaki bazı özel kurumsal cihazlardan daha daha az şey sunduğu söylenebilir. Ancak fiyatını rakiplerine kıyasla çok daha ucuz tutmasına bakacak olursak Meta’nın Quest Pro ile başarmak istediği şeyin alanının en iyisi olan bir cihaz üretmek değil de tüketicilere daha karşılanabilir bir alternatif sunmak olduğu çıkarımı da yapılabilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yapay zekanın gözetim amaçlı kullanılmasının tehlikeleri neler? Meta'nın yeni karma gerçeklik gözlüğü neler sunuyor?
24 Eki 2022

YAZARLAR

İrem Denli
Teknoloji Editörü

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?





